31 Aralık 2010 Cuma

Mutlu Yıllar !

2011'in bize şampiyonluk getirmesi umuduyla,
2011'in bize yeşil kırmızı getirmesi umuduyla,
HOŞGELDİN 2011 !

27 Aralık 2010 Pazartesi

Aramızdaki Apoelliler

Anlatacaklarımın gerçek kişi ve kurumlarla bir ilgisi yoktur. İlk önce bunu belirteyim.

Bir camia varmış. Hangi zamanda , hangi ligde oynadığı önemli değil. Birçok branşta eldeki imkanlarını zorlayarak mücadele ediyorlarmış ama bir türlü istenilen hedeflere ulaşılamıyor. Her sene ayrı bir hüsran , trajikomik yönetim hataları , boşa savrulan paralar ve umutlar.

O camiada kendi paraları ile yatırım yapmadıkları için midir bilinmez kendi şirketlerinde ne kadar düzenli ve ciddi olanlar , görevli oldukları kulüpte ise yönetim zaafiyetleri yüzünden ya da o alandaki iş bilmezlikleri mi dersiniz her seneyi hem başarısızlık hem çalkantılar hem de maddi açıdan zararla kapatıyorlarmış.

Kendi iş hayatlarında profesyonel , başarılı , kariyer sahibi insanların amatör halleri ve uçan giden hayaller , milyonlar.


Amatör ruhla bir işe sarılmak güzeldir ama amatörce iş yapmak çok farklı bir şeydir. Tüm bu yanlış seçimlerin , eksikliklerin üstüne bir de kıskançlık , çekememe ve dedikodu da eklenince zaten güçlendirilemeyen yapının geleceğinin de yine değişik olamayacağı çok açık.

Yine bilinmeyen bir zaman - sezon öncesi hazırlık maçı - yine umutlar henüz tazeyken stadyumun yolunu tutan binlerce kişi. O binlerce kişiden iki tanesi maça girmeden yaşca büyük bir kişi ile karşılaşmışlar. Sonradan o yaşca büyük kişinin eski bir yönetici olduğunu söylemiş diğer arkadaşına. Selamlaşma faslı geçtikten sonra " Bunlar da yakında topu tutar . Biz geliriz bunların yerine " sözünü duymak bu hayali hikayemizdeki kişinin tepesini attırmıştır çünkü kendi takımının başarısızlığını o kadar canı gönülden dile getiren ve gitsinler de biz geliriz yakında zihniyeti karşısında şok olmuştur.

Birkaç sene sonrası , tabii yine bilinmeyen bir zaman , bilinmeyen bir branş ve bilinmeyen bir deplasman öncesi ; yaşça büyük bir başka kişiden duyulan mağlubiyete kılıf olması için bazı oyuncuların deplasmanda oynatılmadığı sözü. Bir şok anı daha...

İşte zaten kendisi sürekli kaos yaratmaya müsait olan camianın içindeki potansiyel. En büyük düşmanı yine kendileri.

Bu tarz olayları Karşıyaka için iyi ki yaşamıyoruz ve şahit olmuyoruz.
Yoksa gerçekten çok üzülürdüm. Sinirlenirdim insanların iki yüzlülüğüne ve karşılıksız seviyoruz dediğimiz bu yakaya ihanetlerine...

26 Aralık 2010 Pazar

Onurlu Mücadele !

Bugün belki yenme ihtimalimizi hiç göze almayarak maça çıktık. Yenileceğimizden emindik ama yine onurlu duruşumuzun, Karşıyakalı duruşumuzun bozulmamasıyla gurur duyduk. Sahaya aslanlar gibi çıkıp oynadılar.. Ve bu aslan gibi çocuklar 1995 doğumluydular. Hepsi ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Onlar bu maçı aslında kazandılar..
Beşiktaş - Karşıyaka Maç İstatistiği
Biz Karşıyakalıyız farklıyız derken yıllardır bundan bahsediyoruz işte. Biz kafamız attığı anda, bize bir haksızlık yapıldığı anda tüm gururumuzla, onurumuzla tepki gösteririz olaylara. Yenmekmiş, yenilmekmiş, şampiyonlukmuş, lig atlamakmış umrumuzda değildir bizim. Biz Karşıyakalıysak herşeyden önce gururumuz, onurumuz gelir. Kendimizi ezdirmeyiz. Ezmeye kalkanada tokat gibi cevap gelir böyle, yüzü kızarır insanın. Apoel maçında ölüm korkusu yaşamış basketbolcuların maçını en fazla 1 gün erteleyen federasyonada ders olsun bu maç. O federasyon, imparatorluk değil biran önce bunun farkına varsın sayın Turgay başkan..

Beşiktaş'ın bize destek pankartı
Sahaya çıktığımız anda Beşiktaş tribünü bizlere desteğini hiç eksiltmedi. Hoş son 1 hafta boyunca federasyonun kararından sonra tüm Türkiye arkamızda durdu. Bu onurlu mücadelede yalnız değildik. Biraz olsun utanmış mıdır acaba Turgay başkanımız ? Biraz olsun şapkasını öne koyup düşünüyor mudur acaba ? Oyuncularımız Rumların saldırısı sırasında 4 polis eşliğinde kendileri yolu açarak soyunma odasına kadar gittiler.. Bir basketbolcu için, sporunu yapmaya oraya gitmiş bir insan için ne kadar kötü bir durum düşünemiyor musunuz bunu ? Formalite bir maç olduğu için gidip Kıbrıs Rum Kesimi Federasyonuna güvenlik önlemleriyle ilgili uyarı yapamayan Türkiye Basketbol Federasyonu mu Dünya İkincisi ? Kusura bakma TBF yönetimi ülkemizi temsil edemiyorsun!

Bu olay kapsamında konuşulması gereken diğer bir konu ise acaba bu olayların aynısını bir İstanbul takımı yaşasaydı neler olacaktı ? Aynı şekilde sadece 1 gün sonraya mı ertelenecekti maç ? Yada TBF bize karşı kullandığı " gidin Beşiktaşla konuşun eğer isterlerse maçı pazartesi oynarsınız. " ifadesini o takımlara karşıda kullanır mıydı ? Yoksa 2 hafta önceki Fenerbahçe maçında olduğu gibi bizim olumlu görüşümüzü bile almadan kafasına göre maç gününü istediği zamana erteler miydi ? Bu ertleme yüzünden basketbolcularımız 52 saat sonra Avrupa maçı oynadı. TBF'nin kendi belirlediği o iki maç arası 68 saat kuralını gayet güzel ezmeyi başardılar. Turgay Demirel artık hiçbir hoşgörüyü haketmiyor. Karşıyaka Spor Kulübü tüm haksızlıklara karşı ne pahasına olursa olsun savaşmaya devam edecektir. Karşıyakalılık budur çünkü. Şampiyonlukmuş, lig çıkmakmış herşey bir kenara şerefimiz bir kenara..

Akatlardaki Taraftarlarımız

24 Aralık 2010 Cuma

Reha Kapsal Dönemi Yeniden Başlıyor

Eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağardı demiş eskiler...

Eskiye rağbet olmaya başladığı vakit, gümbür gümbür Süper Lig'deyiz vesselam...

Vakit rakipleri takip etme vaktidir. Kalem kağıtları hazırlayıp, hummalı bir araştırmaya başlayalım Karşıyakalılar !!!

Bizim gibi eski teknik direktörünü gönderip, iki sene sonra "gel kurtar bizi" diyen 3-4 Bank Asya kulübü bulduk mu tamamdır bu iş. Transfere gerek yok, valla gerek yok, ciddiyim...

Hadi bana inanmıyorsunuz anladık, ama eskiler de yalan söyleyecek değil ya...

Yorumsuz


"Karşıyaka son iki sezonda 4 teknik adama toplam 1 milyon 900 bin TL ödedi. Aylık teknik adam ücreti 143 bin lirayı buldu."

Yeni Asır

23 Aralık 2010 Perşembe

Beşiktaş Cola Turka Maçına Genç Takımla Çıkıyoruz

Bilindiği üzere geçtiğimiz Salı günü akşamı Kıbrıs Rum Kesimi’nde oynadığımız FIBA EuroChallenge Cup G Grubu son maçının ardından, asla kabul edilemeyecek ve spor ahlakına kesinlikle uymayacak olaylar nedeniyle kafilemiz zor anlar yaşamış ve görüntülerde de belli olduğu üzere ölüm tehlikesi atlatmıştır. Böylesine zorlu saatler geçiren ve her şeyden önce canını korumak adına kendisini savunmak zorunda kalmış olan kafilemiz, fiziksel ve mental açıdan oldukça yorgun düşmüştür. Bu nedenlerle de dün yurda ayak basılmasıyla birlikte ortaya çıkan psikolojik çöküntü sebebiyle takımımız henüz idman yapamamıştır.

Bu koşullarda hafta sonu Akatlar Cola Turka Arena’da oynanacak olan Beşiktaş Cola Turka maçının ileri bir tarihe ertelenmesine yönelik başvuru, Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Şubesi tarafından resmi olarak yapılmasına rağmen, Türkiye Basketbol Federasyonu maçın oynanış tarihini sadece 1 (bir) gün ileri alarak, 25 Aralık Cumartesi gününden 26 Aralık Pazar gününe kaydırmıştır.
Bizler, sporu çok seven Karşıyaka Spor Kulübü olarak her zaman Türk Gençliği’ne hizmet etmeyi amaçlayan bir yapıya ve yapılanmaya sahibiz. Lakin psikolojik durumu dış kaynaklı olaylar sebebiyle dibe vurmuş sporcularımızın da sahada ne kadar olabileceği, Türk Basketbolu’nu yöneten kısım tarafından değerlendirilmemiştir. Oysa daha geçen hafta Beşiktaş Cola Turka takımının Beko TBL’de oynaması gereken 10. Hafta müsabakası, yalnızca yorgunluk sebebiyle 19 Aralık 2010 tarihinden, 12 Ocak 2011 tarihine ertelenmişti.

Yaşanılan tüm olaylar açıkça her yerde ortadayken, sayın Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı, sayın Türkiye Cumhuriyeti Devleti Spordan Sorumlu Devlet Bakanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dışişleri Bakanı’nın gösterdiği büyük ilgiye ve durumun hassasiyetine dikkat çekmelerine rağmen, var olduğu iddaa edilen Türk Basketbol Ailesi’nin başındaki isim olan Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel’in Karşıyaka Spor Kulübü’ne herhangi bir taziye mesajı dahi göndermemesi, kendisinin kulübümüze bakış açısını açıkça ortaya sermiş ve bizleri derin üzüntüye sevk etmiştir.

Söz konusu durumlar dahilinde Türkiye Basketbol Federasyonu'nu almış oldukları karar nedeniyle essefle kınarken, Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Şubesi olarak aldığımız karar ile hafta sonu Akatlar Cola Turka Arena’da oynanacak maça 94 – 95 doğumlu genç takım oyuncularımızdan oluşan 7 kişilik kadroyla katılacağımızı bildiririz.

Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Şubesi

Karamsar Olmak Yada Olmamak

Reha Kapsal ile yollar ayrıldıktan sonra kaç hoca değiştirdik sahi? Ben saymayı bırakalı epey oldu da o açıdan hafızamızı bir tazelesek mi acaba diye soruyorum. Kimlere kaç para tazminat ödedik, transferlere ne kadar para saçtık ve kimlerin ağzına sakız ettik bu kulübü, var mı sayısını hatırlayan ?

Belediye başkanımız pelikanlarla uğraşa dursun, kulüp başkanımız bize eskiyi mumla arata dursun, yüzyıllık çınarımız, Karşıyakamız, birilerinin elinde oyuncak oldu ve kulüp gün geçtikçe elimizden bir sabun misali kayıp gidiyor.

Spor kulübü olmamıza rağmen, ülkedeki spor anlayışıyla paralel olarak lokomotif şube olarak futbol görülüyor ve bu alandaki her başarısızlık direkt olarak kulüp bünyesine de yansıyor. "Ne gerek var, boşa masraf " diye voleybol şubesini kapatma noktasına gelen ve Furkan'ı (kendileri her ne kadar kabul etmesede) haraç mezat İstabul'a yollamaya çalışanlar, acaba şu tablo ve gelinen nokta için neler düşünüyorlar gerçekten merak ediyorum.

Yüzyıllık tarihimizde adı bizle anılmayan ve uzaktan yakından bugüne kadar alakamız olmayan doping olaylarıyla günlerdir boyalı basının diline sakız olmuş durumdayız. Her şer'de bir hayır vardır derler, Apoel maçında basketbolcularımızın saldırıya uğraması bir anda basının bize olan alakasını başka noktaya kaydırıverdi. Basketbol şubesi yine kurtardı kısaca futbol şubesini. Bakalım bu daha ne kadar devam edecek...

Kulüp havasından ne kadar uzaklaştığımızın farkında mısınız? Voleybol'da gençlerle şerefli bir mücadelenin içindeyiz, basketbol takımımız yakaladığı istikrarla büyük başarılar elde ediyor, futbol takımımız tam bir kaos içinde ve büyük bir muamma...

Hani sanki aynı evde yaşayan ama hiç görüşmeyen, selamlaşmayan 3 kardeş...

Biz yine umudumuzu koruyalım.

Reha Kapsal'ın bu takımın başına gelmesine karşı değilim. 3.5 yıllık sözleşmeye de... Tek isteğim istikrar. Bu yönetim ve yıllardır yaşadıklarımız bize bunu nasıl garanti eder bilmiyorum ama halen ufakta olsa bir umut taşımak istiyorum içimde...

Bari bunu çok görmeyin bize...

Son olarak, pelikanlar kuş cennetlerinde güzeldir, bırakın orada kalsınlar...

22 Aralık 2010 Çarşamba

Eskiye Rağbet Olsa

3-4 aya bir futbol takımımızda hoca değiştirdiğimiz için ikide bir yeni hoca haberleri görüyorsunuz. Kovduğumuz hocalara verdiğimiz tazminatları toplasak yeni tesisler yapardık. Belki altyapı kurtulurdu. Olmadı stadyumun temellerini atardık. Biraz ilerleme kaydetmiş olurduk.

Şimdi gelelim yeni hoca ile yapılması konuşulan 3,5 yıllık( yazıyla da üç buçuk , malesef yanlış görmediniz ) sözleşme konusuna.

Yeni hoca için adı en çok telafuz edilen kişi sır değil. Reha Kapsal. Birçok Karşıyakalının tesislerin yakınında bile görmek istemediği , birçoğunun da aksine sanki babasından çok sevip , her tartışmada kayıtsız şartsız koruduğu isim.

Benim düşüncem belli. Her takıma yakın , Karşıyakama uzak olmasını dilediğim teknik direktör listesinin başında geliyor. Aldığı tazminatlar bitmeden nasıl bu kadar uzun süreli bir şekilde takım kendisine emanet edilir ? Her maçtan sonra " çok güzel , baskılı oynadık. Rakibin pozisyonu yok ama şanssızlık yakamızı bırakmadı." açıklamalarını duymak istemiyorum. Rakibin pozisyonu yok. Bir kere geldiler denilen maçlarda nasıl 2 ya da 3 gol yiyoruz ? Onu da anlayana aşkolsun. Anlayamazsınız diyoruz ama gerçekten bizler de anlayamıyoruz. Sonuçta futbol bu oyunun adı. Basketboldaki gibi 2'lik ya da 3'lük atışlar var da biz mi bilmiyoruz ?

Kısacası kendim adıma konuşacak olursam ; Reha Kapsal seçiminin yanlış olduğunu düşünüyorum. İnsan hatalarından ve tarihten ders alırsa ilerleyebilir.

Rumlardan Hain Saldırı

Dün akşam Bursa maçındayken çok kötü bir haber aldık. Rum takımı olan Apoel taraftarları orada oynanan maç sonunda soyunma odamızı basmışlar. Olayın bu yanı üzücü ama olayların tamamiyle organize olmasını bilmek çok daha üzdü bizi. Onlar buraya geldiklerinde en ufak bir küfür bile edilmeyerek karşılandılar, bunun karşılığını son derece şerefsiz ve hain bir saldırı ile aldık..

Olayların organize olduğuna dair büyük kanıtlar var zaten. Mesela o salonda sadece 5 polisin bulunması.. Böyle bir maça sadece 5 polis güvenlik sağlayacak adamdan şüphe ederim ben. Olaylar hakkında derinlemesine bir bilgim yok fakat bildiğim kadarıyla maç sonu sahaya iniyorlar oradan soyunma odamızın kapısını kırıp içeri gaz bombası falan atıyorlar. Allahtan hiç yaralanma ve ölü haberi gelmedi oradan. Biz Apoel takımını medeni bir şekilde karşıladık, havaalanına kadar bıraktık.. Bununla hala gurur duyuyoruz çünkü biz Karşıyakalıyız. Tabi bir daha bir yerde karşılaşacak olursak bu yapılan saldırının karşılıksız kalmayacağınıda unutmamak lazım..
Olayların Kanal D'de yayınlanması..
O ANLAR başlığının yanındaki 35½ ibaresi çok hoş olmuş.
Böyle bir olayda ilgimizi çeken asıl olay bir devletin takımına nasıl sahip çıkamadığı oldu.. Böyle birşey başka bir ülkede gerçekleşse, onuda geçtim milyon dolarlık İstanbul takımlarından birisinde olsa heralde büyük olaylar kopardı, siyasi boyutta çok büyük haberler çıkardı. Gündeme bomba gibi düşerdi. Ama iş bize, Karşıyakaya gelince hiçbir siyasi açıklama yapılmadı bile. Zaten siyasi görüşlerimizden dolayı, Karşıyakalı duruşumuzdan dolayı desteklenmediğimizin farkındayız fakat bu konu ülke meselesidir, bize yapıldığı kadar Türk halkınada yapılmış sayılmıştır.. Keşke böyle kötü bir olaydan sonra herkesin desteğini arkamızda hissedebilseydik..

Ama güzel olan şuydu.. Tüm düşman, dost kulüpler yanımızdaydı. Yine taraftardan başka kimse taraftarı savunmadı diyebiliriz. Evet televizyonlarda, haberlerde siyasi olarak çok kişi çıkacak ve konuşacak - ben bu yazıyı yazarken daha akşam haberlerine geçilmedi - fakat o ilk anda sen yumruğunu masaya vuramıyorsan o haberlerde konuşmanında bir anlamı yok bence. Her zaman yakındığımız lobisizlik, sahip çıkmamazlık sorunu bu sefer canımızdan vuruyordu bizi.. Allah korudu orada onları.

Aslan basketbolcularımız bu sabah 14:00'da İzmir'e ulaştılar. Havaalanında binden fazla taraftar karşıladı onları. Hepsinin moralleri yerindeydi. Bu tür olayların cezasız kalmaması gerektiğini düşünüyoruz ve sözü Avrupa Basketboluna bırakıyoruz.. Bakalım ne karar çıkacak neler olacak. Ayrıca bu hafta oynayacağımız Beşiktaş maçı biraz ertelense pek fena olmaz sonuçta bu basketbolcular dün akşam yoğun bir saldırıya uğradılar.. Ben Beşiktaş maçının ertelenmesi taraftarıyım bakalım ilerleyen günlerde ne gelişmeler olacak..

20 Aralık 2010 Pazartesi

Geçmiş Olsun Furkan


Fenerbahçe'yi 101 - 98 yendiğimiz maçta, çok talihsiz bir biçimde sakatlanan genç oyuncumuz , gözbebeğimiz , Karşıyakalılık duruşundan nasibini almış kalbi temiz kardeşimize acil şifalar diliyorum.

Bu söz çok klasik ama söylemeden geçemeyeceğim. Keşke maçı kaybetseydik de o acıyla kıvranmasaydın güzel kardeşim. Her şey gönlünce olsun.

Yazıklar Olsun

Evet artık duymayanınız kalmamıştır. Kaldıysa da birkaç saate öğrenirsiniz. Nasıl ifade ederseniz size kalmış çünkü benim bu rezillik , acemilik için söylediklerim kızgınlığımla birleşince pek yazılcak kelimeler olmuyor.

Çok üzgünüm , şaşkınım. Bir takımın kaderiyle bu derece basit nasıl oynanır diye düşünüyorum. Sen ki 100. yılına yaklaşırken ,yıl olmuş 2010'da yaptığın aptalca işlere bak.

İki oyuncumuzda yasaklı madde çıktı. O iki oyuncumuzun hatası sadece kendilerine " Alın Almanya'dan vitamin getirdim. Temiz , sorun yok " diye verilen vitamini içmelerinin cahilliği . O ilacı getiren , takımda neler olduğunu bilmeyen , etkisi olmayan bir teknik heyet , yöneticiler ve artık futbol şubede kim varsa hepsi suçlu. Nasıl olur da böyle bir rezilliğe göz yumarsınız ? Bu kadar mı işten anlamıyorsunuz ? Bu kadar mı takım üzerinde etkiniz yok ? Bir tane tecrübeli futbolcu diye takımda bulunan oyuncuya sonsuz güven de ne demektir ? Oraya futboldan azcık anlayan bir çocuğu koysan ; ilacın içeriğine bakar. İnternette yasaklı maddeleri araştırır ve karşılaştırır. Yani bu kadar bir işi de mi yapamıyorsunuz ? Bu teknoloji devrinde 1mbps'lik hızda pahalıya kullandığımız internetle bile bu işi çabucak görürdünüz.

Bizler takım düzelecek , iyi bir kadromuz var. Bu lig daha bitmedi derken düştüğümüz duruma bak.

Herkes Bergamalı diye eski başkanımıza takmıştı ama şu son 6 ayda yaşadıklarımızın kesinlikle önceki dönemde yakınından bile geçmemiştik. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

19 Aralık 2010 Pazar

Yazar Kadrosuna Transfer

Hep birlikte daha güçlüyüz diyoruz sürekli. Bugünlerde şöyle bir özeleştiri yaptık ve bu cümleye uymadığımızı farkettik. 3 kişilik yazar kadromuzla yolun başından beri devam ediyoruz. Ne eksiğimiz oldu, ne fazlamız. Bu blogda sürekli biz konuştuk sizler dinlediniz, belki bazen yorum yaparak lafımızı balla böldünüz muhabbete dahil oldunuz..

Fakat Anlayamazsınız Blog artık taraftarının düşüncesine, sesine yer vermek istiyor. Artık sizlerinde yazılarınızı, görüşlerinizi bu blogda yayınlamak istiyoruz. Zaten bugüne kadar birkaç kişiden bu blogda yazmak istediğine dair mailler almıştık fakat malesef değerlendiremedik. En azından kendimizi değerlendirecek kadar iyi yazar olarak görmüyorduk. Yazmaya başlamamızın üstünden 1 sene geçtikten sonra artık bu bloga yeni birilerinin katılmasını istedik..

Yazdığınız yazıları anlayamazsiniz@hotmail.com.tr mail adresine yollayın. Her hafta beğendiğimiz bir yazıyı burada yayınlayalım. Bir bakmışsınız sizinde isminiz yazarlar kısmında yazmış çok mu uzak ? Yazılarınızı bekliyoruz..

18 Aralık 2010 Cumartesi

Salondan Çıkmıyoruz !!!


Fotoğraf KSK TV facebook sayfasından alınmıştır.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Lobisizlik Böyle Bir Şey

Aslında derdim lobimiz olsun da değil. Başlığa bakınca yanlış anlaşılabilir. Derdim hakkımızı savunamayışımız.

Yine ne oldu ? Şikayetin nedir derseniz ; Bursaspor ile oynayacağımız Türkiye Kupası Grup maçımızın yeri değiştirildi. Alsancak Stadına gideceğimizi düşünürken , istikamet İzmir Atatürk Stadı olarak belirlendi.

İşte İzmir'in ve bizim yine evimizde yenik düşüşümüz. İstanbul'da Bursa geliyor diye maç İnönü stadından Olimpiyata alındı mı ? Tabii ki hayır. Hem de yıllardır arası çok gergin olan Beşiktaş - Bursaspor maçı. Böyle bir şeyi İstanbul'da teklif edin bakalım. Teklifi bile ne kadar ses getirir.

Bizde ne oluyor ? Hiçbir zaman neden böyle konularda yönetimimiz bir duruş sergileyemiyor ? En fazla gelecek Bursalı sayısı 750 ki o kadar da taraftar hafta içi diye gelmeyecekken , bizim yönetimimiz neden maçın oynanacağı stadın değişmesinde etkisiz eleman olarak kalıyor ? Acaba yönetimimiz bu konuda etkisiz eleman olmaktan çok direk kendi de mi onaylıyor stadn degişmesini ? Öyleyse durum daha vahim ya ...

14 Aralık 2010 Salı

Alsancak'ta Mutsuz Son

Bu maçın böyle olacağını bildiğim için haftalardır yazı girmiyordum maç sonrası. İyi giden takıma yönelik eleştiri yaptığımda ne saçmalıyor bu diye tepkiler alacaktık biliyorum fakat o eleştirilerimde ne kadar haklı olduğumu bugün öğrenmiş olduk. Bu takımda o kadar büyük eksiklikler var ki isterlerse 10 hafta galibiyet serisi yapsınlar yine hep birşeyler eksik kalacaktır. Kemal Kılıç yönetiminden midir, oyuncuların düşük performanslarından mıdır, yönetimin yanlış politikasından mıdır bilmiyorum ama bir yerde çok büyük bir tuğla eksik ve bu tuğla yüzünden yıkılmaya mahkum bir takıma sahibiz..

Birçok kişi gibi Kıvanç sahaya ilk 11 çıktığında bende " Ne oluyoruz yine mi aynı seneryo " cümlesini kullandım. Fakat bugün Kıvanç gerçekten güzel bir performans gösterdi. Kendisini öne çıkarmadan, ne yaptığını bilerek oynadı. Top kesmeler, pasları çok başarılıydı fakat bu formunu koruyabilir mi bilmiyorum. Bugün gösterdiği performans sahadaki en iyi ve en hırslı performanslardan birisiydi tartışmasız..

Tiago'nun yokluğu o kadar hissedildi ki.. Tribünde 10-15 dakika arayla sürekli " Tam Tiago'nun maçı " cümlesini duydum. Sağ tarafta Barış Memiş oynadı. Barış Memiş bu takımdan gönderilmeli. İlk geldiğinde herkesin en büyük umudu Barıştı belkide fakat oynadığı oyun ortada. Evet güzel koşuyor, evet güzel çalım atıyor ama sonuç ? Futbol demek koşmak, çalım atmak değil malesef. Biraz pas verse, vuracağı yerlerde güzel şutlar çekse bugün Karşıyaka'nın kilit adamı bile olabilirdi. Fakat maç boyunca attığı paslar bir elin parmaklarını geçmediği için takıma yararı sıfır oluyor. Özellikle bu maç dikkatimi birşey çekti. Barış Memiş değişikliğinde, Barış oyundan çıkarken 2-0 yenik durumdaydık. Oyuncu değişikliği yapıldığında maçın bitmesine az bir zaman kalmış olmasına rağmen yavaş adımlarla oyundan çıkmaya başladı. Takım olmayı bilmeyen bir adam olduğunu bu hareketinden bile anlayabiliriz. Biraz olsun takımını düşünseydi zaten az kalan süreyi öyle yavaş yavaş yürümekle harcamazdı heralde.
Yanlış taktik silsilesine bir madde daha Erçağ Evirgan ve Baki Mercimek.. Bu adamlar sezon başından beri ne sahada ne kulübede doğru düzgün görev alamamış isimler. Devre arasında yollanacak diye söylentisi çıkan isimler. Fakat bugün 2-0 yenikken oyuna giren kurtarıcılarımız işte bu iki futbolcumuz. Bizim kurtarıcımız sezon arasında gönderilecek kadar kötü oyuncular ise takımın kurtarılmamış halini düşünmek bile istemiyorum. Bu kadar mı kötü bir haldeyiz ki gönderilecek futbolcular bizi kurtarmaya geliyor ?

Son dakikalarda heralde en çok şaşırdığım yanlış. Yıllardır defansta izlediğimiz Gurur Yazar'ın forvet oynaması. Bu cümleyi kalın kalın söylüyorum çünkü hayatta aklımdan geçmezdi böyle birşey olacağı. Nasıl olabilirde bir defans oyuncusu forvet hattında oynayabilir ? Bir defans oyuncusu mu maçı çevirecek golleri atacak ? Bu takımın forvetleri bu kadar mı kötü ki forvet hattını defans oyuncumuza emanet ediyoruz. Gerçekten çok yazık oldu şu güzelim kadroyu böyle kötü seçeneklerle kullanmak.

Kalecimiz malesef çok kötü. Necati ve Soner dışında kesinlikle kaleci bulmalıyız. İkisinin performansıda sezon başından beri çok kötüydü ve kötü olacağını herkes biliyordu. Çok basit hatalardan o kadar gol yedik ki.. Bu takımda geçen sene oynayan Ramazan'dan sonra bu sene kale çok zayıf kaldı. Umarım devre arasında yine gidip menejerlere kaleci sorulmazda, kendi gözlemlerimiz ile bir kaleci alırız.

Ve en büyük etken. Hakem. Her Karşıyakalının belasıdır hakemler. Bu maçta yine hakem hataları çok belli hatalardı. Yapılmayacak hareketler yaptı. Tolga'nın 2. sarı karttan atılması kime göre doğru kime göre yanlıştır bilmiyorum fakat yere düşerken bir insanın elini kolunu kontrol edememesi, özellikle o kadar sağnak yağışta kontrol edememesi çok normaldir diyerek çıkarılan 2. sarı kartı çok haksız buluyorum. Yan hakemlerde ona keza çok kötüydü. Hiç olmadık pozisyonlara ofsayt verdiler. Bunu sadece kendi takımım için söylemiyorum aynı şekilde Orduspor içinde birkaç pozisyon böyleydi. Hakemin önünde bir oyuncumuz bariz elle oynamasına rağmen hakem topu kafasıyla kontrol etti deyip maçı devam ettirdi. Bu tür hakemlerin biran önce incelenmesi gerekiyor..

BANK ASYA 1. LİG: KARŞIYAKA 0 - 2 ORDUSPOR
Stat: Altay Alsancak
Hakemler: Özgüç Türkalp, Ayhan Akgöz, Birol Güldane
Karşıyaka: Soner, Ayhan, Tolga, Aykut, Mustafa, Barış (Dk. 73 Erçağ), Kıvanç (Dk. 82 Baki), Baykal, Erhan, Bilal (Dk. 46 Gurur), Osman
Orduspor: Fevzi, Abdullah, Numan, Kürşat, Selçuk, Müslüm, Ali, Murat (Dk. 90+2 Akaminko), Ahmet Güven (Dk. 66 Bilal), Kostovski, Muarem (Dk. 85 Mehmet)

Goller: Dk. 61 Ahmet Güven, Dk. 75 Müslüm (Orduspor)
Kırmızı Kart: Dk. 42 Tolga (Karşıyaka)
Sarı Kartlar: Dk. 32 Mustafa, Dk. 45+1 Aykut (Karşıyaka), Dk. 59 Abdullah, Dk. 61 Ahmet Güven (Orduspor)

13 Aralık 2010 Pazartesi

Savaşçı Sultanlarımız

Geçen gün bir yazı okudum sizinle paylaşmak istedim.. Voleybolun nasıl ayakta durduğunu, şubeden birisinin voleybol oyunumuza nasıl baktığını anlatan birinci ağızdan bir yazı.. Bu iş için ne kadar uğraştıklarını, neden onlara bu kulübün savaşçısı dediğimizi anlamanız bu yazıyla çok daha kolay olacaktır. Voleybol şubemiz yaptıklarınız ve yapacaklarınız için teşekkür ederiz. Bu camia sizinle gurur duyuyor.. Noktası noktası, virgülü virgülüne Müjdat Bilgiç'in ağzından Karşıyaka - Beşiktaş maçı sonrası o güzel voleybol yazısı..

Hafta boyunca şube olarak müthiş bir çaba gösterdik. Fransız oyuncumuzu çok uzun süredir almak istiyorduk. Önce maddi konuları aşmak gerekti. Bu anlamda İzka destek verdi, birçok kaynak yaratıldı ve bu oyuncumuz için gerekli maddi olanak sağlandı ancak işlemlerin uzamasından dolayı sadece maçı izleyebildi. Bunun dışında maddi konuları aşabilirsek bir yerli daha almak için çabalıyoruz.
Bu şartlarla maça çıktık. Rakibimizin bütçesi bizden çok daha yüksek. Pasörleri eski oyuncumuz Pelin. Bu bile bize bir fikir verecektir. Ancak bizler şube yönetimi ve oyuncular olarak bir haftadır bu maça çok çok önem verip kazanacağımıza inandık. Önce gençler sonra A takım ( ki 4 oyuncumuz 2 takımda da oynadı. Pelin ve Gizem toplam 9 set oynamak zorunda kaldı) müthiş bir hırs ile oynadı.
Bazı yerlerde Voleybol şubenin kaynak yaratmadığı dedikoduları yapıldı. Şu an yarattığımız kaynak yola çıkarken düşündüğümüzün bile çok üstünde. Yabancısız oynayalım yine de oynayalım dedik, 3.yabancımız bile geldi. 20 bin Euro 3.yabancı parasını federasyon istiyor. Bu bile bir ipucu olacaktır.
Yine bazı kişiler şartlarımızı unutup yok formanızın rengi şu yok set alacakmısınız gibi yorumları sitelerimize yazdılar. Bunları kulak tıkadık ve bu maça motive olduk. Kızlarımız inanılmaz bir mücadele verdi. Bizler tribünde onlara 2 maç 9 set destek olduk. Taraftar tribünde yerini alınca kızlar daha da hırslandı. İlk seti verdik, 2 set alıp 2-1 yaptık.
4.set başa baş giderken hakemler öyle 2 hata yaptı ki o sayılarla öne geçecek ve maçı alacakken seti kaybettik. Son set yine dışardaki bir topu içerde verdi. Resmen hakem bizi yaktı.
Ancak çok net söylüyorum ki biz bugün kazanan taraftık.
Önce kızların inancını kazandık. Çok güçlü bir rakibe kök söktürmenin morali vardı hepsinde.
Sonra gelen taraftarın helal olsun demesini kazandık. 3 hafta sonra bu takım taraftarıyla Ankaragücüne set vermeden kazanacak. İşte biz Ankaragücü maçını bugünden kazandık.
Arena da destek olan tüm Karşıyakalılara teşekkürler.
Maçın yıldızı Duşka'yı oynatabilmek için verdiğimiz çaba da bize büyük destek olan Bülent Zeren'e teşekkürler.
18 yaş ortalaması olan ama aslan gibi yüreği olan kızlarımıza teşekkürler.

Ha ilginç bir not. Maç başladıktan sonra bilet gişesi kapandıktan sonra gelen BJK lileri salona almadık. Bu da çok hoşuma gitti. Burası Karşıyaka idi. Bizim evimiz.

Bir Başka Camara

Camara ismini duyunca bir Karşıyakalı için endişe duymamak elde değil. Nedenini elbet Karşıyakalı arkadaşlarım hemen anladı ama bir de şimdi anlam veremeyen başka takımlara gönül vermiş arkadaşlar için bir derleme yapmam lazım.

Bulunduğumuz 1.ligde belli bir yaşa kadar yabancı transferine izin verilmiş ( o yıl 22 , sonraki yıllarda 23'e yükseltildi ) ve o zaman takımımızın başında Reha Kapsal bulunmaktaydı. Sezon başı kampında birçok yabancı denendi. Selçuk Yaşar Tesislerimizin mülteci kampından farkı yoktu. Denemeye getirilen birçok ülkeden oyuncu için aklınıza üniversitelerin öğrenci değişim programı ile görebilceğiniz bir ülke çeşitliliği ya da mültecileri toplama merkezindeki görüntüler mi gelir ? Artık o kısmı size kalmış ama ortalık en büyüğü 22 yaşında , dünyanın çeşitli liglerinden gelmiş oyunculardan geçilmiyordu.

Bizim seçme kampımız bitti ve Reha hocamız o kamptan sonra mı yoksa artık kimden tavsiye aldıysa Seni Camara adında bir oyuncuda karar kıldı. Seni Camara'nın Alsancak Stadındaki ilk çıktığı maçı hatırlarım. Yıllardır süper lig hasreti olan taraftarlar , yabancı oyuncu transferinde isabet bekliyordu. Birçok takımın siyahi oyuncusunun da fırtına gibi estiği, mücadeleyi bırakmayan özelliği de belleklere kazınınca beklenti daha da artmıştı.

Gelelim bizim siyahi oyuncumuza. Siz hiç hayatınızda koşamayan bir siyahi oyuncu gördünüz mü ? Biz gördük. Hayretler içinde izledik. Rakibin peşinden giderken vazgeçen - araba kullananlarınız bilir vites hani geçmez ve bir türlü hızlanamazsınız - işte aynen öyle bir görüntü. Koşacak ama vazgeçen. Hızlancak gibi yapıp tüm tribünleri yanıltan bir siyahi oyuncu. Seni Camara. Kesinlikle nasıl beğenildiği ve transfer edildiğini bir türlü anlayamadığımız , yıllar sonraki ilk yabancı futbolcu transferimiz.


Şimdi size bahsedeceğim oyuncu Nassira Camara . O da siyahi. Bayan voleybol takımımızın yeni transferi. Camara isminin bizde her ne kadar olumsuz bir imajı olsa da sadece soyadı benzerliğinden başka bir şey değil. Voleybol takımımıza çok katkı sağlayacağına inandığımız kariyerli bir oyuncu. Hem Camara isminden herhangi bir spor dalında iyi bir oyuncu çıkabildiğini görüp şaşırmak hem de her türlü zorluğa karşın mücadeleyi bırakmayan özverili sultanlarımızın yanında olmak için hepinizi salona bekliyoruz.

9 Aralık 2010 Perşembe

7. Adam Olmak İçin

Blogda normalde haftasonu oynayacağımız maçlarla ilgili önceden pek haber girmemeye çalışıyorum - bazı maç analizleri hariç - fakat bu maç için birleşmemiz, kenetlenmemiz şart. Neden mi bu maç ?
Karşıyaka voleybol takımı bu sezon başında maddi yetersizlikten dolayı kapatılacaktı. Bu şubenin kapanmasına hiçbir Karşıyakalı razı olmadı. 3 ay boyunca hayatını yeşil kırmızı yaşamış insanlar bu şubenin kapanmaması için gece gündüz uğraştılar. Maddi destek onlara koymadı fakat manevi olarak çok yoruldular. 3 ay boyunca sadece bu işler için uğraştılar. Onlar Karşıyaka'nın Spor Kulübü adını yaşatmak istediler.. Bizler için, bizim insanlara karşı " Biz Spor Kulübüyüz ! " diye övünmelerimiz için uğraştılar.. Yüzlerce kişi voleybol takımı çalışsın diye cebindeki parasını ortaya koydu. Üçer beşer hepimizin ortaya koyduklarıyla oluştu bu takım. Bu takım bizim takımımız..

Daha kısa bir zaman öncesine kadar sadece yaşamak, varolmak için uğraştığımız voleybol takımımız bu pazar günü savaşmaya çıkıyor.. Bizim Karşıyakalılığımızı koruyan insanlar için, o büyük Karşıyakalı kimliğimiz için, Türkiye'de yaşayan bir kaç spor kulübünden birisi olduğumuz için bu savaşa ortak olup sende kızlarımızın yanında 7. adam olmak istemez misin ? Umutlarımızı birleştirip güzel düşlerde buluşmak için 12 Aralık Pazar günü saat 17:30'da Arena'ya..

Güzel Dostluk, Güzel Maç

Bu haftasonu Karadeniz takımı olan Orduspor ile maç yapıyoruz. Ordu ile uzun bir süredir çok güzel giden dostluğumuz var. Deplasmana gittiğimizde bizi 50-60 kişi karşılamalarıyla, ellerindeki o çok güzel yarım ekmek içine koydukları balıklarıyla aklımızda kalan bir deplasman.. Karadeniz dostunu bu seferde biz misafir ediyoruz ve çok eğlenceli, güzel bir maç olacağına inanıyorum.
Orduspor son haftalarda düşüşe geçen bir takım. Geçen hafta evlerinde buldukları Diyarbakırspor galibiyeti ile eski formlarını yakalamak istiyorlar. Son 4 maçın üçünde mağlup olmuşlar. Orduspor'u pek takip edemedim, daha doğrusu Karşıyaka'nın kanser etkisi yaratan futbolu yüzünden bu sezon diğer takımlardan biraz uzak kaldım. Yavaş yavaş biz kendimizi toparladıkça diğer takımlarıda izleme şansım ve istekliliğim artıyor.

Ordu'nun şaşırdığım bir durumu bu kadar mağlubiyet almalarına rağmen hala ligde üçüncü sıradalar.. Sanırım şu cümle bile Orduspor maçını neden küçümsememiz gerektiğini anlatıyor. Son 4 haftada kazandıkları 3 puana rağmen ligde 23 puanları var. Biz ise son 5 haftadır hiç yenilmedik ve bu haftada evimizde bu yenilmezliğimizi devam ettirmek istiyoruz. Maçın Alsancak stadında olması bizim büyük avantajımız fakat bir o kadarda büyük bir dezavantajımız var. Kart cezalısı Tiago bu maçta oynayamayacak. Tiago yerine Barış Memiş kadroya dahil edilecek gibi bir kaç söylenti kulağımıza geldi fakat bunu maç günü göreceğiz. Tiago o sarı kartı görüp elbette bir ceza alacaktı fakat bu maç öncesi böyle bir ceza alması ne kadar iyi oldu bilemiyorum.

Ordu maçını yendiğimiz vakit bu ligde çok çabuk bir yükselme yaşarız. Şu geçirdiğimiz son 5 haftada güzel bir hava yakalamışken evimizdeki maçıda galibiyet ile sonuçlandırırsak hem bu takıma, hemde deplasmana gelecek binlerce kişiye çok iyi moral olur. Önemli bir maça çıkıyoruz, bir kaç eksiğimiz var fakat bu maçı alacağımızı düşünüyorum..

5 Aralık 2010 Pazar

Kayseri Erciyes'de Deplasman Tribünü


Kayseri'ye modern bir tesis yapmaları ile övünen Kayserililer malesef Erciyesspor'u o tesislerin içine sokmuyor. TFF ise Kayseri Erciyesspor'un küçücük bir tribünü olan sahada oynamasına izin veriyor. Nerede sizin o meşhur standartlarınız diyesi geliyor insanın ! Boyunlara birkaç akreditasyon kartı takmakla , sen şuraya kadar gidebilirsin, sen koridorların yanından geçemezsin , senin sadece tuvaletlere ve kantine girişine izin veren akreditasyon kartın var demekle kurumsal bir yapı sağlamaya yetmiyor.

Resimde gördüğünüz Erciyes deplasmanına giden Karşıyakalı taraftarların hali. Sanırım kendilerini Çin metrosuna binen masum vatandaşlar gibi hissediyorlardır. Konserve misali tribünde galibiyetimizi izlemeleri dileğiyle...

P.S. Fotoğraf için Doğancan Özsel'e teşekkürler.

3 Aralık 2010 Cuma

Karşıyaka Deplasmanına Hazırlanmak

Öncelikle bir Karşıyakalı olarak bugün okuduğum haber ile tebessüm etmedim desen yalan olur. Hani biz kendimizi biliyoruz ve ukalalık olmasın diye susuyoruz.

Haberi yazımda geçmeden önce sizlere bir soru sormak istiyorum. Kendinizi bir kulübün koçu ya da idari menajeri olarak düşünün ve önümüzdeki haftaki maçınız Karşıyaka deplasmanında ve taraftarın etkisini de az çok biliyorsunuz. Oyuncularınızı motive etmek için nasıl bir hazırlık yapardınız ? Belki tribünlerin tepkisinden etkilenmemeleri için ciddi ve heyecan verici bir konuşma , belki çok takmayan , sakin bir tavırla ters psikoloji uygulardınız. Daha birçok fikir aklınızdan geçiyordur. Şimdi size Bornova Belediye koçu Aclan Kavasoğlu'nun yarınki maç için oyuncularını Karşıyaka takımının yanı sıra taraftarına karşı da hazır hale getirmek için uyguladığı yöntem hakkındaki haberden alıntı yapayım.
***********************************************************************************
Beko Basketbol Ligi'nde yarın Pınar Karşıyaka ile deplasmanda karşılaşacak olan Bornova Belediye'de antrenör Aclan Kavasoğlu oyuncularını yarınki maçın atmosferine farklı bir şekilde hazırlıyor.

Geçen sezon ilk hafta Pınar Karşıyaka'ya konuk olan ve maçı 89-68 kaybeden Bornova Belediye'de antrenör Aclan Kavasoğlu, Karşıyaka Arena'nın atmosferine takımını alıştırmak için antrenman sırasında hoparlörden Karşıyakalı taraftarların tezahüratlarını ve marşlarını çaldırıyor.

Karşıyaka Spor Salonu'nun en zor rakip sahalardan biri olduğunun altını çizen Kavasoğlu, "Benim Pınar Karşıyaka'da antrenörlük yaptığım zamanlarda da taraftarlar takımın en büyük silahıydı. Kadromda bu atmosferi yaşamamış çok sayıda oyuncu var. Hoparlörlerden verdiğimiz sesler bir anlamda mental hazırlık" şeklinde konuştu.

Aclan Kavasoğlu, derbinin tam bir basketbol şöleni olacağını tahmin ettiğini de belirterek, "Bu sezon geçen yıla göre daha farklı bir yapıdayız. Antrenman tesislerinde tadilat olması da çalışma koşullarımızı zorladı. Ancak gün geçtikçe iyileşiyoruz. Son haftalarda hem bizim, hem de Pınar Karşıyaka'nın maçlarındaki sonuçlar son saniyelerde belli oluyor. İzleyenler için keyifli bir müsabaka olacağı tahmininde bulunabiliriz. Ancak her şeyden önemlisi, mücadelenin iki takıma da yakışan centilmenlikte geçmesini ve hak eden takımın kazanmasını temenni ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
************************************************************************************

Söyleseydin biz gelirdik be Aclan Hoca !!! Antrenman ziyareti yapardık ve canlı performans sergilerdik. Potanız kırılınca Karşıyaka Spor Kulubünden maçınız yarım kalmasın diye yardım talebinde bulunduğunuzda geri çevirmediğimiz gibi , her türlü ikili ilişkilerde kulubünüze yardımda bulunduğumuz gibi ve bunlar yetmeyip İstanbul takımlarına 5 lira , Kaf Sin Kaf taraftarlarına 20 liraya bilet satmanıza kızsak da biz yine gelip yardım elimizi uzatırdık sizlere. Hem öyle banttan dinlemek aslının yerini tutmaz ki !!!

1 Aralık 2010 Çarşamba

EuroChallenge : Sıradaki ?

Euro Challenge Cup'ta 3. maçta 3. galibiyetimizi almış bulunuyoruz.. Avrupada muhteşem devam ediyoruz. Çok güzel bir oyuncu kadromuz ve ev sahibi olduğumuz maçlardaki muhteşem atmosfer ile gruptan kesinlikle lider çıkacağımızı düşünüyorum. Avrupada gruplardan sonra çok güzel sonuçlar alacağımızdan eminim. Anlayamazsınız Blog ile güzel bir canlı Avrupa deplasmanı nasıl olur düşüncesinide yavaştan söyleyeyim diyorum..

İlk olarak takım değerlendirmesine Andre Smith ile başlamak istiyorum. Andre yaklaşık 2-3 aylık bir sakatlıktan sonra aramıza döndü ve özlediğimiz kaptan sahadaydı. Öne geçtiğimiz ve temponun yükseldiği anlardaki hareketleri bu takıma ne kadar güvendiğini, ne kadar yüreğiyle oynadığını ortaya koyuyor. 23 sayı 12 rebound 2 top çalma ile oynayan Andre Arenadaki ilk resmi maçında çok güzel bir istatistik yakaladı diyebiliriz. Tabi bu istatistiğin yanında yürekli basketboluda ayrıca incelenmesi gereken bir konudur..

Furkan Aldemir'e gelince.. Furkan yine bildiğimiz Karşıyakalı Furkan. Furkan'ın son iki maçtır anlayamadığım olayı foul problemi olmamasına rağmen neden bu kadar az süre aldığıdır. Bu maçta yine sadece toplam 24 dakika süre buldu Furkan. Bu sürede ise 15 sayı, 7 rebound gibi bir istatistiğe ulaştı. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta tüm maç boyunca sadece 1 şut kaçırdı. Bu şutların içerisinde foul ve üçlük atışlarıda dahil.. Ayrıca Furkan şu anda 13.0 rebound ortalamasıyla kupada rebound krallığına yerleşmiş bulunuyor.

Uzunca tüm kadroyu yazmak isterdim fakat detaylı olarak bir analizim olmadığı için geri kalan oyuncuları sizin yorumunuza bırakmak istiyorum. Bu maç gözüme çarpan iki oyuncu vardı sadece. Bu arada maçta en hoşuma giden anlardan birisinide yazmak isterim. Apoel takımından bir oyuncu boş bir sahada boş bir potaya topu atmak yerine, topu elinden kaydırınca, Apoel'in koçu tüm Apoel takım benchini kaldırarak bu oyuncuyu alkışlattırdı. Kendi oyuncusunu bu yönde demoralize edebilecek bir hareketi ilk defa gördüm şahsen. Bravo gibi bağırdı uzun süre boyuncada. Güzel esprili bir tablo oldu buda maça..

29 Kasım 2010 Pazartesi

Muğla'ya Deplase


Tarafsız sahada oynadığımız Denizli maçı için 6 bin civarı Karşıyakalı yollara düşmüştü. Kimi otobüsle kimi minibüsle kimisi de özel araçlarıyla yola çıkmıştı. Muğla yolu yeşil kırmızı renklere boyanmıştı. Yalnız yukardaki görüntüyü gören herkes acaba çok mu içtim diye düşünmeden edememiştir. Motosikletle deplasman yolculuğuna çıkmış iki kişi ama bir tanesi saatlerce ters oturarak gidiyor. Nasreddin Hoca misali çıktığı tüm yolculuklarında kazasız belasız gidip gelmesi dileğiyle ...

28 Kasım 2010 Pazar

Muğla'da Büyük Aşk !

Bazen tek bir fotoğraf yeter..

25 Kasım 2010 Perşembe

EuroChallenge'da Grup Birincisiyiz !

Bu yazıyı geç girdim malesef bazı nedenlerden dolayı. Maçı izlemediğim için - ki çok izlemek istememe rağmen maçı veren bir kanal falan hiç bulamadım - yorum yapamıyorum. Şu an 2 maçıda kazanarak G grubunda birinciliği almış bulunuyoruz. Önümüzdeki Apoel maçı en önemli maçlardan biri o maçı kazanmamız gerekiyor. Eğer kazanırsak Avrupa'da güzel bir turnuva yaşayacağımızdan eminim..
#5 - Serkan Menteşe : 1 dk
#6 - Omar Sneed : 20 dk, 11 sayı, 1 asist, 3 rebound, 1 top kaybı
#7 - Uluğ Kaçaniku : 2 dk, 1 rebound
#8 - Birkan Batuk : 34 dk, 10 sayı, 2 rebound, 1 top çalma, 1 top kaybı
#9 - Jovo Stanojevic : 19 dk, 22 sayı, 3 rebound, 1 top çalma, 2 top kaybı, 1 blok
#11 - David Holston : 32 dk, 23 sayı, 5 asist, 2 rebound, 2 top çalma, 2 top kaybı
#12 - Andre Smith : 15 dk, 5 sayı, 3 rebound, 1 top çalma
#13 - Ahmet Erdoğan : 20 dk, 3 asist, 2 top kaybı
#14 - Furkan Aldemir : 27 dk, 7 sayı, 1 asist, 15 rebound, 1 blok
#19 - Alper Saruhan : 32 dk, 2 sayı, 1 asist, 4 rebound, 2 top çalma, 2 top kaybı

22 Kasım 2010 Pazartesi

TFF ve Özgener KSK'yi Kolluyor !

Başlığı yanlış okumadınız. Biz bu deli zırvasını şu ana kadar çok duyduk. En son Samsun maçında protokol tribününde çıkan kavga yüzünden cezayı tüm taraflara kestiler. Bu kez ne yaptık derken bir baktık ki yöneticilerin kavgası saha içi olaylar olarak rapor edilmiş. Akp Samsun milletvekilinin de devreye girmesiyle biletimiz kesildi.

İsyan ettik . İtiraz ettik neye yarar. Başka takımların taraftarları sahaya girsin ve futbolcuları kovalasın sadece para cezası !!! Bizim yöneticiler kavga ettiği, tribünlerle alakası olmayan bir olay dolayısıyla tarafsız bir sahaya sürülme. Yöneticilere cezayı verirsin ama bunda tüm taraftarların günahı ne ? Başkaları gibi sahaya inip futbolcu kovalayalım ve sadece para cezasıyla yırtalım mı işin doğrusu ? Ne kadar bu tarz olayları tasvip etmesem de birilerine para cezası verirken , bize tekrardan en ağır cezayı verirsiniz.

Örneklerde de görüldüğü gibi Mahmut Özgener başkanlığındaki TFF bizi bu ceza olaylarında çok koruyor.

Şimdi gelelim komedinin 2. perdesine. Tarafsız sahanın neresi olarak açıklanacağını beklememiz ve sonunda "yok artık bu kadar da olmaz" dedirtecek ölçüde çıkan saçma karar. Bütün Ege Bölgesini düşündük. Yok Çanakkale olur. Yok Manisa'da olsa ne güzel yarım saatte gidilir. Balıkesir kesin kardeşim. Aydın olsun. 100 km ideal. Hem Aydın Denizli'ye de ideal diye düşünürken centilmenlik ruhumuz kabarmıştı. Herhalde bizim bu kadar Fair Play düşkünü halimizi bir yerlerden duymuş olan TFF yöneticileri hazır bu halimizi yakalamışken öyle bir yer seçti ki birçok kişi istemeden küfrü basıverdi. Dahiyane bir fikir. Karşıyaka - Denizli tarafsız sahada oynanması gereken maç Muğla'da. Rakip takımın şehrine daha yakın bir seçim.

Fikir edinmek isteyen arkadaşlar lütfen şekil 1.a 'da bulunan Ege Bölgesi haritasına bir göz gezdirsinler.



Şimdi de gelelim yol bilgisine ;

İzmir-Muğla arası 229 km
Denizli-Muğla arası 145 km

İzmir-Denizli arası 224 km

Gördüğünüz gibi Mahmut Özgener federasyonu sağolsunlar bizleri çok seviyor , sayıyor ve kol kanat geriyor. Ne zaman bir derdimiz olsa bire bin katıyorlar ama Özgener KSK'yi ve Altay'ı kolluyor söylemlerini bizler daha çok duyacağız. Bundan da adım gibi eminim. Sevme bizi Özgener sevme !!!

Anlayamazsınız 1 Yaşında !

Bundan tam 1 yıl önce başladık Karşıyakayı yazmaya.. Bu yola çıkarken amacımız ne ticaret amaçlıydı, ne bizim yazılarımız çok okunsun isteğiydi.. Sadece binlerce blogun olduğu bu yolda Karşıyaka'yı temsil edecek tek blogun olmaması açığını kapatmak istiyorduk. Ve bunu 1 sene sonra blogun haline baktığımızda başarıyla yerine getirdiğimizi görebiliyorum. Blog'un sürekli takipçisi olan yüzlerce kişi oldu. Karşıyaka gibi küçük bir semtin takımını bu kadar insana açıklamaya çalıştık. Sesimizi herkese duyurmaya çalıştık. Sorunlarımızı, sıkıntılarımızı, mutluluklarımızı anlatmaya çalıştık.

Geçmiş 1 yıla baktığımızda Four Four Two gibi spor dergisinde yerimizi aldık. BlogİdmanYurdu gibi sporun en kaliteli bloglarının bulunduğu bir sosyal ağda yerimizi aldık. Twitterdan yüzden fazla ziyaretçimiz şu anda bizi takip etmekte. Çeşitli gazetelerde, web sitelerinde yazdığımız yazılar yayınlandı. Karşıyakanın tüm sorunlarını buradan herkesle paylaştık ve bu blog olmasaydı belki sorunlarımızdan haberi olmayacak insanların desteklerini kazandık..
Nerden nereye misali..
Ve 1 yılı üç kişilik yazar kadromuz ile tamamlamış buluyoruz..
Kaf Kaf Kaf Sin Sin Sin Kafsin Kafsin Kaf !

20 Kasım 2010 Cumartesi

Haftasonunda Karşıyaka

17 Kasım 2010 Çarşamba

Pınar Karşıyaka 88 - 81 BC Zadar

Dün oynadığımız EuroChallenge Cup maçında Hırvat takımı Zadar karşısında 88 - 81'lik üstünlük aldık.

Maçtan sonra en sevindiğim nokta EuroChallenge sitesine girdiğimizde istatistik sayfasında Double - Double ve Ribaund sayılarında Furkan yüzlerce kişi arasından zirvede..
Ayrıca maç sonrası bir tweet dikkatimi çekti. Basketbolcumuz Birkan'ın bir tweeti bu maçın önemini tekrar açıkladı.. " Verdigim sozu tutabildigim icin cok mutluyum!Bu galibiyet "Ozgur Soylu'ya" armagan olsun!Taraftarimizin destegi icin tesekkurler! "

Youtube'da çok güzel videolar var maç ile ilgili. İzlemenizi tavsiye ediyorum..

16 Kasım 2010 Salı

İkinci Senede 16 Kasım..

Onun için yazılacak söylenecek çok şey var.. Bazı duygular yazıldı söylendi, bazıları pankartlarla anlatılmaya çalıştı, besteler yazıldı.. Her gittiğimiz yerde Özgür Ölmedi diye acımızı paylaştılar.. Paylaştılar ama kimse bizim gibi yaşayamadı o acı duyguyu.. Bir abiyi, bir kardeşi kaybetmenin acısını.. Elalem ne bilir yürek acısını, Doğançay'a gömdük kalbimizin yarısını.. Yazılacak çok şey var ama şimdilik bir video ve çocukluktan beri arkadaşı, kardeşi olan Göztepeli Volkan'ın yazısını koymak istiyorum buraya..
sen değilmiydin ilk okul 2 den lise sona kadar aynı sırayı benimle paylaşan?
sen değilmiydin Karşıyakalı olduğun halde benimle Göztepe maçlarına gelen?
sen değilmiydin her gün "bu akşam napalım" diye bana mesaj çeken?
sen değilmiydin ben askere giderken anam,babam,abim,ablam gibi hıçkıra hıçkıra ağlayan?
sen değilmiydin ben askerdeyken 2-3 günde bir bizim eve gidip oturup aileme moral veren?
sen değilmiydin ben yine askerdeyken anneler günü öncesi gece 00:00 da bizim eve gidip anneme cicek veren?
sen değilmiydin yan sınıftakilerle kavga ettiğimizde bütün sınıf arkadaşlarımız yanımızdan kaçarken benim yanımda kalıp dayağı yiyen?
sen değilmiydin lise diplomamı almama 1 ay varken okuldan atıldığımda müdüre çıkıp benide atın diyen?
sen değilmiydin "olum bizi kimse sevmiyo lan,baksana kimi arasak gelmiyor yanımıza,bi batak oynıcak 2 adam bile bulamıyoruz" diyip kıs kıs gülen?
sen değilmiydin beni uyuşturucudan uzaklaştıran?
sen değilmiydin 1 otobüs içindeki 80 tane Karşıyakalıya benim askerlik yaptığım yerden geçerken el sallatıran?
sen değilmiydin teyzenin düğünü varken benimle grup yorum konserine gelen?
sen değilmiydin "keske Karşıyakalı olsaydın volkan,neler yapardık seninle neleeer" diyen?
sen değilmiydin her c.tesi halı saha maçlarımızda topu alıp etrafımda döne döne çalımlar atan?
sen değilmiydin "olum Türkiyede Göztepe ve Karşıyaka gibi tribün görmedim,birleşsek İzmire dünya giremez" diyen?
sen değilmiydin msn şifreni,telefon pin kodunu,kullanızı şifreni sadece bana veren?
sen değilmiydin lisede çıktığın bi kıza sadece bana tav olduğu için posta koyup ayrılan?
sen değilmiydin okul sıramızı yarıya bölüp "kendi yarını geçme orası Göztepe burası Karşıyaka, akıllı ol alırım aklını" diyip makara yapan?
sen değilmiydin hayatımın en büyük trafik kazasında yanımda olan?
sen değilmiydin ben sinirlenince sadece beni sakinleştirebilen?
sen değilmiydin bizde kaldığın zamanlarda beni yatağımdan atıp,orda yatan?
sen değilmiydin odamın balkonunda yazan Göztepe nin z sini t yapıp,ben askerdeyken büyük büyük GÖZTEPE yazan ?
sen değilmiydin ben her deplasmana giderken cebime para koyup "lazım olur" diyen,ve yol boyunca arayıp "bişeyin yok dimi olay falan" diye soran?
sen değilmiydin ben hastanede yatarken günlerce yanımda sabahlayan?
sen değilmiydin "olum ben senin annene -anne dicem,sende benim anneme anne de-" diyen?
sen değilmiydin bana KURU lakabını takan ?

ulan herşeyi paylaşıpta bi tabutumu paylamaşadın benle ha? arkandan sadece göz yaşı dökmemi mi istedin sen giderken? her yanımda seni görmeyi,kendim gibi ezberlemişken.....
görüşürüz kardeşim,eyvallah. 



Rahat uyu Özgür, Karşıyaka seninle..
16 Kasım 2008 / Unutmadık, unutmayacağız!

15 Kasım 2010 Pazartesi

Tiago Queiroz Bezerra

Bu incelemeye başlamadan önce yapacağım ilk oyuncu incelemesi olduğunu ve Tiago'ya büyük bir sempatim olduğunu belirtmek istiyorum.. Daha 1 sezon bizde oynamış olmasına rağmen Altayda oynadığı zamanlardan beri sıkı takipçisi olduğum, futboluyla, karakteriyle büyük ilgi toplayan Tiago Bezerra..
1987 doğumlu genç oyuncu.. 23 yaşında olan birisi için oldukça tecrübeli.. 2008 yılında Altay ile Türkiyeye gelmiş daha sonra Karşıyaka'ya transfer olmuş. Toplam 2,5 senelik bir Bank Asya Birinci Lig oyuncusu diyebiliriz. Böyle bir ligde 2,5 sene oynamak bu ligin tozunu toprağını yutmuş anlamına geliyor ki Tiago tam bu deyime uygun bir oyuncu. Tam bir 1.lig oyuncusu. Çok hırslı. Hırslandığı zaman maçı 2-0'dan 3-2'ye çevirecek kadar hırslı hemde.. Tribünlere oynamayan, sağlam kişilikli, sahaya çıktığı zaman sadece fileleri havalandırmayı düşününen, hangi takımda olursa olsun yüreğini ortaya koyarak oynayan, parasının hakkını veren isim. Daha bu takımda 10-15 maç oynamasına rağmen sahada büyük bir Karşıyakalı varmış gibi izleyebiliyorsunuz onu. Üstelik geldiği takım rakibimiz Altay olmasına rağmen.. Yıllardır bizde oynayan, arma için savaşan bir Karşıyakalı olarak görebiliyorsunuz..

Oynadığı 12 maçta toplam gol sayısı 7. Topu ayağına aldığı zaman ve kaleciyle karşı karşıya ise hiçbir korkunuz kalmıyor. Çünkü lig başından beri böyle olan tüm pozisyonları skora yansıtan birisi. Attığı hızlı çalımları ve yeteneğinden çok zekasıyla oynaması böyle güzel bir istatistiğe imza attırmış gözüküyor. Formu sezon başından beri çok iyi. Topu ayağına aldığı zaman kaptırdığını pek göremedim, kaptırdığında ise illaki savaşıyor. Kolay kolay zor duruma düşmemeye çalışıyor genelde, yani pek fazla tribünlere oynamıyor basit ama etkili futbol ile sadece takımı adına çalışıyor..

Sezon başından beri formu çok yerinde. Büyük bir sakatlığı olmadı. Kondisyon bakımından sağlam bir oyuncu. Fazla yorulmuyor. Yorgunluğunun sebebi savunmaya pek katkı sağlayan bir oyuncu değil. Aslında bu özelliğinin olmasının sebeplerinden biriside Karşıyaka'nın genelde tüm ortasaha oyuncularının defansif olması. Tiago'ya pek iş kalmıyor anlayacağınız. Bu yüzden ortasahada dahil olmak üzere pek fazla rakibe basma ve top çalma huyu yok. Bana göre en zayıf yönlerinden biriside bu fakat takımda buna izin vermiyor olabilir. Çünkü zaten yeteri kadar defansif oyuncu varken birde Tiago'nun savunmaya dönüp kendisini iyice yormasına gerek yok.. 
İyi oyuncu golden sonra tribüne taklalar atandır!
Genelde takımın hücum emrini veren kişi. Sambacı kişiliğinide kullanarak attığı şık paslar ile sağ veya sol kanattan atağı geliştirtebiliyor. Takımı Tiago üzerinden oynattığınız zaman biraz daha rahatlıyor takım. Düşünce olarak çok güzel bir futbol oynadığı için hücum hattının düşünmesine gerek kalmadan Tiago herşeyi halledip oynattırıyor zaten..

Onun için yazılacak, çizilecek çok şey var fakat daha görmemiz gereken özellikleri var. Yarım sezonda Tiago Karşıyaka taraftarlarının gözü önünde bu halde şu anda. Sezon sonu geniş detaylı bir inceleme yazmayı çok istiyorum bu oyuncuyla ilgili. Gerçekten futboluyla, kişiliğiyle son yılların Karşıyaka'ya gelmiş en iyi oyuncularından diyebilirim. Futbolcuyla ilgili yorumlarınız ve yazılarınız bizim için çok önemli. Yorum bırakmaktan kaçınmayın..

Acı Çekmek Özgürlükse...


Ben Özgür'ü hiç tanımadım...

Adını ilk duyduğum an, radyo ölüm haberini veriyordu. Karşıyaka vapurundaydım, Karşıyaka taraftarı öldürüldü diye anons geçti önce. Körfezin orta yerinde, karanlık bir kasım akşamı başımdan aşağı kaynar su döküldü sandım, yıkıldım...

Bandırma yolunda, hayatını verecek kadar sevdiği renklerin peşinde, henüz 20'sinde gencecik bir delikanlıyı öldürdüler...

Henüz 20'sinde adını hepimizin hafızasına kazımıştı ama yoktu artık...

Son vazife için Çarşı Camisi...

Haykıranlar, ağlayanlar, ailesi, dostları, Karşıyakalılar, diğer takım taraftarları, duygu seli...

Veda ettik Özgür'e, cennete uğurladık...

Tam 2 yıl önceydi...

10 Kasım 2010 Çarşamba

Samsunspor'a Hükümet Desteği

Geçen hafta Alsancak Stadında oynanan Karşıyaka - Samsunspor maçında protokol tribününde yaşanan tatsız olaylar olmuştu. Bu olaylar Samsunsporlu yöneticilerin taraftar olmaya çalışması ve bizim yöneticilerimizin Samsunspor yönetimini bir yönetici gibi durmaya davet etmesinden sonra başladı. İlk yöneticilerimize gelen yumruk daha sonra Samsunlu yöneticilere inen yumruklar derken ortalık gerildi..

İşin asıl boyutu bundan sonra başlıyor işte. Bu olaydan sonra Samsunsporlu yöneticiler tek suçlu Karşıyaka yönetimiymiş gibi karakola suç duyurusunda bulundu. Pek fazla bilgim yok karakolda neler olduğuyla ilgili fakat bugün okuduğum bir haberle bu tatsızlığın nasıl giderileceğini biraz anladım. Fatura yine her zaman olduğu gibi Karşıyaka'ya kesilecek. Samsunspor'a sahip çıkan AKP milletvekilleri federasyona saldırıyı unutmayacaklarını ve gerekenlerin yapılmasını istediğini belirtmiş. Federasyon ise böyle bir olayın üzücü olduğunu ve en kısa sürede Samsunspor hukukunu koruyacaklarını açıklamış.

Sadece şu soruyu sormak istiyorum. Hükümetin spora ve fedarasyona karışmasının tamamiyle yasak olduğu bu ülkede açık açık nasıl oluyorda hükümetin milletvekili federasyona Samsunspor sahipsiz değildir başında biz varız diyebiliyor ? Böyle bir cümleden sonra zaten federasyonun bizim lehimize karar vermesinin hiç ihtimali kalmadığını anlıyoruz. TFF Başkanı Mahmut Özgener gerçekten Samsunlu milletvekilin dediği gibi en kısa sürede bu olayı halledeceğiz mi dedi yoksa sayın vekilim futbol bizim kontrolümüzde eğer ceza alınacak bir durum olursa biz gereğini yaparız siz futbola karışmayın siyasetinizi yapın diyebilildi mi ?

Futbola siyaseti karıştırmayı bırakın artık.. Yıllardır hiçbir siyasi kimliği bulunmayan fakat siyasi kimliği olan camialardan daha sağlam olarak görüşünü belli eden Karşıyaka camiasının siyaseti futbola karıştıranlardan çektiği yeter. Bu olayın sürekli takipçisi olarak kalacağız ve çıkacak kararı merakla bekleyeceğiz. Bakalım sonuç ne olacak..

Herkes Anar Biz Yaşatırız !

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk !
Çok özlüyoruz seni..
Rahat uyu.. İzindeyiz Atam!

7 Kasım 2010 Pazar

İstedikten Sonra Herşey Oluyor

Şu haftaya girmeden önce 9 haftada 1 galibiyetimiz vardı. Sadece Kartalspor deplasmanınan alınmış bir puan ve evimizde oynadığımız maçlardan topladığımız 1 puanlar.. Bu kadar kötü bir Karşıyaka'yı uzun süredir görmemiştik. Puan sorun değil fakat oynanan kötü futbolun herkes farkında. Tribünden bariz olarak görülen değişiklikleri hocanın yapmaması, futbolcuların isteksiz olması herşey biraz bu kötü oyunda rol alıyordu. Fakat olanlar oldu. Geçen hafta 2-0 kaybedilen Tavşanlı maçından sonra taraftar tepkisini dile getirdi. Ve bu tepkiden sonra bu hafta alınan 3-2'lik muhteşem bir galibiyet. Taraftarın tek kızdığı nokta bu. Galibiyete uzanacak kadar gücümüz varken neden yeniliyoruz ?
Bugünün futbolundan kısa bir özet geçmek istiyorum zira 10. haftada evimizdeki ilk 3 puanı aldık. Takımın bundan sonraki 2 maçıda deplasmanda. Bu maçlarda futbol nasıl olacak ondan sonra gerekirse kişi kişi analiz yapıp bu takımın sorununu bulabiliriz. Bugün kalede hiç güven vermeyen bir oyuncu var, Soner. Kaleye gelen her topu iki hamlede tutması çok kötü yaptığı birkaç bariz hatada var. Kaleci sorunumuz sene başında belliydi fakat kötü olan tarafı bu sorunun hala devam etmesi. Biran önce sağlam bir kalecinin bu takıma gelmesi lazım yoksa çok bedavadan gol yeriz. Ve yine bana göre sahadaki en hırslı, en yetenekli, ruhunu ortaya koyan isim. Tiago! Tiago olmasaydı şu an ne halde olurduk diye düşünmek istemiyorum. Tiago bu takımın bel kemiğidir. Şu takımda Tiago olmasaydı bana göre teker teker dökülürdü tüm oyuncular. Mücadelesi, verdiği paslar, yanlış giden pasları bile koşarak alma çabası tüm övgüleri hakediyor.

9. haftada alınan 11 puanlık kötü bir tablo. Bu takım nereye gidecek merak ediyorum. Önümüzdeki iki hafta zorlu iki deplasman. Diyarbakır ve Giresunspor. Buralardan alınacak seri galibiyetleri bu takımı süperlige taşıyacaktır. Bu iki maçtanda hiç puan çıkaramazsak sonuç nereye varar söylemeye dilim el vermiyor..

3 Kasım 2010 Çarşamba

Atatürk Hangi Takımlıydı ?

Yılmaz Özdil'in bugünkü Fanatik gazetesinde bir yazısına rastladım. Kendisi Atatürk'ün hangi takımı tutar laflarına son noktayı koymuş gibi gözüküyor. Bana görede Yılmaz Özdil'in ilk satırlarındaki gibi Atatürk aslında kendi yaşadığı zamanda ve vefatından sonraki zamanında kurulan tüm takımların taraftarıdır. Fakat hala hangi takımlıdır diye gereksiz yere tartışanlar var bu yüzden bu yazıyı blogumda paylaşmak istedim. Biraz uzunca bir yazı olduğu için sadece özet olan bölümlerini buraya yazmak istiyorum yazının tamamını okumak isteyenler olursa aşağıdaki linkten yazının tamamına ulaşabilirler..


Sözü Yılmaz Özdil'e bırakmadan önce kendisinin koyu bir Göztepeli olduğununda altını çiziyorum. Zaten kendiside yazısına başlamadan önce bunu söylemiş.


“Sen İzmirlisin, o yüzden Atatürk’ü kendi şehrine malediyorsun” diye itiraz edecek olanları, en baştan uyarayım. Bu satırların yazarı, doğma büyüme Göztepeli’dir. Göztepe-Karşıyaka rekabetini ise, bilen bilir, Fenerbahçe-Galatasaray rekabetine benzemez kardeşim!

Ama. Evet, İzmirliyim ve Atatürk hakkında doğruları yazmak, boynumuzun borcu.


Karşıyaka, İzmir’in, Türkler tarafından kurulan ilk spor kulübü... Forma renklerini oluşturan yeşil’i İslamiyet’i, kırmızı’sı bayrağımızı simgeler. Çünkü, İzmir’deki yabancı spor kulüplerine karşı, Türk gençlerinin meydan okuması olarak kurulmuştur.
Bir numaralı üyesi ve kurucusu, Kadızade Zühtü Işıl, Birinci Dünya Savaşı’nda vuruştu, hatta Filistin’de İngilizler’e esir düştü, kurtuldu, evine-ailesine gideceğine, koşa koşa Çanakkale’ye gitti ve ardından milli mücadeleye katıldı. Kuvayı Milliye kahramanıdır.
Dünyada... İşgal edildiği gün, bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan, işgali sona erdiği gün, o ulusun kurtuluş savaşını sonlandıran bir başka şehir yoktur, İzmir’den başka.

İzmir’in böyle bir ayrıcalığı vardı Mustafa Kemal için.. Ve, o şehrin, milli mücadeleye katılan ilk spor kulübü Karşıyaka’nın yeri de ayrıydı haliyle.


Ne yaptı?


Armasında ay-yıldız, yani, Türk bayrağını taşıma onurunu verdi Karşıyaka’ya!


Mustafa Kemal’in isteğiyle, armasında ay-yıldız taşıma onuru verilen ilk ve tek spor kulübü, Karşıyaka’dır. Başka yoktur.


İşte bu nedenle, Atatürk için illa bi spor kulübünün adresi gösterilecekse, buna en yakın olanı, Karşıyaka’dır.

Atatürk’ün manevi kızı ve Cumhuriyetimizin ilk tarih profesörlerinden olan Afet İnan, bizzat anlatmıştır. Mustafa Kemal, “ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlâklısını severim” sözünü, Karşıyaka Spor Kulübü’nü ziyaret edip, futbol ve özellikle sosyal hayata katılan pırıl pırıl kızlarımızın tenis idmanlarını seyrettikten sonra söylemiştir.

İzmir milletvekilidir Atatürk.


Eşini İzmir’den aldı.


Annesi İzmir’de yatıyor.


Karşıyaka’da.

Spor denilen kavram, sadece attık-yedik meselesi değildir, skordan ibaret değildir. Özellikle Türkiye için, milli mücadele demektir, bağımsızlık, özgürlük, çağdaşlık demektir.

Vay efendim, “bizim kulübü ziyaret etti, bizim taraftarımızdır” filan, hikayedir.
İlla adres lazımsa. Mustafa Kemal, İzmirlidir.
Karşıyaka taraftarıdır.

1 Kasım 2010 Pazartesi

98. Yılın Kutlu Olsun !

Karşıyakalı olmak önce " ÖTEKİ " olabilmektir, başarısızlığı sevebilmektir..
Karşıyakalı olmak büyüdüğün parklarda çocuğunu büyütebilme mutluluğudur..
Karşıyakalı olmak ilk yola çıkmak demektir..
Karşıyakalı olmak herkes uyurken takımının peşinden binlerce kilometre gitmek demektir..
Karşıyakalı olmak  heryerde farklı olmaktır.. 35 ½ olabilmektir..
Karşıyakalı olmak hiç yalnız olmamak demektir..
Karşıyakalı olmak şereftir..
Karşıyakalı olmak bize tanınan en güzel ayrıcalıklı duyguludur..
Karşıyakalı olmak biz olmaktır..

İyiki doğdun 98 yıllık koca çınar..

30 Ekim 2010 Cumartesi

Ne Haftaydı Ama !

Uzun süredir yazmıyorum bloga. Yazamadım daha doğrusu. İşlerin yoğunluğuna bir de nişan telaşı eklenince bloga istediğim kadar zaman ayıramadım yazmak açısından. Olup olmadık şeyler yazmamak için de bir türlü elim gitmedi klavyeye. Neyse...

Futbol takımının sezona facia bir başlangıç yapmasının ardından pek çok taraftarın hevesinin bir nebzede olsa kırıldığının farkındayım. En azından sokakta ve dost meclislerindeki muhabbetlerde bunu çok net hissediyorum. Kemal Hoca'nın göreve gelmesinin ardından da beklentiler bir türlü karşılanamıyordu. Hocanın ısrar ettiği oyuncular her maç biraz daha fazla dökülüp taraftara saç baş yoldururken imdadımıza Türkiye Kupası maçları yetişti. Kayserispor, bizim tam aksimize mücadele ettiği Spor Toto Süper Lig'e çok ama çok iyi bir başlangıç yapmış, bizimle yapacağı maça da iç sahada aldığı 1-0'lık Beşiktaş galibiyetinin moraliyle gelmişti. Yani tarafsız bir gözle baktığımızda hem kadro olarak hem de moral olarak bizden çok daha iyi durumdaydılar. Futbolculuk yıllarında büyük sempati duyduğum Şota yönetiminde beklentilerin çok daha üzerinde bir futbol ortaya koyuyorlardı. Kupa onlar için prestij anlamına, bizim içinse lüks bir heves anlamına geliyordu bir bakıma.

İşte ne olduysa bu maçta oldu. Kemal Hoca'nın bir nevi diğer oyuncuları da göreyim diye sahaya sürdüğü kadro sezonun en iyi futbolunu oynayıp Kayserispor'u uzatmalarda 3-2 yenip gruplara kalmayı başardı. Şu maçta oynanan futbolu görüpte "Bu zamana kadar neredeydiniz be birader" demeyen Karşıyakalı var mı merak ediyorum...

Elimizdeki kadro gerçekten büyük işler yapabilecek bir kadro ama böyle kadroları kurduktan sonra önemli olan takım kimyasını doğru olarak sahaya yansıtmaktır. Yetenek, kazanma arzusu ve hırs olmadıktan sonra, inanç olmadıktan sonra son derece işe yaramaz bir kavramdır. Sahada yaptığınız hiç bir şık hareket göze batmaz. Ama tam tersi şekilde, hırsla mücadele eder sırtınızdaki formanın hakkını verirseniz, topu boş kaleye yollayamazsanız bile sırf mücadelenizden dolayı alkışı hak edersiniz. Tribünlerden yükselen "Böyle oynayın canımızı verelim" tezahüratının altında yatan bilinç budur aslında.

Kayserispor önünde alınan haklı galibiyetin bazı şeyleri değiştireceği muhakkak. Bu havayı lige yansıtmamız şart. Bu galibiyet geçici bir zafer olarak kalırsa gerçekten çok yazık...

Kayseri maçından 3 gün önce, basketbolda ligin iyi kadrolarından birine sahip olan Galatasaray Cafe Crown önünde alınan 11 sayılık galibiyet aslında tarihin tekerrüründen ibarettir. Sahamızda yıllardır süren ezici üstünlüğümüz bu maçtada devam etti. Maçı izleme fırsatı bulamadım ama bir kaç yerde tribünlerin görüntülerine rastladım. Bu taraftarla bizim yenemeyeceğimiz takım gerçekten yok. Sahada doğru işler yapıyoruz ve en önemlisi şubenin yapılanması adına çok doğru adımlar atılıyor. Sürekli vurguladığım gibi; hem basketbolda hem futbolda uzun vadeli ve alt yapıyı temel alan programlar ve planlamalar yapmadığımız takdirde yıllar boyu aynı yerde sayacağımız açık ve net. Önce Furkan'ın ardından Hakan Demir'in sözleşmesini uzatıp, Birkan, David ve Andre'yi takımda tutan basketbol şubesi çok doğru hamlelere imza atıyor. Umarım bu hamleler, alt yapımıza daha da çok önem vererek devam eder.

Pazartesi akşamı basketbolda Galatasaray'ı, perşembe akşamı da Kayserispor'u mağlup eden takımlarımıza, bana en güzel nişan hediyesini verdikleri için kocaman teşekkürler. Umarım en güzel düğün hediyesini de çifte kupayla yine onlar verir sezon sonunda...

29 Ekim 2010 Cuma

Türkiye Kupasında D Grubu !

Kuralar bugün çekildi. Çok güzel bir grup çıktı. Tribün açısındanda futbol açısındanda çok güzel bir grup oldu bizim için. Tam istediğim gruptu. Üstüne birde fikstürü duyduğumda bu gruptan çıkacağımıza iyice inanmaya başladım. İki zorlu maçımız var. Kasımpaşa ve Bursaspor maçlarını içeride oynayacağız. Bu bizim için çok büyük bir avantaj. Kasımpaşa maçında zorlanacağımızı sanmıyorum zaten. Kolay maç olacak 3 puanı alırız. Bursaspor zorlu bir maç fakat evimizde olduğu için en kötü 1 puan alırız. Kırıkhanspor ve Büyükşehir BLD. maçları kolay maçlar fakat Büyükşehir BLD.'yi fazla küçümsememek lazım. Belkide bu gruptan çıkmamızı etkileyecek skor o maç olacak..

Türkiye Kupasında Gruplardayız !

Dün alınan galibiyet taraftarın aç olduğu bir galibiyetti. Maç öncesi Kayserispor'u çektiğimizde çölde kutup ayısıyla karşılaştık sanmıştım. Aslında öyle de oldu biz bu kadar kötü durumdayken, Kayserispor ligde yükselen güzel bir grafik yakalarken onlarla karşılaşmamız bizim için şanssızlıktı ama işte bahsettiğimiz takım Karşıyaka.. Boşuna demiyoruz bizi çözen alim olur diye. Karşıyaka yine Karşıyakalılığını yaptı ve Kayseri'yi 3-2 eledi..

Dün sahada muhteşem bir takım vardı. 2 gol yedik fakat bu goller yenilmeyecek anlık hatalardan oluşan gollerdi. Bu takım kesinlikle lig maçlarına bu kadroyla çıkmalı. Ruhsuz ve Karşıyaka kimliği olmadan oynayanlara inat bu kadroda büyük bir ruh vardı dün akşam. Tiago bana göre bu takım bel kemiğidir. Tiago'nun üzerinden oyunları kurmalıyız. Takımın en iyi oyuncusu olduğunu bana göre dün belli etti. Kendini asla yere atmıyor, sürekli savaşıyor. Topu kaybetse bile ayağa kalkıp geri alıyor topunu. Hiçbir gol pozisyonunu boş geçmiyor tüm pozisyonlarda topu filelerle buluşturabiliyor. Bu adam bu takım için büyük bir cevher bunu artık kullanmalıyız..

Dün Alsancak Stadında Karşıyaka hem maddi hemde manevi olarak güzel bir konuma geldi. Gruplara kalmamızla birlikte yönetimimize gelen para bizim için değerli bir para güzel olarak kullanılmalı. Ayrıca bu kupanın gruplarda biteceğine inanmıyorum ben. Bu takım böyle oynarsa çok büyük süprizler yapıp muhteşem bir istatistiğe imza atabiliriz bu turnuvada..

Ziraat Türkiye Kupası Grup Kuraları 29 Ekim saat 13:00'da TRT ekranlarında çekiliyor. Birçok taraftarın istediği farklı takımlar var fakat bana sorulacak olursa çekilecek en güzel kura Bursaspor (D) olacaktır. Uzun süredir karşı karşıya gelemediğimiz rakibimizle şöyle deplasmanda bir maç tadından yenmeyecektir..

Dengesiziz

Yok birader bu takım adamı kanser eder. Yani bu sefer de ; neden sizde böyle bir potansiyel varken bunca zamandır nerelerdeydiniz diye düşünmekten kanser eder. Boşuna Kanseryaka demiyoruz. Güzel bir oyunla Süper ligin güçlü ekiplerinden olan Kayserispor'u elerken de kanser ediyorsunuz. Kendi ligimizdeki sizlerden çok daha güçsüz bir takımla oynarken de kişiliksiz oyununuzla kanser ediyorsunuz.

Şimdi günümü baştan alayım. Gece durmayan bir yağmur. Zemini düşünmek bile istemiyordum. Gün içinde ara ara bunaltan güneş ve maçtan 2 saat önce yine kapayan hava ve sanki hiç yağmamışcasına yağan bir yağmur. Yine de vazgeçmeden Alsancak'ın yolunu tuttuk.

Takımın ligdeki kötü durumu , şiddetli yağmur ve üstüne de tv yayını yüzünden 3 bin civarı Karşıyakalı tribünlerdeydik.

Kötü futbola alışık olan bizler pek bir şey beklemiyorduk ama sahada dirençli ve bambaşka bir Karşıyaka izleyince insan şaşırıyor. Her şeyden önce savaşan bir Karşıyaka ve sahada ne yaptığını bilen bir takım görmek hepimizi umutlandırdı.

Dediğim gibi Karşıyaka bu kanser etmeden bir iş yapmasa olmaz. Sanki süper ligin flaş ekiplerinden biri değil de ligimizdeki denk takımlardan biriyle oynar gibi ezilmeden , kendinden ve oyunundan emin bir şekilde rakibinin karşısında duran bir Karşıyaka vardı. Nerdeydiniz bunca vakit diye tribünde haykırarak tezahuratları bölüyordu birçok renkdaşımız.

Geçen pazar günü Adanaspor kalecisi Tolgahan'a aşk sarhoşu falan dedik ama bizim Okan'ın da ondan kalır yanı yoktu. Elimizdeki maçı Okan'ın inanılmaz hatası ile uzatmalara götürdük. Karşıyakalıyım. Alışığım işlerin ters gitmesine , üzülmeye ama o gol inanır mısınız beni çok üzdü. Bu kadar pisi pisine olmamalıydı. Üstüne uzatmalarda 2 - 1 geriye düşmemiz ve buraya kadarmış , sağlık olsun diyorduk. Hatta alışık olduğumuz ve dalga mı geçiyorsunuz bizimle dediğimiz, meşhur hocalarımızın klasik maç sonu demeclerini kendi kendimize tekrar ediyorduk. Maç boyunca üstün olan taraf bizdik. Şanssızdık ve yenildik. Bilirsiniz işte rakip kaleye 2 kere gelir ve 3 gol yediğimiz maçlardan kalma sözler. Ama bu sefer biz taraftarlar söylüyorduk ve gerçekti.

Biz vazgeçmiştik ama takımımız sahada vazgeçmemişti. Mustafa Sevgi'nin şık golü ve ardından Tiago'nun Barış Memiş'e yarattığı pozisyonda gelen gollerle 3 - 2 öne geçmiştik. Lig maçlarında sahada gezinen takımımız gitmiş , yedek kadro ile çıktığımız maçta bize sezon daha yeni başlıyor , umudunu kaybeden artık neresini kaybederse kaybetsin mesajını iletiyorlardı. Bizler de mesajı almıştık. Bu takımda iş var. Biliyorduk bu takımın boş olmadığını ama tek isteğimiz kağıt üstünde açık ara şampiyon olur denen takımın sahada da bir şeyler yapmasını görmekti.

Son olarak söylemek istediğim. İşte Karşıyaka bu. Her şey var. Yense de kanser eder , yenilse de kanser eder ama hiçbir zaman sevenlerini rahat bırakmaz. Dengesiz bir camiayız vesselam. Zaten normal , sakin , her şeyin tıkırında olduğu bir Karşıyaka'ya tarihte rastlanmadı.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Trajikomik Beraberlik

Kendimi öncelikle maçtan maça yazı yazan köşe yazarları gibi hissettim. Bloga kesinlikle daha fazla bir şeyler karalamak istiyorum ama koşuşturma yüzünden pek fırsat bulamıyorum. En azından skora göre yazarlık yapmıyorum diye kendimi teselli ediyorum. Sonuçta bir istikrar abidesi takımımız var. Loto takımı tabiri bize çok uyuyor. Kırk yılın başında aldığımız galibiyet ise bir yanılsama mı yoksa iyiye gidişin işareti miydi tartışmaları tribünde , sokakta , otobüste her nerede birkaç Karşıyakalı birbirini görünce hemen başlıyor.

Gelelim dünkü Adanaspor maçına. Maç başlamadan önce 1 - 0 olur bizim olur. Bir şekilde bu maçı alırız diyordum. Sahada oynanan oyunu görünce Antalya'daki kampın sadece güzel zemin üzerinde geçirilen zaman olduğunu ama takımın anlayışından hiçbir şeyin değişmediğini gördüm. Çok erken de bir gol yedik. Hani derler ya bağıra bağıra geldi gol diye. İşte aynen o şekilde. Güzel bir atak organizasyonu ve Adanasporlu oyuncular daha topu yarı sahada almışken tribündeki binlerce kişinin de yüzleri asıldı. Bu gidiş kötü , rakip oyuncular saçmalamazsa kesin golü yedik ifadesinin yüzlerdeki belirtisiydi. Ve bir bocalama anı daha. Müneccimle ilgili bir halt yemeye gerek yok ama bir 10 - 15 dakika daha sahadaki oyunu izleyen herkes bu işin zor olduğunu açıkca gördü. Şans eseri bir gol bulursak beraberliği yakalarız diyorduk. Maçın son anlarında klasik şans faktörümüz bu maçta da yanımızdaydı.

Aslında sahadaki oyun ve oyuncuların performansı hakkında analiz işlerine girmeyi pek sevmiyorum çünkü birçoğumuz çok rahatlıkla hem tv'den hem de tribünden bunları görüyoruz. Görünen köy ise o kadar bariz ki tekrar ederek canları bir kez daha sıkmanın anlamı yoktu. Bu hafta canlı yayın yoktu. Onun için birkaç kelime karalamak istiyorum.

Öncelikle forvet hattı ; Okan kesinlikle eski Okan değil diye ısrarla haftalardır tekrarlıyorum ama çok yalnız kalıyor be birader kontrası geliyor. Eee birader bu adam geçen senede de yalnızdı. Kafa topuna çıkar ve birisine indirirdi. O birisi olmayınca da yine kendisi koşardı. Tamam geçen sene bir yere kadar oldu ama bu sene gitmiyor işte. Şut çekmiyor. Her aldığı pası hemen başkasına vereyim. Ne bir adam eksiltme ne de top bir kere bana gelmiş , alıp döneyim de defansı zorlayayım çabası var. Bu sistemde Okan ile olmuyor. Geçti geçen seneki devir.

Erçağ ; bir sakatlandı ve herkesin çok şey beklediği Erçağ gitti. Asıl mevkisi forvet ama bizde sağ kanat oynuyor. Kendisine sormadım ama sorsak belki ben kanat oyuncusu değilim. Ondan bu kadar kötü oynuyorum diyebilir. Belki kendince haklıdır ama bir gerçek var ki Erçağ sakatlıktan geri döndükten itibaren her geçen gün kötüye gidiyor. Bu maçta yaptıkları yüzünden de hoca 30.dk civarı onu oyundan almak zorunda kaldı. Hocanın bu hareketiyle artık Erçağ'dan gelcek hayır varsa da bu saatten sonra çok zor.

Barış Memiş ; evet ben süper lig futbolcusuyum. Trabzon'dan geldim. Bu alemin kralıyım. Tamam Barış'ın bunları söylediğini duymadık ama sahadaki oyunu ve bencilliği bana direk bunları düşünüyor gibi geliyor. Takım için değil ama sanki kendi için oynuyor havası hakim. Aslında aması fazla. Kendisi için oynuyor. Takım oyununa katkısı çok çok az. Kemal Kılıç hocamızın da dünkü maçta Erçağ'ın yerine ilk yarı bitmeden oyuna alması , sana ihtiyacımız var , alternatifin yok mesajıydı. Ne yazık ki Barış gibi topla oynamayı seven oyuncuların alternatifsizliği takım için çok büyük bir handikap. Bir insan aynı adama kaç kere çalım atmayı deneyebilir ? Bir kere geçtin kardeşim önün açık yürü git. Sana yerinde durup bir daha aynı adamı geçince özel prim vermeyecek kimse.

Bilal ; bir başka süper lig oyuncusu havaları. Evet geçen senelerde iyi oynuyor olabilir ama geçmişle yaşanmıyor. Her topu aldığında oyunu yavaşlatıp Mevleviler gibi kendi etrafında dönmese olmaz mı ? Bilal topu kontrol edip kendi etrafında dönene kadar rakip defans yerleşiyor. Yetenekli bir oyuncu ama tam anlamıyla bir el freni. Bir de merak ettiğim konulardan biri ; eskiden Bilal'e hiç mi top vermezlerdi de her topu ayağına aldığında sanki maç bitince de evine götürcekmiş gibi bir ömür topla oynamaya çalışıyor ? Bilal Kısa topla oynamayı seviyor ama rakip oyuncular da defansa yerleşiyor ve gelip biri ayağından çekip topu alıveriyor. İşte bir kontra atak başlangımız da bu şekilde son bulmuş oluyor.

Defans hattına gelirsek ; ne yapacaklarını bir türlü bilemeyen Gurur ve Feridun. Bir de Tolga'nın bu maçta aşırı siniri . Neremiz doğru ki defansımız doğru olsun !!!

Yazık şu takımda sol beke hapsedilen Mustafa Sevgi'ye , yazık bir pozisyon yaratcam diye didinen Tiago'ya. Mazallah Tiago'yu da almasaymışız halimiz ne olurmuş kim bilir !!!

Gelelim Kıvanç'a ; Geçen yıl çok kızardım çünkü çok sahada geziyordu. Sadece transferi düşünüyor izlenimi veriyordu. Bu yıl ise daha çok çabaladığını görüyorum. Sadece kızgınlığım ; neden kendini futbolculara karşı ispata çalışan , yetki verilen her Türk evladı gibi kendini kral , padişah gören , nimetten sayan bir hakeme o hareketi yapıyorsun ve takımı 10 kişi bırakıyorsun ? Hırslı ol , boyun eğme eyvallah ama profesyonel oyuncuyum diye ortada gezinen birinin de artık dikkatli olması gerekir. Sen dünkü çocuk değilsin.

Ve geldik teşekkür kısmına. En büyük teşekkür bize maçı hediye eden , sanırım şu aralar sevgilisinin de teklifine evet demesiyle aşkından havalarda uçan Adanaspor kalecisi Tolgahan'a. O topu elinden kaçırdın iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum. Hocayı ve futbolcuları ipten aldın. Tepkiler biraz olsun hafifledi. Sanırım teşekkürü bizler değil takımın sana iletmesi gerekiyordu.

Yazımın sonunda en nefret ettiğim olaya değinmek istiyorum. Sanırım uzunca da bir yazı oldu. Okuyanlara da ayrıyetten teşekkürler. Profesyonel futbolda olur böyle şeyler demiyorlar mı !!! işte buna da illet oluyorum. Zaman çalmak. Eşek kadar adam olmuş ve yerde kıvranma numaraları. Dışarı çıkınca da hemen orta hakeme el kol ,hocam bak ben iyileştim al oyuna. Bence bunun adı karaktersizliktir. Hiç mi utanma yok !! ? Nasıl bu kadar basit bir davranışı hem de binlerce insanın önünde utanmadan yapıyorlar ? Yatan kalkmıyor birader. Sorsan ama hepsi delikanlı çocuklar. Boğazlarından haram lokma geçmez. Bu prof futbol çok boktan bir şey be birader. Delikanlıyım diyip her türlü ali cengiz oyununu yapan insanlar. Bu rezilliği kendi takımımdan bir futbolcu yapınca da kızıyorum . Bir de ne varsa şu Alsancak stadının zemininde de bu kadar yatarlar çok merak ediyorum.

Maçın özetlerini izleyip nasıl bir trajikomik beraberlik aldığımızı görmeniz dileğiyle...

19 Ekim 2010 Salı

Karşıyaka Voleybol'u Yaşatacağız !

Karşıyaka Voleybol'u biz büyük Karşıyaka taraftarları yaşatacak !
www.kskvoleyboluyasatacagiz.com

ÜST TARAFA DÖN