Joensuun Kataja etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Joensuun Kataja etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2013 Çarşamba

Son 8 Takım


İki sene önce, acaba ne yaparız diyerek girdiğimiz Avrupa yolunda Son 8’e kalıp Spartak St.Petersburg ile eşleştiğimizde herkes heyecanlıydı, yoksa Final 4 mu geliyor diye. Fakat uzun aradan sonra tekrar boy gösterdiğimiz Avrupa’da tecrübesizliğimize kurban gitmiş, evimizde olmayacak bir mağlubiyet ile Final 4’a giden yolda zorlu bir rakiple eşleşmiştik. Play-off’ta oynanan maçlar istediğimiz gibi sonuçlanmadı, Rusya’dan ARENA’ya mağlubiyetle dönerken, NTVSpor’un da yayınladığı maçta ARENA’da da mağlubiyet alıyorduk.

Bu sene ise gerek Ufuk Hoca’nın kişisel tecrübeleri gerekse de camianın edindiği tecrübelerden dolayı Top16 seviyesini kazasız belasız grup lideri olarak tamamladık ve Son 8’de ev sahibi avantajını da elimizde tutarak mücadeleye başlayacağız. Bu süreçte Jon Diebler’in yokluğu ciddi sıkıntı yaşatacak gibi duruyor, fakat o konulara daha sonra değiniriz. Şimdi rakibimiz Paris Levallois dışındaki takımları kısaca tanıyalım. Paris Levallois için biraz daha detaylı bir çalışma yapmak gerekecek.

 
JOENSUUN KATAJA

Top16 grubumuzda yer alan Finlandiya ekibi, son maçta bizi yenerek Son 8 takım arasına adını yazdırdı. Ön elemede Aliağa Petkim’i elediğinde özellikle ülkemizde kim bu adamlar sorusunu sordurtan Kataja, bu başarısı ile ön elemedeki galibiyetlerini haklı çıkardı. İlk turda kupanın favorilerinden Krasnye Krylia ile aynı grupta yer alan ve 3 galibiyet ile Top16’ya kalan Fin ekibi, bu aşamada takımımızla aynı gruptaydı. Top16’da da 3 galibiyet alıp averaj farkı ile Son 8’e kaldılar ve belki de bu aşamanın en zayıf takımlarından. Kadrosunda 5 Amerikalı bulunan Kataja’nın hücum yükünü Flowers, Virtanen ve Coleman çekiyor. Özellikle dış atışlarda maç içerisinde istikrar yakalayabilen Kataja’nın pota altı rotasyonu ise zayıf kalıyor. Son 8’deki rakipleri oldukça formda olan Gravelines Dunkerque. Ulusal liglerinde dördüncü sırada bulunan Kataja, Final 4’de görmeyi beklemediğim bir takım.

 GRAVELINES DUNKERQUE

Tipik bir Fransız takımı olan Gravelines, kadrosundaki Amerikalı ve Afrikalı oyuncularla, yüksek tempoda basketbol oynayan bir ekip. Son yıllarda Fransa’da belirli bir istikrara sahip olan takım, şu an itibariyle de 5 mağlubiyetle ligin zirvesinde yer alıyor. İlk turda sadece 2 mağlubiyet alarak Top16’ya kalan Gravelines, bu aşamada kupadaki diğer Fransız takımı Paris Levallois ile beraber aynı grupta yer aldı 1 mağlubiyet ile grubu lider biterdiler. Ev sahibi avantajı ile Joensuun Kataja ile karşılaşacak Gravelines’in sorun yaşamadan Final 4’a ulaşacağını düşünüyorum. 3 senedir üst üste Eurochallenge’da mücadele eden ekip, 2010’da ilk turda veda etmişti, 2011’de ise üzerine ciddi ilerleme kaydedip Son 8 takım arasına kalmış fakat daha ileriye gidememişti. Bu sene ise bunu bir adım daha ileriye götürmek için oldukça avantajlılar. Oldukça yüzdeli oynayan oyun kurucuları Dwight Buycks, atletik uzunları Ludovic Vaty ve Türk Telekom’dan da tanıdığımız Kennedy Winston sayı yükünü çeken oyuncular. Maçların sertleşmesine karşı bu zamana kadar gerekli direnci gösteremeyen Gravelines, Final 4’de bu handikaplarını aşarsa önemli galibiyetlere imza atacaktır. Yollarımız ancak finalde kesişiyor.

KRASNYE KRYLIA

Kupanın favorilerinden Samara takımı Krylia, eski oyuncumuz Andre Smith’in formasını giydiği bir takım. Kadro olarak baktığımızda ekstra oyuncu olarak Andre Smith ile Dmitry Kulagin dışında bir isim görmememize rağmen, şu ana kadar kupayı domine eden bir iki takımdan biri oldular. Henüz mağlubiyetleri yok Eurochallenge’da. Tipik bir Rus takımı gibi, orta vadeli bir planlama yerine anlık kadro gücüne göre sonuçlar alan Krylia, 2009 sezonunda sadece 4 galibiyet alabilmişti Eurochallenge’da. 2010’da ise çok farklı bir Krylia vardı karşımızda, sadece 4 mağlubiyet aldılar ve bu mağlubiyetlerden bir tanesi finalde oldu. Geçtiğimiz sezon ise ön elemede kupaya veda ettiler. Bu sene tekrar iyi bir takım olarak mücadele ediyorlar ve bireysel performansa ilave olarak takım oyununu iyi oynayan bir ekip, maç başına 20 civarında asistleri var. Takımın hücumda parlayan silahları 3 numarada Chester Simmons (oldukça iyi bir dış atışcı), tanıdığımız Andre Smith ve Omar Thomas. Bu 3 Amerikalı’ya çizgi gerisinden ceza şutlarını affetmeyen Evgeny Kolesnikov ve Viktor Zaryazhko eşlik ediyor. Tehlikeli bir takım ve Son 8’deki rakipleri Almanya’dan bizim de tanıdığımız Telekom Baskets. Krylia ile eşleşmemizin ancak finalde olacak olması bizim için bu kadar eksiğimiz varken oldukça önemli bir şans. Aynı anda hem Rus Ligi’nde hem de VTB United’da mücadele eden Krasnye Krylia, ulusal liglerinde Unics Kazan’ın önünde beşinci sırada. VTB United’da ise yer aldığı grupta Unics Kazan ve Khimky’nin ardından üçüncü sırada. İki farklı ligde mücadele ediyor olması, maç tecrübesi açısından büyük avantaj iken, maçların sertleştiği dönemde ekstra yorgunluk olarak oyunculara dönüyor olduğunu da atlamamak gerekir.

KHIMIK YUZHNE

Top16’da Krasnye Krylia’nın ardından aldığı 3 galibiyet ile Son 8 takım arasında kendisine yer bulan Khimik Yuzhne, ilk turda Gaz Metan Medias ile beraber 4 galibiyet almıştı. Basketbol anlamında ciddi seviyelerde olmayan Ukrayna’yı temsil eden Khimik’te sadece 1 Amerikalı bulunuyor. Amerikalı oyuncuları Willie Deane, top hakimiyeti çok yüksek olmayan bir oyun kurucu fakat maç başına ortalama 14.3 sayı, 5.3 asisti var. Deane’e en fazla destek olan oyuncu ise Kanadalı Devoe Joseph. 2 numarada oynayan oyuncunun tek yönlü bir oyunu var, kendi şutunu yaratabilen ve dışardan etkili oynayabilen birisi. 3 numarada oynayan Suad Sehovic ise rebound mücadelelerinden kaçmayan birisi. Fiziksel teması seven ve savunmada sertlik gösterebilen bir isim. Takımın Hırvat oyuncusu Sava Lesic, Ümit Sonkol’a benzerlik gösteriyor. Dış atış tehditi olan, pota altından oynamayı pek sevmeyen bir isim. Atletik uzunlara karşı etkisi oludukça azalıyor. Khimik Yuzhne eğer Son 8 aşamasında rakibi EWE Baskets’i geçerse rakibimiz olacak. Khimik Yuzhne, zayıf olan ulusal liglerinde altıncı sırada.

EWE BASKETS

İlk turda mağlubiyet almayan Alman ekibi, Top16 aşamasını da sadece 1 mağlubiyet ile tamamladı. 2009’da Son 8 takım arasına kalan EWE Baskets, o senenin şampiyonu Virtus Bologna’ya elenmişti. Geçtiğimiz sezon ise averajla Top16’dan çıkamamışlardı. Bu seviyelerde daha önce mücadele etmenin vermiş olduğu tecrübe ile bu sene kendilerini Final 4’da göreceğimizi düşünüyorum. Kadrosunda 6 Amerikalı bulunan tipik bir Alman takımı olan EWE Baskets’de Rickey Paulding ve Julius Jenkins skor yükünü taşıyan oyuncular, her iki oyuncunun da dış atışları etkili. Bu ikiliye pota altında Adam Chubb eşlik ediyor. Chubb beyaz bir uzun olarak atletik özellikleri olmayan ama mücadeleden asla kaçmayan bir oyuncu. Khimik Yuzhne’yi geçeceklerini düşündüğüm EWE Baskets, bizim de turu geçmemiz durumunda Yarı Final’de rakibimiz olacaktır. EWE Baskets, lider olan Brose Baskets’in farkı açtığı Alman Ligi’nde 7 mağlubiyetle üçüncü sırada.

TELEKOM BASKETS

Kupanın favorilerinden Krasnye Krylia’nın Çeyrek Final’deki rakibi olan Telekom Baskets, bizim de tanıdığımız bir takım. Geçtiğimiz sezon Top16’nın en ilginç grubunda averajla kupa dışında kalmışlardı (mücadele ettikleri J grubunu tüm takımlar 3 galibiyet ile kapamıştı). O gruptan çıkan Elan Chalon ve Szolnoki Olaj Final 4’da kendilerine yer bulmuşlardı. Telekom Baskets, ilk turu grubundaki diğer 2 takımla beraber 4 galibiyetle tamamlamıştı ve averajla grup lideri olarak çıkmışlardı. Top 16 seviyesinde ise aldıkları 2 mağlubiyet ile diğer Alman ekibi EWE Baskets’in ardından L grubu ikincisi oldular. 4 numarada oynayan Kyle Weems oldukça iyi bir uzun, sayı yükünü çekebilen, rebound mücadelesinden kaçmayan ve dış şutu olan bir oyuncu. Weems’in yanında Robert Vaden, Benas Veikalas ve Jared Jordan da hücumda tehlikeli isimler. Rus ekibi Krasnye Krylia karşısında işleri kolay değil, fakat rakiplerine ilk mağlubiyeti yaşatma ihtimalleri de azımsanmayacak kadar yüksek. Bu eşleşme oldukça heyecanlı maçlara sahne olacaktır. Telekom Baskets için ligde işler pek de yolunda gitmiyor, playoff potasında kalmaya çalışan Telekom Baskets şu an itibariyle ligde 11 mağlubiyet ile yedinci sırada.

 
Takımları bu şekilde yazdıktan sonra şimdi de kupaya giden yoldaki eşleşmeleri yazayım;

Çeyrek Final Eşleşmeleri

Karşıyaka – Paris Levallois
Gravelines – Joensuun Kataja
Krasnye Krylia – Telekom Baskets
EWE Baskets – Khimik Yuzhne

Yarı Final Eşleşmeleri

Karşıyaka – Paris Levallois Galibi / EWE Baskets – Khimik Yuzhne Galibi
Gravelines – Joensuun Kataja Galibi / Krasnye Krylia – Telekom Baskets

 
Beklentim şu şekilde, Gravelines, Krasnye Krylia ve EWE Baskets ile beraber Final 4’a adımızı yazdırırız. Yarı finalde tam kadro çıktığımız maçta eğer organizasyon Almanya’da olmazsa EWE Baskets’i yener final maçında yorgun Krasnye Krylia ile mücadele ederiz. İlk defa çıktığımız finali kazanma ihtimalimizi çok yüksek görmüyorum ama eğer ki organizasyon kendi evimizde olursa taraftarımızın da gücü ile ihtimal hanemize 10% daha ilave ederiz.

Detaylı bir Paris Levallois yazısı ile Çeyrek Final’in ilk maçını, 12 Mart’ı beklemek üzere…

 
Erinç Atilla
 

12 Aralık 2012 Çarşamba

Eurochallenge Top16 Grubumuz

Takımımız, ilk turda sadece deplasmanda 1 mağlubiyet alarak, grubunu lider tamamlayarak Top16’ya kaldı. Bu başarı için öncelikle oyuncular olmak üzere, koçumuz Ufuk Sarıca ve ekibiyle beraber şube yönetimini tebrik etmek istiyorum, ligde zorlu fikstürümüz varken, geç kurulan bir takımken, Eurochallenge’a bu şekilde başlamak çok önemli bir iş. Şimdi daha önce ulaştığımız Son 8’e kalmak için Top16’dayız…

Yeni grubumuz I grubu, ve bizden başka ön elemelerde Aliağa Petkim’i eleyen Finlandiya takımı Joensuun Kataja, Eurochallenge tecrübesi olan Letonya takımı BK Ventspils ve yine ön elemelerden gelen Romanya’dan Gaz Metan Medias var. Bu takımların hepsinin ortak bir özelliği var, ulaşımı kolay yerlerde bulunmuyorlar. Bu sebeple deplasman maçlarımızda sıkıntı yaşama potansiyelimiz var, yol yorgunluğu sebebi ile. Bu durumun lige etkisinin ise kısıtlı olacağını düşünüyorum zira, fikstürümüz nispeten daha kolay bu dönemde.  Hemen fikstüre bir göz atalım;

12.01.2013 – TED Kolej (ARENA)
15.01.2013 – Gaz Metan Medias (ARENA)
22.01.2013 – BK Ventspils (Deplasman)
26.01.2013 – Mersin BŞB (Deplasman)
29.01.2013 – Joensuun Kataja (ARENA)
03.02.2013 – Beşiktaş (Deplasman)
06.02.2103 – Fenerbahçe Ülker (Eskişehir)
08.02.2013 – Türkiye Kupası Yarı Finali (Eskişehir)
10.02.2013 – Türkiye Kupası Finali (Eskişehir)
12.02.2013 – Gaz Metan Medias (Deplasman)
16.02.2013 – Türk Telekom (Deplasman)
19.02.2013 – BK Ventspils (ARENA)
23.02.2013 – Tofaş (ARENA)
26.02.2013 – Joensuun Kataja (Deplasman)
02.03.2013 – Fenerbahçe Ülker (Deplasman)

Fikstürün çok dezavantajlı olduğunu düşünmüyorum, Eurochallenge’daki tüm rakiplerimizin zorlu coğrafi lokasyonlarına rağmen. Ve Ufuk Hoca, rotasyon ile takımı bugüne kadar oldukça iyi ve diri tuttu, benzer şekilde Top16 sürecinden de çıkacağımızı düşünüyorum.

Kısa kısa rakiplerimize bakalım. Kataja, Aliağa Petkim’i hem içerde hem de deplasmanda yenerek kupaya katılmaya hak kazanmıştı. Kendi evlerinde kupanın favorilerinden Krasnye Krylia (Andre Smith’in oynadığı takım) dışında mağlubiyet almadı. Deplasmanda ise sadece Asesoft Ploiesti’yi yenebildiler, Aliağa Petkim’den başka. Kadrolarında 4 tane Amerika’lı oyuncu var, onların dışındaki tüm oyuncular ise Finlandiya’lı. Takım olarak oldukça iyi serbest atış atıyorlar, bu sebeple serbest atış çizgisine çok fazla götürmemek gerekir. Biz Eurochallenge’da lige gore biraz daha az top kullanarak oynuyoruz, rakibimiz ise bizden daha fazla top kullanmayı seviyor. Buna bağlı olarak ikilik yüzdeleri düşük ve rebound’larda da çok etkili olmadıklarını ekleyebilirim. Fazla top kullanan takımların iyi rebound gücü olmalı, ki ikinci şans yaratmakta sıkıntı yaşamasınlar. Kataja bu konuda sıkıntılı, bu sebeple savunma direncimizi arttırdığımız dakikalarda rakibe sayı imkanı vereceğimizi düşünmüyorum. Takımın kullandığı topların çok büyük bir kısmı (neredeyse 70%’i) Jermaine Flowers, Petri Virtanen, Jerald Fields ve Johnell Smith tarafından kullanılıyor. Flowers, Virtanen ve Fields, çift haneli ortalama sayıya sahip ilk tur sonunda, Smith ise maç başına 8.6 sayı, 4.4 asist üretiyor. Pivot olarak oynayan Fields fizik olarak bizim pota altı oyuncularımızdan kısa, o sebeple pota altında sıkıntı yaşayacağımızı zannetmiyorum. Genelde çift guard ile oynayan Kataja, topu iyi paylaşarak dışardan şut kullanma üzerine dayalı bir oyunları var, ve açıkcası topa iyi baskı yapan bir takım olarak savunmamız ile durdurulamayacak bir ekip değil.

BK Ventspils kolay bir rakip değil ve açıkcası grup liderliği için çekişeceğimizi düşündüğüm bir takım. Zaten bu turnuvaya da yabancı değiller. Kadrolarında iki tane Amerika’lı oyuncu var onun dışında tamamen Letonya’lılardan kurulu. Dışardan oldukça etkili şut atan Ventspils, aynı zamanda iyi rebound toplayan da bir ekip. İlk tur itibariyle yenilgi görmemiş 3 takımdan bir tanesi zaten. Küçük bir not, koçları bir zaman bizim de formamızı giymiş olan Robert Stelmahers. Oyun kurucuları Donald Sims, skorer guard’ları Folarin Campbell ve pota altı oyuncuları Maartins Meiers tehlikeli oyuncuları. Campbell’in top kaybına yatkın bir oyuncu olmasını avantaja çevirmemiz gerekiyor mutlak suretle. Guard bölgesinde savunma direnci yüksek oyuncularımız var, Soner Şentürk, Evren Büker, Onur Kentli gibi. Bu oyuncular ile yaratacağımız baskı, özellikle Campbell’in oyuna girmesini engelleyebilecektir. Meiers’in iyi bir serbest atışçı olması savunmada bizi sıkıntıya sokabilecek bir durum, ona karşı da pota altı oyuncularımızın mobilitesi ve atletikliğini kullanmamız gerekecek.

Gaz Metan da Kataja gibi ön elemelerden gelen bir ekip. Bu açıdan şanslı olduğumuzu düşünmemle beraber, yabana atılacak bir takım da değil. Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde yabancı kısıtlaması neredeyse insan hakları suçu gibi görüldüğünden, kadrolarında 3 Amerika, 1 Almanya, 2 Sırbistan ve 1 Karadağ kökenli oyuncuları var. Ön elemede kendi evlerinde 2 farkla mağlup oldukları Ural Ekaterinburg takımını deplasmanda daha farklı yenmeyi başarmışlardı. Gruplarda ise deplasmanda Tartu Rock’ı yendiler fakat Dijon ve Khimik’e karşı mağlup oldular. Bizim gibi temposu yüksek bir takım olmalarına rağmen Kataja’nın yaşadığı rebound problemine sahipler. Bu da bizim avantajımıza dönüşen bir durum zira savunma sertliği olarak bu seviyelerdeki takımlara karşı oldukça üstün olduğumuzu düşünüyorum. Hücumun 60%’ı 4 oyuncu üzerinden dönüyor; Deven Mitchell, Slobodan Dundjerski, Alesandar Mladenovic ve Ivan Ivanovic. Bu dörtlüye skor opsiyonu olarak Michael St.John da katılıyor. Deven Mitchell 1.97 boyunda bir 3 numara. Bizde oynamış Andre Smith’in biraz daha kısası gibi bakabiliriz, rebound’larda oldukça aktif bir oyuncu. Bu sebeple pota altına çok fazla yaklaştırmamamız gerekiyor kendisini. Sırp oyun kurucuları Dundjerski biraz da tecrübesinin azlığı sebebi ile neredeyse yaptığı her asiste karşılık top kaybı yapan bir oyun kurucu. Bu sebeple savunmamızla onu tamamen etkisiz hale getirmemiz mümkün. Dikkat etmemiz gereken nokta çok iyi bir serbest atışçı olduğu. Sırp pivotları Mladenovic sayı yükünü kaldırabilecek bir oyuncu, topla ne kadar buluşursa o kadar etkili oluyor. Rebound konusunda sıkıntısı var, o noktada da devreye Deven Mitchell giriyor. Ivanovic, tecrübesi ile zor zamanlarda öne çıkan ve potayı zorlaması ile faul aldırmasını bilen bir 4 numara. Top kaybına açık bir oyuncu olması, ikili sıkıştıma alternatfini oldukça değerli kılıyor bu oyuncu için. Michael St. John oldukça etkili oynayabilen bir 4 numara fakat son maçlarda forma giymediğini görüp biraz araştırdım, ne yazık ki sakatlık mı yoksa takımdan ayrılmış olduğu mu sorularına bir cevap bulamadım, 23 Kasım’dan beri sahaya çıkmamış bir oyuncu.

Fikstür avantajını iyice kullanmak istiyorsak, Letonya’dan galibiyetle dönmemiz gerekiyor, fakat bu kolay bir iş değil. O sebeple ilk 3 maçta alınacak 2 galibiyet, ARENA’daki Ventspils maçını liderlik maçı havasına sokacaktır. Kataja ve Gaz Metan’a karşı 4’te 4 yapacak gücümüz var. Grup liderliğinin ne kadar önemli olduğunu iki sene önce tecrübe ettik. Top16 grubundan çıkarken, Son 8’deki playoff eşleşmesine rakipler J grubundan gelecek, Paris Levallois, Szolnoki Olaj, Gravelines ve Hapoel Holon. Paris Levallois benim bu sene en ağır favori gördüğüm takımlardan bir tanesi. Szolnoki Olaj da geçen sene Final 4 yapmış bir ekip, ki J grubunun favorileri bunlardır benim gözümde. O sebeple biz kendi grubumuzu lider bitirmeli ve saha avantajını ele geçirmeliyiz, böylece tüm Türkiye’ye kanıtladığımız “Yenilgisiz takım yoktur, ARENA’ya gelmemiş takım vardır” söylemini Eurochallenge’daki takımlara da gösterebiliriz.

Top16’daki maçlarda başta oyuncularımız ve Ufuk Hoca olmak üzere, teknik heyete ve şube yöneticilerine başarılar dilerim.

Erinç Atilla

ÜST TARAFA DÖN