27 Kasım 2011 Pazar

Güngören'de Sahadayız

Sahaya yandaki 11 ile çıktığımızı düşünüyorum, tam net bir bilgi alamadım fakat duyduğum ve anladığım kadarıyla diziliş aynen böyle..

Maçtan golleri ve gelişmeleri buradan canlı olarak takip edebilirsiniz.

Dk 24 : Hakem çok taraflı kararlar veriyor. Tribünler dolu. Net 1-2 gol pozisyonumuz var, Güngören daha kalemize gelemedi.

Dk 27 : Agbetu ve goooooool, Güngören karşısında 1-0 öndeyiz! Asist Özgürcan'dan. 13 maç sonra ilk yarı gol attık.

Dk 36 : Sahada sert bir futbol var. 4-4-2 ile neler yapabileceğimizi görüyoruz bugün. Bu takım 4-4-2 oynamalı. Tribünlerde herkes gülüyor, 3 puanı Karşıyaka'ya getiriyoruz!

İY Sonucu/Değerlendirmesi : Bülent son anlara doğru ufak bir sakatlık geçirdi. İlk yarı 1-0 sonuçlandı. İkinci yarı takım daha da açılırsa ikinci bir Tavşanlı maçı gibi 3-4 golden aşağı atmayız. 4-4-2 taktiğini çok güzel oynuyoruz. Agbetu en iyi maçlarından birisini çıkarıyor, çok gol pozisyonuna girdi. Özgür Volkan'ın olmaması takım adına büyük avantaj. İkinci yarı bizim için saldır Karşıyaka!

İY : Güngörenspor 0 - 1 Karşıyaka

Dk 49 : Gol yedik. Durum 1-1. Bu maçtan da 3 ouanı alamayacaksak hangi maçı yenmeyi düşünüyoruz ? Tribünde moraller yine bozuldu, bizim için bir gol atsana Karşıyaka!

Dk 56 : İlk golde tüm sosyal medyalar golü Şaban attı diye yazdı ancak golü Agbetu attı. Şimdi golü atan isim Şabaaaaan ve 2-1 öndeyiz!

Dk 62 : Özgürcan hızlı oynamaya başladı, yavaş yavaş güzel pozisyonlara giriyor. Agbetu oyundan düştü, kısa zamanda toparlanıp kanatları kullanmamız lazım. Erdi ve Taha orta sahada görevini sağlıklı şekilde yapıyor. Bülent hafif sakatlığı olmasına rağmen oyunda. Güngören'de bir tane kırmızı kart var.

Dk 76 : Ve durum 3-1! Topu ağlarla buluşturan isim yine Şaban ve Şaban'ın bugün attığı 2. golü..

Dk 87 : Uzun zaman sonra rahat rahat tezahürat yapıyoruz, teşekkürler Karşıyaka. Bu sahte galibiyete aldanmayıp haftaya yenmemiz lazım! Gemi batarken önce fareler kaçar..

MS Sonucu/Değerlendirmesi : 4-4-2'nin tam bir Karşıyaka taktiğini bu maç iyice anlamış olduk. Özgürcan'ın hücumda iyi oynadığı zaman kaç gol atabileceğimizi, kaç net pozisyona girebileceğimizi öğrenmiş olduk. Umarım bu maçtan çıkarılması gereken tüm dersleri çıkarmışızdır. Taha orta sahada oynadığı bu güzel futbolu devam ettirirse 4 senedir geliştiremediği yeteneklerini bu sene geliştirebilir. 3-1'lik bir skor bizi yanıltmasın çünkü Güngören gibi ligin en kötü takımlarından birisine karşı alınmış bir galibiyet bu. Önümüzdeki 2-3 maça bakıp öyle konuşmamız gerekiyor. Takım bana kalırsa hala kötü, ters giden bir şeyler hala var.. Bu sezon ilk defa maç yayını yaptık ve şanslı geldik, umarım bundan sonra hep böyle olur!
Maç sonu futbolcularla çekilen Kaf Kaf, fotoğrafı yollayan
Mert Perçinkaya'ya teşekkürler..
MS : Güngörenspor 1 - 3 Karşıyaka
Goller : Agbetu(0-1), Ampong(1-1), Şaban(1-2), Şaban(1-3)

24 Kasım 2011 Perşembe

Değerini Bilerek Oyna

Olmuyor, yapamıyorsunuz. Başaramadınız! Bir kulübü en önemli yılında bir üst lige çıkaracaktınız elinize, gözünüze bulaştırdınız. Bizi rezil ettiniz! Bizimle dalga geçer gibi futbol oynattınız sahada. 1 trilyona aldığınız adamı ilk 18'e almadınız, sonra paramız yok dediniz. Reha hoca'nın yanlış oynadığı futbolu şu anda Mustafa hoca'nın düzeltmesi gerekiyordu fakat hiç düzeltecek gibi durmuyor. Aynı tas aynı hamam oynamaya devam ediyoruz. Yine 3 ön libero ile sahaya çıkıyoruz, yine sahadaki 11 isimden en az 6 isim gereksiz, bal yapmayan arı kıvamında oyuncular..
Özgür Volkan bu takımda ne iş yapar ? Ne defanstan top alır oyun kurar, ne top sürer adam geçer, ne pas verir gol olur. Tek yaptığı şey topu alıp, rakip takıma hediye etmesi. Verdiği yanlış paslarla, rakiplerini çalımlamak isterken kaptırdığı toplarla ünlü bir isimden bu takıma faydası için ne bekliyoruz ? Peki ya Ahmet Burak Solakel. Adamın futbolla alakası olmadığını bilmek için futbol bilmek gerekmiyor bile. Hiç bilmeyen birisini getir bu takımın başına defansın görevi adam geçirmemektir diyecek. Ahmet ne yapıyor, nerede bir adam üzerine yürüse kenara çekiliyor, geçişe izin veriyor. Kusura bakmayın Ahmet bu takımda futbolcuysa biz zaten süperligi hedefleyecek en son takımız bu ligde. Ufukhan Bayraktar nasıl olurda bu kadar yeteneksizin olduğu bir takımda ilk 11 çıkamaz ? Bu takımdan gitmemesi gereken 3-4 isim varsa birisi de Ufukhan'dır heralde. Gitmek demişken, sanıyorum Adiyiah'ta devre arasında gidiyor. Yani 1 trilyon verdiğimiz adam tek bir gol atmadan, toplam en fazla 200-250 dakika süre alarak ülkesine dönüyor. 1 trilyon paramızı çok güzel kullandığı için yönetime bir teşekkür daha! Recep Öztürk'ün bugün yediğimiz gollerde sadece 2. gol de ufak bir hatası var. Diğer tüm goller defans hatasıydı. O yüzden Recep'e bir şey demek yanlış olur, zaten Necati gibi birisinden sonra Recep'e laf etmek ayıp olur heralde..

Bir senemizi daha çöpe attık. Bu dakikadan sonra ilk 6 şansımız da bitti. Ortalama bir sezon gibi 10. veya 11. bitiririz bu sezonu. Tabi eğer işler böyle gitmeye devam ederse, bu saçma futbola birisi dur demezse 100. yılımızda küme düşmeye kadar da yolumuz var..

22 Kasım 2011 Salı

Anlayamazsınız 2 Yaşında !

Tam 2 sene önceydi - tarihlerden 23 Kasım 2009 - bu bloga ilk yazımı yazdığımda.. Karşıyaka aşkıyla, Karşıyaka için bir şeyler yapmaya çalıştım. 2 sene içerisinde Karşıyaka'nın ismini blog aleminde başarılı bir şekilde duyurduğuma inanıyorum. Yeri geldi mutluluktan yazamadım yazı, yeri geldi sinirden sayfalarca yazıp yazıp sildim. Ama her ne olursa olsun 2 sene boyunca yanımda olan, bana yorumlarıyla destek veren, tribünde sürekli takipçiniz aynen devam diyen, farklı ortamlardan devam et yazmaya Karşıyakayı senden takip ediyoruz diyen insanlara çok teşekkür ediyorum.

Bir yerlerde bir hata yaptıysam, bir yanlış sözüm olduysa affola. Elimden geldiği kadar Karşıyaka menfaatleri doğrultusunda elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, çalışacağım da.. Katıldığımız aktivitelerle, verdiğimiz röportajlarla, davetiye aldığımız önemli panellerle siz buradan okumasanız da Anlayamazsınız Blog Karşıyaka için çok önemli yerlerde..

İyi ki doğdun Anlayamazsınız Blog !

20 Kasım 2011 Pazar

Kazanmak Zorundayız

Bugün Sakaryaspor ile maçımız vardı. Bir ilk olarak maç yorumu başlığı açtık. Bundan sonra her maç öncesi böyle bir başlık açıp, taraftarımızın, rakip takımın taraftarının ve tarafsız olan seyircinin yorumunu alacağız diyerek yazıya başlayalım..

Sakarya maçına çıkmadan önce yeni hocadan çok umutluydum, hala da umutluyum fakat hocayla çıktığımız ilk maçta yazdığım cümle de ne kadar doğru olduğumu bu maç anladım. Biz içerideki maçlara 3 puan, dışarıdaki maçlara 1 puan hedefiyle çıkıyoruz. Bugün karşımızda olan Sakaryaspor'u herkes yenerken biz malesef beraberliğe yatmış durumdaydık..
Hocamızın Sakaryaspor'u daha önce hiç izlemediğine tanık olduk bugün. Sakaryaspor gibi bir takım defanslarının arkasına çok fazla adam kaçırıyor. Bu takımı izleyen her hoca hücum hattına hızlı bir oyuncuyu alıp kontratak kovalamalı. Bu dezavantajı en iyi avantaja çevirebileceğimiz adam Adiyiah'tı. Fakat biz iki uzun boylu ve yavaş forvet Şaban ve Özgürcan ile sahaya çıktık. Bugün Şaban yerine Adiyiah olsaydı en az 3 fark atmış sahadan ayrılabilirdik. Defansı çok adam kaçıran bir takıma karşı Adiyiah gibi hızlı bir golcüyü kullanamadık bugün. Golü attığımız sabit toptan önce Adiyiah oyuna girecekti, sabit topu kullandık, Taha ile golü bulduk ve Adiyiah'ın oyuncu değişikliğinden hocamız direk vazgeçti. Bu da deplasmandan sadece 1 puan çıkarmak için sahaya çıktığımızın en büyük kanıtıdır bana göre. Erhan Şentürk'ün bu takıma ne kadar yarar sağladığını bu maç daha iyi görmüş olduk. İlk kullandığı serbest vuruşta çok iyi bir orta açarak takıma golü kazandırdı. Agbetu'yu ne kadar sevsem de bu maç iyi bir oyun çıkaramadı. 2 tane %100'lük gol şansımızı boş yere harcadı. Sol ayağını kullanamayan bir oyuncu, kaçırdığı iki tane net gol pozisyonunda da bunu anladık.. Sol ayağı ile vursa iki tane gol ile dönüyor olacaktık bugün Sakarya'dan. Volkan Özgür bu takıma yarardan çok zarar sağlıyor malesef. Ayağına gelen her top bugün ölü top olarak sahaya yansıdı. Pas atamadı, şut çekemedi, her topu rakip takıma verdik. Bu performansını geliştireceğini düşünerek bu takıma yarar sağlamasını istiyorum fakat ilk 11'i alabilecek kalitede bir topçu olduğunu düşünmüyorum bu takım için. Kaleci Recep çok güzel bir kalecilik örneği gösterdi bugün. Ağlarımızda bulduğumuz ilk top tamamiyle defans hatasıydı. 2 tane çok güzel net gol pozisyonunu kalemizden çıkardı. En azından artık kornerlerde ve sabit toplarda korkmuyoruz. Bu bile Recep'in kaleyi Necati'den daha iyi koruduğunun göstergesidir. 

Orta sahada sahada hiç yokuz. Bu zamana kadar oynadığımız her haftada bunu gördük. Orta saha demek top dağıtan oyuncu demektir, oyun kuran oyuncu demektir. Fakat bizim orta sahamız topu dağıtmayı bir kenara bırakalım, topu almaya bile yeltenmiyor. Agbetu gibi hücum oyuncusu geliyor topu alıyor, topu dağıtmaya çalışıyor, ya da defanstan direk forvete doldur boşalt ile oynuyoruz. Bu kadar kötü bir orta saha ben hiç izlemedim. Şu takımın başında olsaydım sezon arasında direk tüm orta sahayı değiştirecek transferler yapardım. Orta sahadan oyun kuramadığımız için bu olay hücuma yansıyor ve gol pozisyonlarımız çok kötü yönde etkileniyor. Bir an önce orta saha da topu alıp, pas yapabilecek, oyunu kurabilecek yürekli ve oynamayı isteyen topçulara ihtiyacımız var. Taha ikinci yarı girmesine rağmen çok güzel bir oyun oynadı. Beraberlik golünü atmasının yanında çok mücadeleci ve hırslı bir top oynadı. Taha'yı ne kadar savunmasam da bugün maçta hakkını vermemiz gerekiyor. Yaptığı müdahalelerle, mücadeleci ruhuyla bugün Karşıyaka'ya çok fazla şey kattı..

Bu maç tam anlamıyla taktiksel hatalar yüzünden kaybedilmiş bir maçtır. Kaybedilmiş diyorum çünkü bu maçın hakkı bizim 3 puan ile İzmir'e dönmemizdi. Fakat biz, sabitleştiğimiz 1 puan üzerine oyun oynadık ve 1 puanı alıp İzmir'e döndük. Mustafa hoca umarım ilerleyen maçlarda evimizde olduğu gibi deplasmanda da 3 puan için saldıracak bir takım sahaya çıkartır. Reha Kapsal ile kaybettiğimiz puanları Sakaryaspor gibi basit deplasmanlarda alacağımız 3 puan ile kapatabilirdik. Fakat bu andan itibaren oynayacağımız fikstür çok tehlikeli. Bu kadar kolay 3 puanı kaçırdığımız maçları çok arayacak olabiliriz malesef..

19 Kasım 2011 Cumartesi

BABL / Sakaryaspor - Karşıyaka

    
Sakaryaspor - Karşıyaka
19:00 / 19 Kasım 2011
Sakarya Atatürk Stadyumu
Yayın : TRT 3

16 Kasım 2011 Çarşamba

Sevda Kuşanıp Yollara Düşen

3 sene oldu seni aramızdan uğurlayalı..
Şu yazıyı yazmak bile koyuyor adama..
Yazsam da acım dinmiyor, sevgim bitmiyor sana karşı..
Anlatamıyorum seni insanlara, bu kadar iyi bir insanı kaybetmeyi anlatamıyorum.
Senin gibi bir taraftarı, senin gibi bir insanı kaybedeli 3 sene oldu. 
Koca 3 sene içinde seni sevenlerin acısı bir an olsun dinmedi. 
Bizim acımız hala 16 Kasım akşamında olduğu gibi taptaze!
O haberin geldiğinden beri hep bir yerlerde sen vardın bizimle..
Mor Parkta, KBK'da, Hayalet'te, Çarşı'da, Alaybey'de..
Seni kalbimize gömerek yaşamaya devam ettik biz.
Sen hep bizimleydin..
Sen gittiğinden beri bu taraftar seni hiç unutmadı!
Bayramlarda seninle bayramlaşmaya geldi, haftasonları çıkıp seninle laflamaya geldik..
Muhabbetini özledik güzel insan!
Sen aramızdan 3 senedir gittin, bizim ağzımızda yine adının 2 hecesi, Özgür..
Sen bu dünyanın pisliğine hiç bulaşmadan çektin gittin buradan. 
Hani derler ya Allah sevdiğini yanına alırmış, seninki de o misal oldu işte..
Allah seni de yanına aldı.
Kardeşlerin, abilerin çok özledi seni.
Kim ne derse desin, asla unutulmayacaksın!
Seni unutan kahpe olsun!

15 Kasım 2011 Salı

100'ler Kulübü

Basketbol'da bu sene savunmamızın çok kötü olacağını daha önce söylemiştim. Bunu söylerken tabiki kafamdan değil, izlediğimiz hazırlık maçlarına bakarak söylemiştim. Bu söylemimde ne kadar haklı olduğumu içerdeki her maçımızda 100 sayı yiyerek takımımız kanıtlamış oldu. Bugün oynadığımız Avrupa takımı Minsk takımından da tam 105 sayı yiyerek salondan ayrıldık. Yediğimiz her sayı birbirinin aynısı, kaçırılan adamlar hep aynı..
Takım da basketbolcuların yanı sıra bana göre teknik ekipte de büyük hatalar vardı bugün. Çizilen yanlış oyunlar, yanlış rotasyonlar bu skoru bu hale getirdi. Son topumuzu kullandırabileceğimiz tek isim Birkan - maçta saydığım kadarıyla 6'da 4 üçlük yüzdesi var - son topta kenarda bekliyor. Aslında neden kenarda beklediğini de son top oynanırken anladık. 3 sayı gerideyken, son 12 saniye varken, şaka gibi bir taktik ile direk olarak turnikeye bağlı oyunu kurduk. Değişik bir oyun daha gösterdi bize Hakan hoca. Yine senenin başında dediğim gibi Alper bence bu takımda en çok övgüyü hakeden isim. Hem gösterdiği muhteşem çıkışla, hem de takıma katkısı olan, zor zamandaki üçlükleriyle takımı ayakta tutan bir etmen. Jovo Reis bugün karşısında kendisinden çok daha atletik ve hızlı birisiyle oynadı. Rakip takım için çok iyi bir eşleşme fakat Jovo için aynı şeyi söyleyemeyiz malesef. Çok yavaş kaldı, topları çok dışarıdan aldı, böylelikle takıma katkısı diğer maçlara göre çok azdı. İlkan'ın ben hala Türk olduğuna inanmıyorum. Vücuduyla, atletikliği ile daha çok Amerikalı basketbolculara benziyor. Orta halli performansı vardı bugün fakat çok fazla topumuzu yedi. Yine de İlkan gibi birisinin olması bu takım da güzel bir avantaj bizim için..

Bu takım 100. yılında, her takımdan 100 sayı yemeyi haketmiyor. Burada sorunun büyük kısmı saha içindekilerden çok, yandaki teknik ekip. Çok kötü gidiyoruz, ve bu kötü gidişe nasıl dur diyeceğiz. Biz artık basketbolda orta halli kadro + taraftar = play-off taktiğinden çok, güçlü bir taraftarı arkasına alabilecek kaliteli bir oyun oynayabilecek takım istiyoruz!

8 Kasım 2011 Salı

Blog Ödüllerindeyiz

Bir kaç haftadır blogun sol tarafında duran Blog Ödülleri kutusunu merak eden olmuştur belki. Bu sene Turkcell'in düzenleyeceği Blog Ödülleri yarışmasına spor kategorisinden katılalım dedik. Bu kadar ziyaretçimiz, bizi okuyan seven insan varken onların desteğiyle belki derece bile alabiliriz diye düşündüm. Tabiki asıl amaç dereceye girmek değil, Karşıyaka blogu olan Anlayamazsınız'ın her türlü sosyal platformda adının olmasını sağlamak, Karşıyaka'nın ismini bu tür sosyal platformlarda duyurmaya çalışmak. Başvuru yaptığımız Turkcell Blog Ödüllerinden az önce aldığım mail ile başvurumuzun onaylandığı ve bu yarışmada resmi olarak boy göstereceğimizi açıklamışlar. Tüm Karşıyaka camiasına ve Anlayamazsınız Blog'a hayırlı olsun diyelim. Oylama başladığı anda bir yazı daha gireceğim zaten fakat yarışma başladığında sol taraftaki kutudan bize oy vererek bize destek olacağınızı şimdi de bir söyleyeyim..

1 Kasım 2011 Salı

Sevdamız 99 Yaşında !

Karşıyakalı olmak ayrıcalıktır. Bizler bu ayrıcalığı doğduğumuz andan beri yaşayan özel insanlarız. Gittiğimiz her şehirde Karşıyakalıyız dediğimiz zaman 35½ yani diyen insanlarlayız. Tüm Türkiye tanır Karşıyakayı. Bizler hep iç içe yaşamız, birlikte büyümüş, her zorlukta omuz omuza vermiş insanlarız. 7 yaşındaki çocuğumuzdan 70 yaşındaki amcalarımıza kadar aynı kültürle büyümüş, aynı ayrıcalığı yaşamız insanlarız..

Karşıyakalı olmak başkaldırmaktır. Her türlü zorbalığa, ihanete başkaldırırız. Rahatımızı bozan, bize ihanet etmeye çalışan insanlara siyasi olsun olmasın her koşulda hiç çekinmeden karşı çıkarız. Muhalefetizdir biraz da. Kimse bizimle başa çıkamaz. Biranda kenetlenir on binlerce kişi yürüyüş yaparız Karşıyakamızda. Her türlü zararlı düşüncenin karşısında dururuz. Karşıyaka menfaatlerine ters düşebilecek her davranıştan tek tek hesap sorarız..

Karşıyakayı düşünüp yaşamaktır. Günün her saatinde, gittiğimiz her yerde, kiminle olursak olalım Karşıyaka aşkıyla oluruz. Karşı yakaya geçtiğimiz anda başlarız Karşıyakayı özlemeye. Biz semtimize kutsal toprak deriz. Karşıyaka havasını içimize çekmeden hep bir gurbetçiyizdir. Karşıyakalı yaşarız, Karşıyakayı bir başka yaşarız..

Karşıyakalı olmak kıskanılmaktır. Herkes kıskanır bizi, kıskanır da söyleyemezler utançlarından. Aramızdaki aile ortamını, üst düzeydeki sevgi saygıyı herkes kıskanır. Her ortamda gururla söyleriz Karşıyakalı olduğumuzu. Karşıyaka'da doğup, büyümek herkesin şansı değildir malesef. Bu yüzden kıskanılırız zaten. Bu kültürü yaşayan, yaşatacak olan insanlar olarak kıskanılırız..

Karşıyakalı olmak deliliktir. Bizler deli gibi severiz semtimizi, değerlerimize sahip çıkarız. İzmir'in ve Türkiye'nin en çok eğlenen insanlarıyızdır biz. Eğlenmeyi biliriz, fiyakalıyızdır. Nerede güzel bir rakı sofrası görseniz, nerede umarsızca eğlenen insanlar görseniz bilin ki içinde en az bir Karşıyakalı vardır. Karşıyakayı sevmek deli işidir.

Anadolu topraklarında kurulan ilk spor kulübüyüz. Memleketin savaş günlerinde baş kaldıranların kulübüyüz. Bağımsızlık aşkıyla yanıp tutuşanların spor kulübüyüz. Ay yıldızı Atatürk tarafından armasına konulan kulübün çocuklarıyız biz..
Biz bu aşkı 99 senedir yaşıyoruz, yaşayacağız..
Bu aşk sadece spor kulübü aşkı değil, semt aşkıdır..
Ve şimdi, 99 senelik aşkımız için..

KAF KAF KAF SİN SİN SİN KAF SİN KAF SİN KAF

Her şeyi sevebilirdik, sevmeye senden başlamasaydık eğer..
Sevdan, içtikleriyle değil, içerken düşündükleriyle sarhoş olanların yüreğinde..

31 Ekim 2011 Pazartesi

Karşıyaka'da Billboard

Bugün gördüm bu Billboard'dan bir tane de Bostanlıda..
Karşıyaka'da da varmış..
Tüm semtte bu Billboardlar var..
İnsanın baktıkça bakası geliyor..
Ben de burada paylaşmak istedim..
Gören görmeyen kalmasın diye..
Artık semt olarak bunları yapmamızın zamanı geldiğini kaç aydır buradan yazıyorum..
100. yılımızda her yer yeşil kırmızı olmalı, her sokak bayraklarla donatılmalı..
Ligdeki durum umrumuzda olmamalı, biz Karşıyakalıyız diyorsak bunu 100. senemizde tüm semtte yaşamalıyız..
Burası bizim semtimiz..
Burası yeşil kırmızı olmalı!
Tüm Karşıyaka'da daha güzel şeyler görmek umudu ile..
Yapanın, düşünenin ellerine sağlık..
Billboardları Karşıyaka bastı!

30 Ekim 2011 Pazar

Cesaretliler Ölmez

Bugün maç sonu sevinçten bir kare..
Reha Kapsal gittikten sonra bugün ilk maçımıza çıktık. Karşımızda ligin en iyi top oynayan takımlarından birisi olan Kartalspor vardı. Genelde teknik direktör değişikliği yapan takımlar kazanır diye bir genelleme vardır, biz de kazandık bugün. Reha gittiği için mi kazandık, futbolcular iyi oynadığı için mi kazandık bunu bu maçlık söylemek çok zor ama benim görüşüme göre Reha hoca ve Mustafa hoca çok ayrı top oynattılar bu takıma ve sanki Mustafa hoca'nın taktiği biraz daha bu takım üzerinde etkili oldu gibi. Böyle ofansif bir kadroya sahip olan, topla oynayabilen futbolculara sahip olan bir takımın defansif oynatılmaya çalışılması ilk 8 haftadır büyük bir hataydı. Ne pas yapabiliyorduk, ne oyuncular istediğini yapabiliyordu, üzerine bir de taraftar baskısı eklenince kötü sonuçlar alıyorduk.

Ama bugün Mustafa hoca tam bir Bank Asya futbolu oynattı. 4-4-2 ile çıktık sahaya. Hem de iki zenci oyuncumuz oyundaydı. Agbetu ve Adiyiah kendilerini tam anlamıyla bu maç gösterdi. Adiyiah çok etkili olmasa da Agbetu yine bana göre çok güzel işler çıkarttı. Verdiği paslar, attığı çalımlar, hiç durmadan bastığı toplar.. Bank Asya oyuncusunu olduğunu belli etti iyice. Kale de Recep ilk zamanlarda da dediğim gibi Necati'den 10 gömlek üstün bir kaleci. Bugün ne kadar hissettirmese de bir çok net gol pozisyonunu kurtardı. Necati'nin çıkmaya cesaret edemediği toplara çıkıp topu her zaman önüne aldı. Yediği bir gol oldu maçta ama Önder çok iyi topa vurdu, Recep'in yapabileceği pek bir şey yoktu. Yediğimiz ilk gol demişken.. Defans hattı orta seviye de fakat yetemiyoruz nedense. Çok kolay adam kaçırıyoruz. Bugün en az 5 kere gereksiz adam kaçırmalar yüzünden net gol pozisyonuna girdi Kartalspor. Hiç yapılmayacak hatalar yapıyoruz, defans hattımızın biraz daha düzgün olması lazım.

Şaban gün geçtikçe kendini geliştiriyor. Kafasını gerçekten çok güzel kullanan bir topçu. İlk attığı gol büyük kafa topçusu Hakan Şükür'ün gollerine çok benziyordu. Çok güzel zıpladı, çok güzel gönderdi topu ağlara. Gerçek bir Karşıyakalı gibi her golden sonra armasını öpmesi de yetiyor aslında bize. Taha oyuna sonradan girdi. Ben Taha'yı beğenmeyen bir Karşıyakalı olarak bu sene yaptığı işleri alkışlıyorum gerçekten. Bana göre iyi top oynayamıyor ama sahip olduğu o hırs ile çok iyi şeyler yapıyor. Hücumdan çok defansif yönünü tamamlıyor takımın. Çok güzel yatıp topu çekiyor rakipten. Bugün sahada beğenmediğim isim Erhan Kavak'tı. İyi bir topçu olmasına rağmen kendini gösteremiyor, oynayamıyor bu takımda. Bu isim yerine ilk olarak Erhan Şentürk'ü o da olmazsa, Ferdi'yi görmek isterim. Erhan Şentürk kaliteli futboluyla bu takıma çok şey kazandıracak, eksik olan orta sahamızı tamamlayacak isim. Bir an önce sakatlığının bitip sahalara dönmesini bekliyorum dört gözle..

Bugün çıkıp aslanlar gibi top oynayan futbolcularımıza teşekkür ediyorum.. Cesaretli bir şekilde takımı saldırtan, çok güzel top oynatan, dakika 80'de önde olmamıza rağmen hala oyuna forvet sokup gol arayan, içimizden geçenleri tamamiyle sahaya yansıtabilen hocamız Mustafa hoca'ya çok teşekkür ediyorum. Eğer böyle devam edersek Mustafa hocayla çok iyi yerlere geleceğimize inanıyorum. Gelmesek bile taraftarın kalbinde büyük bir yeri olacak, daha ilk maçtan taraftarın gönlünde taht kurmayı başardı..

23 Ekim 2011 Pazar

Hem Lig Hem Camia

Tek tek maç yazısı yazmaktan sıkıldım. Her maç aynı şeyler çünkü. 2-3 gol yiyoruz, atak yapamıyoruz, ortada futbol namına hiç bir şey yok. Ve bizim teknik adamımız çıkıp, bizimle oyun oynar gibi yüzlerce pozisyona girdik, rakip takım sadece bir kere kalemize geldi o gelişlerinde de gol oldu açıklamasını yapıyor.. Hep bir bahane, hep bir arkasına sığınılacak düşünce.. Ne zamana kadar ? 100. yılımızda küme düşünceye kadar mı ? Bu saçma gidişata ne zaman dur diyeceğiz ?

Bizim dur dememiz zor gibi. Kapsal'ın elinde muhteşem bir sözleşme var çünkü. Gönderildiği anda maddi açıdan da bir çok şeyi yanına alıp gitmiş olacak. İlk 17 maç takımda kalırım, 17 maçtan sonra tazminat almam gibi bir madde var sözleşmede. Adama sorarlar 17 maç boyunca zaten takımı üstlerde tutmuş, takımı oynatmış bir adamı neden yollayasin ki ? Eğer takım kötü gidiyorsa, bu hocayla olmuyorsa 17 maçı mı bekleyeceğiz ? Kötüyse yollanacak haftalar 5-9. haftalar arasıdır zaten, neden böyle bir madde var bu sözleşmede ?

Bu olaylara gereğinden fazla sıkılıyor artık canımız. Nerede bir Karşıyaka muhabbeti olsa hep aynı sözler, hep aynı cümleler.. Camia içinde o kadar fazla dedikodu var ki.. Kapsal'ın gideceği tarihler, yerine gelecek yeni teknik direktörler, Kapsal gitmeyecek cümleleri, futbolcuların oynamama nedenleri. Herkes başka bir seneryo ile yaşıyor şu anda. Ligdeki puanlarımızın kötü olmasının yanında camia içinde de büyük bir sıkıntı olmaya başladı bu iş bizim için. Fikir birliği, söz birliği yok artık neredeyse. Herkes başka bir şey söylüyor. Herkesin farklı bir düşüncesi var ve bu düşünceyi savunuyor. Böyle stresli bir ortamda daha fazla kırılıyor insanlar birbirlerine, söylenmeyecek sözler söyleniyor. Kısacası işin ucu iyice kaçtı.. Sadece lig içinde değil camia içinde de çok kötü durumdayız..

Bank Asya futbolu bu kadar zor bir futbol değil sayın Reha hoca.. Kendi kendine yaptığın o değişik taktikleri başka takımlarda uygulamaya çalış. Mesela bir Barcelona'da uygula. Çünkü onlarda Xavi, Messi gibi oynayabilecek oyuncular var, Taha ve Ahmet Burak Solakel gibi oyuncular yok. Takımı taktiğe adapte edip 8 haftamızı yakmak yerini, takıma göre taktik verseydin şu an başka yerlerdeydik. 550 bin dolar'a aldığımız Adiyiah'ı yedek kulübesinde oturtup, dakika 80'de Özgürcan'ı oyuna sokmakta neyin nesidir ? Nasıl bir futbol anlayışıyla Özgürcan'ı Adiyiah yerine kurtarıcı olarak görebiliyorsun ? Ya da Adiyiah'ı alıyorsun, takım zaten berbat şekilde Adiyiah ile Agbetu'yu değiştiriyorsun. Bu nasıl bir oyuncu değişikliğidir ? Hiç mi bilmiyorsun geride olan takım dakika 70'ten sonra saldırır. 1-0 yenilmekle, 2-0 yenilmek arasında bir şey yok. Tüm haklarıyla saldırır. 3 stoperle takıma bir şey sağlayamazsın bu dakikadan sonra. Soyunma odasına girsen, bu oyunculara sadece çıkın oynayın bir şey demiyorum desen puan olarakta, pozisyon olarakta, gol olarakta şu anki durumdan binlerce kat daha iyiydik. Tüm herkese rezil olduk, lütfen yeter artık.

Bizim tribünde herkes teknik direktördür diyoruz ya.. Ben bu sene bu sözün doğru olduğunu anladım. Çünkü sahadaki teknik direktörün bizden bir gram fazlası yok. Hatta binlerce eksiği var. Kollarımız önümüzde durup biz de maç izliyoruz, Reha'da. Başka da bir şey olmuyor malesef. Biz o yedek kulübesinde olsak en azından dakika 80'de Bucaspor gibi sadece beraberlik için sahaya çıkmış bir takıma bastırmamız gerektiğini bilirdik. Ona göre oyuncu değişiklikleri yapar, takıma bastırın diyerek bir yol gösterirdik. Ama sen dakika 85'te bu duruma uyanıyorsun, o da nasıl bir uyanmaksa Özgürcan'ı oyuna alıyorsun.. Yakışmıyor Kapsal, gerçekten yakışmıyor.

Yine, her zaman olduğu gibi tek tartışılmayacak isim taraftar.. O kadar kötü durumdayken, 1 kere olsun doğru düzgün gol görememişken Kütahyaya 300-400 kişi giden taraftar. Ne olursa olsun takımını desteklemeye çalışan, sabahlara kadar pankart boyayan, kilometrelerce yolu hiç üşenmeden giden taraftar. Olan bize oluyor zaten. Biz kahroluyoruz sadece. Birileri paranın peşindeyken, birileri rahatının peşindeyken, biz armanın peşinde kilometrelerce giderek kahroluyoruz..

Yazılacak söylenecek her şeyi ilk 8 haftada söyledik. Sahada futbol göremedik, kulübede düzgün karar verebilen insanlar göremedik malesef. Olmadı, istenenler yapılamadı. Daha neyi bekliyoruz adım atmak için ? Binlerce yanlış yapılmışken, doğru taşı oynamak elimizdeyken beklediğimiz şey ne ? Bir 2 hafta daha mı ? Boşu boşuna harcanıp gidecek olan bir 6 puan daha mı ?

Yavaş yavaş bitiyoruz..
Görmüyor musunuz ?

21 Ekim 2011 Cuma

Ne Kadar Bekleyeceğiz ?

Lig başladığında 100.yılımızla şampiyon olacaktık.. Ünlü futbolcuların transferleri için binlerce dolar para harcadık. Bir sürü kaliteli transfer yaptık. Tribün olarak kendimizi hazırladık. Hepsi bunun için miydi ? O binlerce dolar verdiğimiz adam son 2 haftadır kulübede oturuyor. Hem de en büyük sorunumuz gol atma sorunuyken, o binlerce dolarlık golcü oyuncu kulübede oturuyor, onun yerine formu yerinde olmayan Özgürcan oyuna giriyor. Bizleri kandırdığınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz bu sene ya çıkacağız, ya çıkacağız şu an içinde bulunduğumuz durum bunun hayal olduğunu gösterse de bize verilen sözlerin tutulacağına hala inanmak istiyoruz. Karşıyaka taraftarı her zaman olduğu gibi inancından hiç bir şey kaybetmiyor. Fakat gidişimiz gidiş değil..

Geçen hafta Tavşanlı maçında 4 gol atınca bazı şeylerin değişeceğine inanmaya başlamıştık. Güzel, basit bir Bank Asya oyunu, inanmış futbolcular, işini yapan bir teknik direktör, taraftarla karşılıklı Kaf Kaf çeken bir yönetim.. Fakat tam 4 gün sonra işler yine değişti. Saha da yine oynayamayan bir takım, yedek kulübesinde yaptığı işi düzgün yerine getiremeyen bir teknik direktör. Maç 80. dakika, 0-0'lık bir beraberlik söz konusu ve biz daha yeni çift forvete dönmeyi akıl ediyoruz. Dakika 60'da sahanın en iyi ismi olan Agbetu'yu yedek kulübesine çağırıyoruz. Orta sahamız da bir tek top tutamıyoruz, orta sahamız resmen yol geçen hanı. Buna ne zaman dur diyeceğiz ? Ne zaman değişik oyun stilleri, fantastik paslaşmalar yerine Bank Asya futboluna uygun fiziğe dayalı, basit, gol atmaya yönelik oyun oynayacağız ? Ne zaman evimizde 1 puan için değil de 3 puan için dakika 70'lerde çift forvete gerekirse dakika 80'de 3 forvete dönüp gol arayacağız ? Ne zaman son topta geride oynayan oyuncularımız hocaya sormadan, gönül rahatlığı ile atağa çıkıp son topu 11 kişi kullanarak gol şansımızı arttıracağız ?

Bu maçın bana göre tartışmasız en iyi oyuncusu Agbetu'dur. Oynadığı futbol, yaptığı çalımlar, gördüğü ince ara paslar.. Her şeyiyle bu lige fazla bir oyuncu bence. Bir de tabi kalecimiz Recep var. Necati'den sonra yaptığı kurtarışlarla herkesin beğenisini kazanmaya devam ediyor. Necati kaledeyken kullanılacak bir korner veya bir serbest vuruş bizim için penaltı kadar korkutucuyken, bugün en tehlikeli noktadan kullanılan serbest vuruşlar normal şekilde karşılanıyor, en azından gönül rahatlığı ile pozisyonu izleyebiliyoruz. Defans hattımız gün geçtikçe sağlamlaşıyor. Fakat görüyoruz ki orta sahamız sıfır. Geçen sene o kadar eleştirdiğim Kıvanç Karakaş'ı bile ister duruma geldim. Orta sahada ne pas yapabiliyoruz, ne top kesebiliyoruz, ne oyun kurabiliyoruz. Orta saha da hiç bir şey yok. Sol kanatta oynayan Agbetu ve orta da oynayan Şaban dışında da hücum hattımız pek iyi sayılmaz zaten. Tek ama tek istediğim şey bu takım için bir Tiago'nun, bir Cihan Yılmaz'ın olması. Bu oyuncular tek başına takımı 2-3 gömlek yukarıya taşırlardı bu sene..

Bu uğursuzluk ne zaman gidecek başımızdan merak ediyorum. Zira bu futbolla bir 2-3 hafta daha oynarsak bırakalım ilk 2'yi, play-off bile bizim için imkansız olacak. 100. senemizde böyle berbat bir sezon geçirmek istemiyoruz. Yönetim, teknik ekip, oyuncular biran önce toparlanıp bize hakettiğimiz başarıyı vermeleri lazım. Eğer biz soğuk bir pazar günü Kütahya'ya 400 kişiden fazla gidiyorsak bu takım üzerinde bizim de emeğimiz var demektir. Biz yıllardır sorgulamadan, yargılamadan desteklediğimiz bu takımdan ilk defa bu sene gerçek bir başarı istiyoruz. Kendiniz için değilse bile çıkıp bizim için oynayın!

18 Ekim 2011 Salı

Stat Yoksa Oy Yok !

Yıllardır kandırılıyoruz, daha doğrusu kandırdıklarını sanıyorlar.. Her seçimden önce bu sefer stat yapıyoruz cümleleriyle uyutulmaya çalışıyoruz.. Siz sanıyor musunuz ki Karşıyakalı bu cümlelerle uyur ? Bu kez ok yaydan çıktı, artık stat ya yapılacak ya da Karşıyakalı oyunu kullanırken tüm belediyeye toptan kırmızı kartı gösterecek. Yaptığınız her şey yasalara uygunmuş gibi, tüm planlamalar ilkelerinizle bağdaşıyormuş gibi davranmayı bırakın artık. Binlerce dönüm araziye binaları yaparken cebinize giren paralar yüzünden her projeye olur dediniz. Bugün, 100 yıllık spor kulübü için yapılacak olan stata olmaz diyorsunuz. Koskoca semtte kentin nefes alacağı tek yeşil alan bizim statımız için olacak arazi mi ? Buca'da stat yapılırken kent nefes alsın denmemişti ama. Üstelik Buca gibi bir yerde daha çok yeşilliğe ihtiyaç olmasına rağmen.. Semtin her tarafı yeşillik içindeyken bu saçma sapan bahaneleri önümüze neden koyuyorsunuz ?

Bu stadın buraya kurulması çok büyük gelir kaynağı demek.. Ulaşım yolundan çok kolay bir stat. Çevresine yapılabilecek olan alışveriş merkeziyle daha da merkezi bir yer haline gelebilir. Oradaki tüm esnaf canlanır. Binlerce dolar maddi gelir kaynağı olur herkes için. Ama bunu düşünen bir belediyemiz yok malesef. Çünkü semtin yararından çok kendi yararını düşünen insanlar var malesef. Ama bu günden sonra Karşıyaka'da her zaman stada karşı çıkan insanlar olarak anılacağınızı unutmayın. Şu an statın önüne taş koyuyorsunuz ama Karşıyaka seçimlerde size gerekli cevabı verecektir. Seçimlerden sonra oturup o belediye binasının önüne bakarsınız ancak, stad yapıldığında da kapısından girmezseniz seviniriz. Herkes unut, Karşıyaka unutmaz bunu da unutmayın!

17 Ekim 2011 Pazartesi

Elde Var Üç

Çok ama çok kötü başladık bu sezona.. Basketbolda büyük bir hayal kırıklığı olmuştu benim için ilk hazırlık maçlarını izlediğimde.. Savunmamız berbattı, hücum hattımız iyi de olsa sayı bulamıyorduk. Alper Saruhan'ı bu sezon çok beğendiğimi söylemiştim. En son Aliağa deplasmanında izledim kendisini tekrar ve tekrar söylüyorum bu sezon çok büyük işler yapacak kendisi. Basketbol takımımız Aliağa maçında kendisini toparlamış bir görüntü çiziyordu zaten. Dün oynanan Bandırma maçıyla birlikte takımın kendisini iyice toparladığını anladım. Tabi bu toparlanmayı maçı izlemediğim için tam olarak anlatmam zor fakat güzel istatistikleri var basketbolcuların. Haftaya Beşiktaş maçıyla takımı çok daha iyi değerlendirebiliriz burada. Ne olursa olsun, dün basketbolda kazandık elde var bir..

Voleybol.. Bana göre bu camianın en büyük kanayan yarasıdır voleybol. Taraftarın ayakta tutmaya çalıştığı, taraftarın sahip çıkmaya çalıştığı ve buna rağmen binlerce ilgisiz taraftar yüzünden küme düşen voleybol.. Dün ilk lig maçımıza çıktık ve Işıkspor'u 3-0 gibi bir skorla yendik. Voleybolcuların bu sene bu ligden çıkacaklarına eminim. Tüm taraftarların voleybol maçlarına biraz daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini düşünüyorum.. Biz bir spor kulübüysek voleybol şubemiz de basketbol, futbol kadar önem taşıyan bir şube. Özellikle de 100. yılımızda alt ligde yer alıyorsa bu şubeyi el birliği ile, omuz omuza 100. yıl da bu şubeyi bir üst lige çıkarmalıyız.. Dün aldığımız voleybol galibiyetiyle elde var iki..

Ve bu senenin en büyük hayalkırıklığı.. Futbol. Haftalardır tartıştığımız, kahrolduğumuz o futbol.. Büyük umutlarla yola çıktığımız, yemeden içmeden kesip 300 lira kombine parası verdiğimiz o futbol. Adiyiah gibi trilyonluk adamları aldığımız, tek hedef şampiyonluk, ikinciliği bile kabul etmiyoruz nidalarıyla yola çıktığımız, bu ligde sadece bizim gollerimiz konuşulacak dediğimiz futbol. Dün yine 300 kişi yollardaydık, inancımız, aşkımız uğruna 5 haftada sadece 1 puan alan, bizi kahreden o takımı desteklemek için yoldaydık. Ben de o otobüslerde o takım için yola düşmüştüm ve açıkça söylüyorum yine kötü bir futbol bekliyordum. Maça girdiğimiz anda ilk 20 dakika boyunca düşüncelerimde haklıydım ancak takım sahaya biraz alışınca takımdan istediğimiz o oyunu sonunda sahada gördük.. Evet iyi bir oyun gördük demiyorum, takımdan istediğimiz oyunu gördük diyorum.

Bank Asya liginde yıllarımız geçti. Bu ligden kendi adıma tek anladığım futbol anlayışı taktik, teknik gibi unsurların gereksiz olduğu. Bu ligde fizikli olacaksın, bu ligde topu ite kaka o kaleye sokacaksın. Başka bir futbol anlayışı ile bu ligden çıkamayız. İlk 5 hafta boyunca amaçsız kötü taktiklerle oynadık, yanlış oyuncu seçimleriyle başladık. Bu hafta sanki kulübe de farklı bir Reha Kapsal vardı. Sahaya girer girmez kalede Recep'i gördüm ve içim biraz olsun rahatladı. Çok iyi bir kaleci olmasada Necati'den çok daha iyi işler çıkardığını söyleyebilirim. Necati'nin bu maç yiyeceği 2 tane net gol vardı, Recep çok kolay şekilde bu topları tuttu. Forvette ise Adiyiah yerine Şaban vardı. Sadece bu maçın değil, bu Bank Asya haftasının yıldızı Şaban'dır. Böyle muhteşem performans gösteremeye devam ederse Şaban bu taraftarın kalbinde 100. yıldaki yıldız oyuncu olarak anılacak. Attığı her golden sonra ismini göstermek yerine armasını öpen, her golden sonra tribünlere koşan Şaban'a kendi adıma teşekkür ediyorum.. Ve futbolda da Tavşanlıyı 4-0 yenerek aldığımız galibiyetten sonra elde var üç..

İşte bu haftanın çok ama çok kısa bir özetiydi bu yazı. Özellikle Tavşanlı maçıyla ilgili bir bu kadar daha yazı yazabilirim. Fakat haftasonu bir spor kulübü olarak üçte üç yaptığımız için her branşla ilgili eşit yazı yazmak istedim. Tüm şubelere teşekkür ediyoruz, bize bu haftasonu bu mutluluğu yaşattığı için..

Bu aralar sadece haftasonları maç değerlendirmesi yapıyorum, okulumdan dolayı çok yoğunum şu aralar. Blogda tek başıma yazdığım için her konuya yetişemiyorum malesef ama kısa zamanda 2-3 günde bir güncel yazı girmeye çalışacağım. Yaklaşık 2.000 okurumuza da ayrıca teşekkür ediyorum. 

8 Ekim 2011 Cumartesi

Spor Kulübüysek Eğer..

100 yıldır övünüyoruz, biz spor kulübüyüz ! Evet biz spor kulübüyüz ama, bir spor kulübü gibi davranıyor muyuz ? Her branşımıza özel olarak bir ilgi gösteriyor muyuz yoksa sadece Futbol ve Basketbol üzerine mi kuruluyuz ? Yelken branşımızı kaç kişi takip ediyor ? Hadi, bu branşı geçtim, peki ya Voleybol'u kim takip ediyor ?

Evet voleybol.. Hani şu geçen sene süper lige çıkmak için tüm parasını futbola aktardığımız şubemiz olan voleybol. Hani az kalsın kapatılacaktı da Karşıyaka taraftarı büyüklüğünü gösterip kendini belli etti kapatılmadı. Evet, biz taraftarsak, biz spor kulübüysek en fazla önem vermemiz gereken branş voleybol. Çünkü sadece taraftarın gücüyle ayakta kalan tek branş. Biz olmazsak o branşa emek verenlere ayıp etmiş oluruz. O kadar konuşuyoruz cefa çekmek, sevmek diye.. Evet deplasmanda cefa çekmek, evet 5 haftada 1 puan çeken takımı desteklemekte cefa çekmek.. Peki ya voleybol şubeyi ayakta tutmak için ailesinin rızkından alıp şubeye koyanlar ? Bu takım kesin düşer denmesine rağmen çıkıp canını dişine takan o küçük kızlar ? Voleybol hayatını tehlikeye atarcasına her topa koşturan o voleybolcular ? Siz cefa çekiyorsunuz da, onlar sefasını mı sürüyor ?

Biz büyük taraftarız. Biz spor kulübünün büyük taraftarıyız. Madem taraftarız, madem bu sene 100. senemiz, madem bu sene 100. senemizde alt ligde olan bir voleybol takımımız var, hep birlikte bu takıma varımızı yoğumuzu vermek hepimizin borcudur. Maddi manevi her türlü desteği hakeden bir yönetim ve oyuncu kadrosu var. Onlar herşeylerini ortaya koyup taraftarı bekliyorlar. Biz onlara karşılık verip, omuz omuza olup, yine o muhteşem taraftarlığımızı mı göstereceğiz yoksa sırtımızı dönüp yine sadece futbol ve basketbol maçlarını destekleyip Karşıyakalıyız mı diyeceğiz ?
Seçim sizin.

yaklaşık 1-2 gün içerisinde voleybol kombineleriyle ilgili UniKSK büyük bir kampanya başlatacak. Bu kampanyadan twitter'dan haberdar olabilirsiniz.

2 Ekim 2011 Pazar

Sabretmiyoruz

Konuşacak bir şey kalmadı.
Yazdık yazdık, herkese söyledik, dinlemediler!
100 senelik bu koca çınarı el birliği ile rezil ettiniz.
Aslında buraya hiç bir yazı girmeyecektim bu maçla ilgili.
Sussak gönül razı değil, söylesek tesiri yok..
Hepiniz utanın!
Bizi bu durumlara düşürdüğünüz için
Hepiniz utanın!

Siz kimsiniz ki bu taraftarla böylesine dalga geçiyorsunuz.
Kimle uğraştığınızı biliyor musunuz ?
Binlerce, on binlerce kilometreyi korkusuzca gidenleriz biz.
Yeri geldiğinde yumruğumuzu masaya koymasını iyi biliriz.
Delikanlıysanız, biraz adamsanız gezersiniz, tozarsınız.
Sizin verecek hesabınız varsa bizim de soracak sorularımız var.
Daha cevabını vermediğimiz sorularımız var!
Sizlere değil, üzerinizdeki renklere, armaya aşığız!

24 Eylül 2011 Cumartesi

İşler Kötüye Gidiyor

Ve işte, korktuğumuz başımıza geldi. Sezonun en başından beri en korktuğum takım Elazığspor demiştim ve herkes yener geçeriz diyordu. Malesef bugün kendi kendimize 3 puanı Elazığspor'a verdik. Daha dün gece yazdığım Alsancak bizim dönüm noktamız olacak, yenilirsek büyük bir çıkmaza gireriz cümlesi bugün kendini doğruladı. Bugün sahada futbol yoktu, kulübede bir teknik direktör yoktu, protokolde yöneticiler yoktu. Sadece yine tribünde Karşıyaka taraftarları vardı. Bugün rezalet bir gündü. Oynanılan maçtan, yapılan taktiksel oyunlardan gram zevk almadık. Kötü oynanan toplar, basit hatalar, gereksiz paslaşmalar, kaleye şut çekememeler.. Saymakla bitmeyecek sinir bozucu şey vardı bugün sahada. Hepsini tek tek konuşmak, masaya yatırmak lazım fakat her zaman ki Karşıyaka taraftarı gibi yine umudumuz var, o yüzden bu tür olumsuz eleştiriler için şimdi daha erken. Önümüzde çok zorlu bir Kasımpaşa maçı var ve bu maçtan alınamayacak puanlar bu takımın ve tribünün geleceğini etkileyecek.
İlk maçta bir hata yaptı Reha Kapsal herkes bir bildiği vardır dedi. Göztepe maçında aynı hatayı yaptı Reha Hoca sanki hatalı bir değişiklik oldu dedik. Elazığspor maçında 1-0 gerideyken aynı hatayı yapınca artık tribünler dayanamadı ve patladı. Aslında bu patlamanın sebebi o değişiklik değil, tüm futbol takımı üzerinde yarattığı olumsuz havaydı. En başından oyuncu seçimleri ve takım dizilişimiz büyük hatalı. Sol açık oynayan adamımız sağ açıkta oynuyor, kurtarıcı olarak oyuna Taha giriyor, Agbetu gibi hızlı bir kanat ve Adiyiah gibi kaliteli forvet yerine Özgürcan gol atacak isim olarak belirleniyor. Üstelik takım Reha'nın o kadar etkisi altındaki forvet hattına top geldiği anda hata yapacak mıyız korkusundan top oynayamıyor forvet. Bu etkiyi en iyi bugün maçın son dakikalarında Necati ile yaşadık. Necati son atakta - evet 5 dakika verilen uzatmanın 6. dakikasıydı kesinlikle son atak yani karşı atak gibi bir şans yok - ileri çıkmak isterken Reha hoca sebebini anlamadığımız bir şekilde ileriye çıkmasına izin vermiyor. Yaklaşık 15 saniye kadar Necati izin istiyor fakat hocamızın kararı değişmiyor.

Takım oynamıyor diyoruz anlatamıyoruz. Yaptığı oyuncu değişikliklerini 10 bin kişi yanlış buluyor fakat hala doğru oyunla sahada olduğunu düşünüyor. Ve evet, bu arada beklenen maç sonu açıklaması da Reha hocadan geldi. 10 kere kaleye gittik bir kere golü bulamadık çok şanssızdık. Takım daha oturmadı bana bir 6-7 hafta verin. Rakip takım şuursuzca saldırıyor kalemize 2 kere geldiler bu 2 atakta gol oldu. Kusura bakma Reha hoca ama artık bu takım sahada oynasın istiyoruz! Şu 3 hafta boyunca bana göre sahada oynayan tek isim Agbetu. Adiyiah şu 3 haftada hiç bir performans veremedi, daha doğrusu top ayağına gelmediği için bu performansı göremedik umarım Adiyiah gibi bir oyuncu kötü şekilde elimizde patlamaz. Necati bu maç orta halliydi. Yenilen gol de pek yapacağı bir şey yok gibiydi, güzel bir kaç top çıkardı. Fakat buna rağmen taraftar Necatiye biraz sinirliydi yine. Bu da zamanla geçecektir. Necatinin çıkarttığı o ilk maçtan sonra bunlara göz yumması gerekiyor. Fakat hala ısrarla Necati yerine Recep Öztürk kalede muhteşem bir seçim olacaktır diyorum. Erdi bugün çok kötü top oynadı. Reha hoca bu takıma zarar veren oyununu gördüğü için hemen oyuncu değişikliğine yeltendi.

Ve aslında herkesten daha suçlu birileri var. Yönetimimiz. Yönetim bundan yaklaşık 1 ay önce taraftara büyük sitem ediyordu. Kombine almadığımız için - ki yönetimin kombine alınmadı laflarından sonra Göztepe maçında binden fazla kombineli insan gördük - bize sitem ettiler. Karşıyaka taraftarı sınıfta kaldı gibi açıklamalar yapıldı. Bugün çıkışta tüm taraftarlar, ellerinde kombineler ile yönetime dönerek biz mi sınıfta kaldık yoksa siz mi şeklinde bağırdılar. Bana kalırsa tamamen haklıydık ki yönetim de pek fazla karşılık vermedi bize.

Haftaya Kasımpaşa gibi zorlu bir deplasman var. Umarım yönetim, futbolcu, teknik heyet ve taraftar bu maça inanır ve 3 puan ile İzmire döneriz. Eğer buradan da 3 puan çıkaramazsak 100. yılımızda, şampiyon olmamız gereken yılda ilk 4 haftada 0 çekmiş olacağız. Her Karşıyakalı gibi benim de hala umudum var. O formanın hakkını verin. O kutsal forma herkese nasip olmayacak kadar değerli. Eğer değerini veremeyeceksiniz bugün kontratınızı yırtın ve bu kulüpten gidin lütfen!


Karşıyaka: Necati xx, Mahmudov x, Murat Sözgelmez xx, Özgür Bayer x, Ahmet x, Özgür Volkan Yıldırım xx, Erdi xx (Dk. 63 Serdar x), Izrailov xx (Dk. 54 Özgür Can x), Agbetu xx (Dk. 63 Taha x), Erhan x, Adiyiah x 
Elazığspor: Yavuz xx, Veysel xx, Ozan xxx, Görkem xxx, Onur xx, Köksal xx (Dk. 63 Oktay x), Alper xx, Murat xx, Arif xxx (Dk. 87 Sinan ?), Göksu xx, Burak xx (Dk. 68 Ferdi x)

23 Eylül 2011 Cuma

Alsancak'ta Dönüm

Karşıyaka - Elazığspor
23 Eylül 2011
20:30
Alsancak Stadı
Bu maç hem tribün için, hem teknik kadro için, hem yönetim için önemli bir maç aslında. Önemli olmasının sebebi alınacak 3 puan değil, kaybedilecek puanlar. Bu maçta olası bir beraberlik ya da mağlubiyet sonucu hem tribün hem de teknik ekibe çok olumsuz yansıyacak malesef. Yarın tribünlerin tam olarak dolu olacağını düşünmüyorum. Yine takımını yalnız bırakmayan, her zaman desteğini esirgemeyen taraftarlar orada olacaklardır. Bu maçtan sonra duymak isteyeceğimiz son şeylerden birisi takımın daha hazır olmadığını söyleyen ve daha fazla hafta sabretmemizi isteyen bir teknik ekip. Yıllardır Süper Lig özlemiyle yanıp tutuşan bir 100.yıl taraftarının iki haftadan sonra Elazığspor'a karşı puan kaybetmeyi kaldırmasını beklemek yanlış düşüncedir. Bank Asya 1.Lig'de ilk haftaları bırakın ikinci yarıya kadar hiç bir şey belli olmaz evet. Fakat biz artık bu ligin standart bir takımı değil, 100.yılını yaşayan, taraftarıyla, semtiyle kenetlenmiş bir takımız. Bu yüzden bu akşam puan kaybetmeye kimsenin tahammülü kalmadı artık. Bu sezonun ilk 3 puanını alıp burada maç ile ilgili güzel bir değerlendirme yazısı yazma umudu ile akşam Alsancaktayız..

Yıllardır yapılan hatalara, yanlış oyuncu seçimlerine, basit taktiksel hatalara, çokça yapılan bireysel hatalara hep göz yumduk. Sustuk. Tribünden baktığımızda bile gözle görülür hata yapanlara sinirlendik. Karşıyaka tribünlerinde herkes biraz antrenör, biraz yöneticidir. Yeri geldi parklarda, yeri geldi anlık pozisyonlarda Karşıyakayı kurtardık. Ve şimdi, bu sezon, bu kutsal formayı süperlige taşıyacak çocuklara güveniyoruz, güvenmeliyiz! Bunun başka bir yolu yok. Yapılacak en ufak hataya bile tahamülü kalmayan bir taraftar grubu var bu sezon. Adanaspor maçına giderken içimizden maç berabere biter diyenlere karşı bile gülüyorduk. Maç sonu geldiğinde skor tabelasında 2-0 yeniktik. Taraftar olarak büyük bir umutsuzluktu. İlk maçtan da bu umutsuzluğa düşülür mü diyorsunuz fakat Karşıyaka için skor, puan durumu asla önemli değildir. Önemli olan sahada canını dişine takmış futbolculardır, geleceğe umutla bakabilmektir. İlk maçta böyle talihsiz bir skorla karşı karşıya kalınca yapılan tüm hesaplar terse döndü. İlk 4 haftada alacağımız 12 tam puan yerine 4 maçın ikisini kazanalım yeter dedik. Bu kazanalım dediğimiz iki maçtan birisi ise geçen hafta 1-1 skor ile berabere kaldığımız Göztepeydi.

Bugün aynı Adanaspor maçı gibi 3 puana garanti olarak baktığımız maçlardan birisi Elazığspor var karşımızda. Eğer Adana ve Göztepe maçında güzel bir takım izleseydik ve güzel bir sonuç elde etseydik bugün taraftarın bu maça bakış açısı çok değişecekti. Benim açımdan bu maç sezonun ilk dönüm maçı niteliğinde. Eğer 3 puanı alırsak takım az da olsa raya oturacak, moral ile Kasımpaşa deplasmanına gidecek. Fakat olası bir puan kaybı takım için büyük bir facia olur ve önümüzdeki zorlu Kasımpaşa deplasmanından 3 puan ile döneceğimize dair tüm inançlar biraz olsun söner. Umudunu asla kaybetmeyen Karşıyaka taraftarı bu akşam stadda yerini alacaktır, kutsal formayı taşıyan o seçilmiş insanları yine destekleyecektir.

18 Eylül 2011 Pazar

Kuzey Cephesinden Derbiye

İzmir adına 7 sene sonra muhteşem bir futbol günü yaşandı. Ben tabii bu olayları sadece Karşıyaka cephesinden anlatabilirim. O heyecan dolu 14:00'dan gece 24:00'a kadar süren 10 saatlik bir yeşil kırmızı macerayı yaşayabilen şanslı 2.500 kişiden birisiydim. Baştan sona Karşıyaka aşkıyla, ezeli rakibe karşı bir gün yaşadık. Eskiler hep anlatırdı bizlere Karşıyaka maçı öncesi yaşananları. Hep imrenerek dinlerdik bu hikayeleri. Böyle bir hikayeyi 1 hafta biz de yaşadık bu sene. Kardeşler, abiler herkesin kalbi yeşil kırmızıydı her zamanki gibi. Parklarda sabahlara kadar yapılan makaralar daha bir tatlıydı bu hafta. İşin ucunda ise Göztepe vardı. Ve biz Göztepeyi yenip hayatımıza kaldığımız yerden daha mutlu bir şekilde devam edecektik. Buna hazırdık.

Koca bir güne bir gece önceden başladık biz. Eski günlerdeki gibi sabahlayıp, bir semt havası koklayalım dedik. Tüm semtte böyle düşünüyor olacak ki parklar, sahiller her yer doluydu gece. Bir yanda pankart boyayanlar, bir yanda alkol ile geçimini sağlayanlar, diğer yanda eskiden yapılan deplasman hikayelerini anlatan insanlar. Nereye gitsek bir Kaf Kaf sesi, bir Karşıyaka bestesi.. Semt sabaha kadar susmadı. Polisler kimlik sormaya geldiklerinde şöyle bir bakıp " tamam anlaşıldı siz karşıyakalısınız biraz sessiz olun sadece yarın için de başarılar " diyip geçtiler.. Tüm semt yeşil kırmızıydı..
Ve maç saati yaklaştı. Saat 16:00'da Çarşı'da buluşacaktık 14:00'da tüm taraftar oradaydı. 2.500 kişilik dev bir ordu. Gözünü karartmış, aklında sadece 20:30'da oynanacak olan derbi vardı herkesin. Herkes birbiriyle muhabbete olabilecek olayları konuşuyor, bir yanda takım tartışılıyordu. Ve yavaştan yola koyulmaya başlamıştık artık. Saat 16:00 oldu ve 2.500 kişilik Karşıyaka ordusu maça gideceği trene binip yola çıktı. Tüm taraftarlar mutluydu, yenecek ve 3 puanla eve dönecektik. Trende söylenen besteler, yapılan muhabbetler o eskinin güzelliğini yaşattı bizlere bir kere daha.

Muhteşem bir emniyet çalışması yapılmıştı. Gideceğimiz tüm yollarda trafikler kapatılmış, 6.000 polis görevlendirilmişti. Panzerler yanımızdan geçiyordu, her yerde ekip arabaları vardı. Hiç bir ailenin canı yanmadan, ciddi yaralanmalar olmadan bu maç oynandığı için de emniyete bir teşekkür borçluyuz aslında. Geçmişte kalan güzel kavgaların yerini artık ölümlerle sonuçlanan olaylar aldı malesef. Bugün iki tribünde aslında bu konuda biraz daha bilinçlenmişti.
Metrodan inen Karşıyaka taraftarının kortej başlangıcı
Trenden indiğimizde o muhteşem kortej başlamıştı. Büyük bir Karşıyaka korteji. Besteler söyleniyordu, pankartlar açılmıştı. Herkeste hafiften bir heyecan vardı. Karşımızda 7 senedir bizim yanımıza gelmeye çalışan Göztepe vardı. Sonunda gelmişlerdi ve maçın başlamasına sadece saatler vardı.  Stadın önüne geldiğimizde küçük bir kaç atışma oldu, bu atışmaları geçmek istiyorum, burada anlatılacak olaylar değil bunlar. Küçük çaplı olan bir kaç olaydı sadece.

Tribüne girdiğimizde karşımızda Kapalıyı doldurmuş, açık tribünde de biraz boşluklar bırakarak doldurmuş Göztepe vardı. Girdiğimiz andan itibaren iki tribünde birbirine tezahüratlarla sataşmaya başladı. Derbinin güzel, renkli kısmı buydu belki. Bir onlar, bir biz karşılıklı kontralar ile tezahüratlar söylüyorduk. Göztepe tribünü yıllardır bize küfrediyordu, ilk defa karşılarındaydık. Bunun da heyecanıyla biraz dozu kaçırmış olacaklar ki Aliağa yazan pankart açtılar. Bunu ilk gördüğümüzde bir truva olduğunu sandık aslında, Aliağayı  satın alıp bir üst lige çıkan bir takımın bununla övünmesi pek doğru gelmiyordu bizim için. Bu 5 metreye 2 metrelik küçük pankart karşısında devasa Çarşı pankartı açıldı deplasman tribününde de. Güzel bir cevap oldu sanırım Göztepeliler için bu.
Tribünün karşıdan bir fotoğrafı ve açılan Çarşı pankartı.
Maç başlar başlamaz bana göre yine Necatinin hatasıyla bir gol yedik. Necati bu takım için aranılan kaleci değil malesef. Çok başarısız. Her yan top bizim için penaltı kadar tehlikeli. Adana maçında ve Göztepe maçında bunu bir kere daha anladık. Fakat Necati ikinci yarı kendisini çok güzel toparladı. Taha bu maçın en göze çarpan ismiydi bence. Güzel top kaptı, olgun oynadı. Pas verdi, pas aldı, ileriye çok güzel toplar çıkarttı. İki zencinin çıkarılması büyük hataydı bugün için. Göztepe'nin defansı yavaş defans. Onları kırabileceğimiz en güzel açıkları buydu. Bu açığı bile bile takımın en hızlı iki hücum oyuncusunu çıkarttık. Çıkarmasak belki 1-1'den 2-1'e hatta 3-1'e getirirdik oyunu. Kaçırdığımız çok ama çok net gol pozisyonları vardı. Bir tane direkten dönen topumuz var. Bir boş kaleye gol kaçırdık. Bu arada söylemeden geçmek istemiyorum Erhan'ın net golünü kaçırdığında tüm takım kendini yere attı. O sahneden sonra bu takım 5 gol de yese, 10 gol de yese bizim için aynıydı. O sahne bugün sahada inanmış bir Karşıyakanın olduğunu gösterdi bizlere. Göztepeninde direkten dönen topu oldu. Çok gol pozisyonu yakaladılar fakat skora çeviremediler. Hakeme gelince bana kalırsa güzel bir maç yönetti, bir kaç hatası hariç. Bizim kesin bir penaltımız verilmedi, tribünden gördüğüm kadarıyla. Göztepenin de aynı olay olmuş fakat görmedim. Bir kaç yerde kırmızı kartlık pozisyonlara sarı kart çıkardı fakat maçın heyecanı içinde yapılacak şeydi bence bu da. Pek fazla yargılamadan, güzel bir maç yönettiği için kendisine teşekkür ediyoruz.

Maç sonunu anlatmaya gerek yok zaten. Ne gelen oldu ne giden. Paşa paşa, bağıra bağıra semtimize döndük. Tribün konusuna gelince.. Karşıyakalı olduğum için demiyorum, 3-4 objektif tribüncü arkadaşımdan da duydum bunu herkesin tek dediği şey Göztepe bugün sınıfta kaldı. Saat 19:34'te girdim tam içeri, o saatten 22:00'a kadar sadece bize küfür ettiler. Takım desteklemek adına en fazla 15-20 dakika bağırmışlardır. Sayı konusunda güzel bir sayı yakalamışlar fakat bence yine de azdı. En azından kale arkası o kadar olmamalıydı. Bize edilen o kadar küfüre rağmen gerekli yerde kontralarla cevabımızı verdik, o cevabı da almışlardır zaten. Biz bugün gerekeni tamamiyle yaptık. Bize saatlerce küfretmelerine rağmen, gerekli desteğimizi sağlamaya çalıştık. Biraz daha fazla bağırabilirdik fakat erken yediğimiz gol ile tribünlerde moral bozukluğu oldu. Deplasman takımları ciddi rakiplerine karşı yenildiğinde bu duyguyu yaşar zaten, bilen bilir. Ona rağmen 1-1 olduğunda o gol sevincinden sonra tüm Göztepe tribününe yapılan kontra - buradan söylenmeyecek bir söz, bilen biliyor fakat - çocuklarıma bile anlatabileceğim türden muhteşemdi. Fazla olay olmadan, yaralama olmadan biten güzel bir derbiydi. Belki daha yazacak çok şey var fakat şimdilik sadece bu yazı yeterli diye düşünüyorum.

12 Eylül 2011 Pazartesi

İlk Hafta Sınıfta Kaldık

Bugün oynanan Adanaspor maçı ile ilgili pek heveslice bir şeyler yazmayı istiyordum fakat bugünkü maçtan sonra ne hevesim kaldı, ne de yazma isteğim. Bu maç ilk maç, daha yorumlamak çok yanlış evet katılıyorum fakat ben galipte gelsek, mağlupta gelsek, berabere de kalsak bu yazdığım şeylerin aynısını yazacaktım zaten. Çünkü bugün sorun skor falan değildi, bugün sorun tamamiyle takım ve teknik kadroydu.

Bir kere bana göre Reha Kapsal bugün çok yanlış oynadı. Takımı daha maçta ilk defa tanıyor evet ama bariz büyük hatalar yaptı. Oyuncu değişikliği hataları çok fazlaydı bir kere. Erdi ve Adiyiah'ı çıkarmak hiç akıl karı değildi. Hem de en kritik dakikalarda yeniliyorken böyle bir değişikliğe gerek yoktu. Taha çok çalışıyor, savaşıyor, top kapıyor evet ama olmuyor işte. 4. sezonu bu sene Taha'nın ve malesef hala aynı taha. Olmuyor, yapamıyor bunu anlamak bu kadar zor değildir umarım. Taha'nın oyuncu değişikliğine gidilmesi yerine o, bugün bir ara kaptan oldu takımda. Evet, kaptan olabilecek özelliklere sahip fakat saha da oynayabilecek özelliklere sahip değil malesef. Adiyiah'tan her zaman korkuyordum. Bu ligin topçusu olamayacak kadar fiziksiz malesef. Fakat bugün oynadığı top ile bana biraz olsun yanlış düşündüğümü anlattı. Çok güzel paslar çıkardı, akıllı çalımlar attı. Her şeyden önce Barış Ermiş gibi gereksiz çalımlara girmedi, futbol oynadı. Fakat dakika 55-60 civarlarında Reha hoca'nın değişikliği ile yerine Ferdi girdi. Kaleci Necati'ye malesef diyecek bir şey bulamıyorum. Çok heyecanlı. Muhteşem hatalar yaptı ve bana göre iki golde de suçlu Necati. En son açık tribüne bir hareket yapar gibi oldu, yakışmadı kendisine. Bugünkü kadar kötü kaleciliğe kim olsa tepki alırdı, biraz anlayış göstermeli. Yerden gelen topları bile doğru düzgün tutamadı hiç. Bir an önce yeni bir kaleci şart.

Ve bana göre en büyük hatamız. Takım gereksiz yere paslaşıyor. Maç boyunca kaleye bir tek şutumuz yok. Evet biraz abartı olabilir ama ciddi anlamda tek şutumuz yok kaleye. Bir kaç ite kaka topu kaleye göndermemizin dışında doğru düzgün bir şutumuz yok. Sadece paslaşıyoruz. Gereksiz yere o kadar fazla pas yapıyoruz ki, topu kaleye yollamayı unutuyoruz. Sanırım Reha Hoca biraz Barcelona taktiğini benimsemiş fakat bizim ne defansımız ne kalecimiz Barcelona defansı, kalecisi kadar güven verici durumda değil. Bunu atlayarak bu kadar çok pas yapmak, daha doğrusu pas yapmış olmak için pas yapmak gereksiz bana göre. Bir an önce ileriye top oynayabilen, akıllı pas yapabilen, kaleyi gördüğü anda çok güzel şutlar çekebilen bir takım haline gelmemiz lazım. Bu sorunu bir an önce halletmeliyiz. Bu taktik bizim takım için geçerli olamayacak bir taktik bugün bunu anladık.

Bu kadar olumsuz eleştiriden sonra son bir cümleyle bu yazıya noktayı koymak istiyorum. Ne olursa olsun bu takım güven verebilen bir takım. Bu takım başaracak kapasiteye sahip sadece akıllı oyunla bunu başarmamız işten değil. Biraz daha çalışma ve biraz daha takımın birbirini tanımasıyla bu takımın oyuncularının  yapamayacağı şey yok. Kapsal'ın maç sonu söylediği sözler ise içimizi biraz olsun rahatlattı aslında. Kapsal, maç sonu " Dünyada 102 puan alarak şampiyon olan var mı? Taraftarlarımızın bazılarının da sağduyulu olması gerekir. Bir başarısızlık varsa tek sorumlusu benim. Ben futbolcularımı tebrik ettim. Sıkıntımız olabilir ama bunları çözeceğiz. " dedi. Ne olursa olsun her şeyin farkında olan bir teknik direktörümüz. Ve umarım bu güzel seneyi güzel bir şampiyonlukla süsleyecektir.

4 Eylül 2011 Pazar

2011-2012 Sezonu Futbol Takımımız

Üst Sıra: 59.Recep Öztürk, 04.Murat Sözgelmez, 07.Serdar Eylik, Metin Peker, Şaban Yılmaz Genişyürek, Faik Mintaş, 28.Karim İzrailov, 37. Azizullo Mahmudov, 99.Özgürcan Özcan, 03.Özgür Bayer, 33.Bülent Ataman.

Alt Sıra: 61.Ufukhan Bayraktar, Turgay Gölbaşı, 32.Murat Akyüz, 11.Ferdi Elmas, 22.Erdi Kasapoğlu, 40.Dominic Adiyiah, 36.Özgür Volkan Yıldırım, 80.Akeem Agbetu, 08.Taha Yalçıner, 87.Erhan Kavak, Görkem Kulbay. 

Fotoğrafta olmayanlar: 10.Erhan Şentürk, 88.Ayhan Evren, Santiago Vizio,Tuncay Süren, Mustafa Sevgi, 1.Necati Yılmaz.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

2011-2012 Fikstür Belli Oldu

Bu fikstürü taraftar açısından yorumlamak istiyorum daha çok. Futbol açısındaki zorluklardan yana taraftarın görüşlerini, yapacağımız deplasmanları yazmak istiyorum. Bu sene taraftarın senesi olsun istiyorum. Fikstür yaklaşık 1 saat önce çekildi ve bu senenin fikstürü çok ama çok güzel takımlarla dolu. Uzun süredir görüşmediğimiz tüm ezeli rakiplerle karşı karşıyayız bu sene. Ve bu sene, şampiyonuz! Bunun başka yolu olmadığını her platformdan da bildirdik zaten. Bu sene yüzümüzü kara çıkarmayacak bir takım, her cefayı çekecek bir taraftar var.. Bu sene sevdamızın 100. senesi..
1. Hafta / Karşıyaka - Adanaspor : İçeride lige başlayacak olmamız çok güzel oldu. Adanaspor deplasmanı bu sıcakta yapılmayacak bir deplasmandı, Adanaya gideceğimiz zaman havanın güzel olması da daha fazla kişiyle gideceğimiz anlamına geliyor. İlk maçtan galibiyet bekliyorum, evimizde çok fazla kişiyle oynanacak bir maç olacak.

2. Hafta / Göztepe - Karşıyaka : Ve işte.. Sezonun herkes tarafından bilinen en önemli maçı. Yıllardır beklediğimiz o maç sonunda Bank Asya 1.Lig'de ikinci hafta da karşımıza çıktı. 5-2'lik maçtan sonra ilk hafta gireceğimiz motivasyon ile galibiyet beklediğim bir maç daha. Galibiyetin hem sahada, hem tribünde olması dileğiyle..

3. Hafta / Karşıyaka - Elazığspor : İlk iki haftanın durumuna bağlı bir maç değil bence. Lig başlamadan bile en kolay 3 puanı alacağımız takım diyordum fakat Karşıyaka'nın geçmişine baktığımızda alt sıralardaki takımlara puan kaybetmekte üstümüze yok. İlk 2 hafta yenersek 3. hafta taraftar ile bu maçı farka götürürüz..

4. Hafta / Kasımpaşa - Karşıyaka : Ve 3 haftalık izmirden sonra sonunda istanbulda, deplasmandayız. Bu sıcaklarda çekilebilecek en güzel deplasmanı çekmişiz. İstanbula binlerce kişi gidebilecek kapasiteye sahibiz bu sezon. Kasımpaşa güçlü bir takım kurdu ve benim bu maçla ilgili görüşüm beraberlik.

5. Hafta / Karşıyaka - Kayseri Erciyesspor : Kayseri bu ligde yıllardır istikrarlı bir şekilde mücadelesini sürdüren bir takım. Bizim için de her zaman potansiyel bir tehlike olmuştur. Bu maçın sonucu için şimdiden konuşmak çok zor olur..

6. Hafta / Tavşanlı Linyit - Karşıyaka : Tavşanlı geçen sene herkesi şaşırtarak çok güzel performans sergiledi. Deplasmana gidecek olmamız dezavantajımız olacak ama önceki haftalarda güzel sonuçlar alırsak Tavşanlı'yı evimizdeki bir maçmış gibi oynayabiliriz. En kötü 1 puanı alıp İzmire dönmemiz gereken deplasmanlardan..

7. Hafta / Karşıyaka - Bucaspor : Bucaspor ile 7. haftada karşı karşıya geliyoruz. Bucaspor ligden çıkarken çok güçlü bir kadroya sahipti, geçen sezon süperligde izleyemedim fakat güzel transferler yapacağına eminim. Bu maçtan 3 puanı çıkarıp yolumuza devam edeceğiz ne olursa olsun..

8. Hafta / Konyaspor - Karşıyaka : Ligin en güçlü takımlarından birisi Konyaspor bana göre. Geçen sezon play-offlar ile süperlige yollamıştık, bu sezon onlar bizi yollayacağı için 3 puanı alıp döneceğiz. Güzel bir pazar gününe gelirse binlerce kişi konyaya gideriz.

9. Hafta / Karşıyaka - Kartalspor : Sıkı sıkıya mücadele edeceğimiz 4 haftadan sonra bizi biraz rahatlatacak bir maç olacak. 3 puanı garanti görüyorum Kartal'dan. Evimizde takımın motivasyon sağlayacağı ve dinlenebileceği rahat bir maç olacak.

10. Hafta / Denizlispor - Karşıyaka : Denizli bizim için tam bir deplasman yapılacak yer. Ne çok uzak, ne çok yakın. Çok güzel, eğlenceli bir deplasman. Denizliyle hazırlık maçlarında iki kere karşılaştık ikisinde de yendik. Umalım da lig içinde de aynı performansı gösterebiliriz.

11. Hafta / Sakarya - Karşıyaka : Eğer Denizli deplasmanından da rahat geçersek 3 haftalık bir dinlenme süreci olacak Sakarya maçıyla birlikte. Kolay geçeceğimiz bir deplasman. 2-3 gollü bir fark ile İzmir'e döneriz diye düşünüyorum. Sakaryaya deplasman yapmakta ayrı bir zevk olacak uzun bir süreden sonra..

12. Hafta / Karşıyaka - Çaykur Rize : Uzunca bir dinlenme sürecinin arkasından İzmir'de bizi zorlayacak bir maç. Güçlü kadrosu ve istikrarlı duruşuyla belirlenen Rize ile 12. haftada karşılaşacağız. Bana göre 12. haftada puan kaybı yapabileceğimiz tek takım Rize'dir. 1 puanı bile bulmakta zorlanabiliriz fakat ne olursa olsun taraftarıyla, futbolcusuyla bu maça asılıp alacağımıza inanıyorum.

13. Hafta / Güngörenspor - Karşıyaka : Güzel bir İstanbul deplasmanı daha. Güngören'e ne zaman gitsek 3 puan alıp gelmişizdir. Bu sene de durumun farklı olacağını sanmıyorum. Uzun bir süreden sonra güzel soğuk bir kış gününde Güngören deplasmanı hoş olacaktır..

14. Hafta / Karşıyaka - Giresunspor : Giresun ile ne zaman maç yapsak hep zorlanmışızdır. Çok ortada geçiyor maçlarımız, 1-0'lık skorlarla ya biz yeniyoruz, ya onlar. Öyle fazla farklı skorlar oluşmuyor anlayacağınız. Ortada bir maç, takımın o andaki gidişatı belirleyecek bence bu maçın skorunu.

15. Hafta / Boluspor - Karşıyaka : Zorlu ve güzel bir deplasman. Boluspor'a şansımız hep tutmuştur, 2-0'dan 3-2 yaptığımız çok maç vardır. Genelde bizden en çok çeken takım Boluspor'dur. Böyle bir sezonda yine yenip geçeceğimizi düşünüyorum.

16. Hafta / Karşıyaka - Akhisar : Evimizde oynayacağımız kolay maçlardan birisi. İkinci yarıyı düşünürsek ligin kalmasına iki hafta kalmış olacak ve biz şampiyonluğumuzu ilan etmiş olduğumuzda mesafe yakınlığını da göz önüne katarsak 15-16 bin kişi gideceğimiz bir deplasman olacaktır.

17. Hafta / Gaziantep BŞB. - Karşıyaka : Ve işte o takım. Korkulu rüyamız olan tek takım Anteptir şu ana kadar. Şansımız bir türlü rast gitmedi bu takıma. Lig ne zaman başlasa -6 puandan başlıyorduk Antep sayesinde. Fakat bu sene işler değişti. İkinci yarı evimizdeki son maç olan Antep maçında kupayı kaldırıyoruz..

20 Ağustos 2011 Cumartesi

İdman Ziyareti

Dün akşam idman ziyareti vardı, deve kestik. Her sene başında olduğu gibi bu sene de adağımızı adadık ve sezonun başlaması için gün saymaya başladık. KSK TV için fotoğraflar çektim, burada da sizlerle paylaşayım istedim bu fotoğrafları. Sezon içerisinde tüm maçlardan en özel fotoğrafları, kareleri buradan sizinle paylaşacağım. Aynı zamanda twitterdan saniyesi saniyesine bu tür organizasyonları ve maçları resimli olarakta takip edebilirsiniz.










13 Ağustos 2011 Cumartesi

Basketbolda Yeni Sezon

Çekilebilecek en ilginç ve bence çok zor fikstürü çektik. İlginçliği nereden geliyor diye sorarsanız ilk hafta Bandırma deplasmanıyla başlıyoruz, en son bandırmada bitiriyoruz ligi. Bandırma yolu, Özgürü kaybettiğimiz yol.. Bandırma yolu, kupayı götüreceğimiz Özgürümüzü kaybettiğimiz yol..

Fikstür bence çok zor bir fikstür çünkü ilk 7 haftada ligdeki tüm sağlam takımlarla oynuyoruz. İlk 7 haftadan sağ salim kurtulursak sonrası rahat bir fikstür fakat ilk 7 haftada ki moral, fiziksel yorgunluklar, motivasyonlar sonraki haftalara yansırsa işimiz çok zor.

11 Ağustos 2011 Perşembe

Yeni Foça Sahili

Foça Karşıyakalıdır! SirMC paylaşmış videoyu, bende sizinle paylaşayım dedim..
Eğlenmeyi çok iyi biliyoruz tribün olarak..

9 Ağustos 2011 Salı

Geçmiş Olsun Nurcan İbrahimoğlu

Beşiktaş bayan voleybol takımı oyuncusu genç kız, kısa şort giydiği gerekçesiyle otobüste bir erkek yolcu tarafından yumruklanarak darp edildi. Dudağı patlayan genç oyuncu, kendisiyle kimsenin ilgilenmediğini söyleyerek isyan etti.
Ülkemiz de malesef hala böyle insanlar yaşıyor. Beşiktaş camiasına ve Nurcan İbrahimoğlu'na Anlayamazsınız Blog olarak geçmiş olsun diyoruz. Umarız en kısa sürede manevi ve fiziki anlamda bu kazayı atlatır ve sağlıklı bir şekilde yaşamına devam eder..

Geliyoruz !

Dominic Adiyiah
Bu sene bir başka geliyoruz..
Bu sene hala boş konuşan insanları susturmak için geliyoruz..
Bu sene sevdanın adını her yere duyurmak için geliyoruz..
Bu sene gümbür gümbür geliyoruz..
Bu sene öyle bir geliyoruz ki..
Geldiğimizde duyarsınız!

5 Ağustos 2011 Cuma

100.Yıl Kombine Fiyatları

Bugün açıklandı 100.Yıl kombine fiyatlarımız. Bana göre beklenen fiyatlar aslında fakat kapalı biraz daha düşük olabilirdi sanki. Ama yapılan transferlerden sonra ve bu senenin diğer senelerden biraz daha farklı olacağını bildiğimiz için biraz fedakarlık yapmamız lazım. Kombineler 12 Ağustos Cuma günü satışa çıkacak elimizi biraz hızlı tutmakta fayda var. Kombine fiyatları ise kapalı tribün 300 lira, açık tribün 150 lira olarak belirlenmiş.

28 Temmuz 2011 Perşembe

İyi Ki Doğdun Güzel İnsan

Daha dün gibi aklımda.. Özgür vuruldu diye haber yayılmıştı tüm Karşıyaka'ya.. Tüm Karşıyaka susmuştu o gün, semt sessizdi. Herkesin canından çok sevdiği, saydığı birisi vurulmuştu o gün.. Herkesin öz abisi, öz kardeşiydi o. En ufak bir kötülük bile düşünmeyen, herkesin iyiliği için uğraşan bir insan. 21 yaşında tertemiz bir kalp. Sadece bir kahpe kurşunla aramızdan ayrıldı o.. Cenazesinde on binlerce kişi olduk. Acı çekmek Özgürlükse, Özgür olduk hepimiz dedik. Ve şimdi o güzel insanın doğum günü. Yazacak o kadar fazla şey var ki hatıralar, sözleri.. O hatıralar biz her gece kafamızı yastığa koyduğumuzda, biz her parkta içişimizde aklımızda olacak, asla unutamayacağımız güzellikte hatıralar. Bizlere hep daha iyi bir tribün bırakmaya çalıştın. Başardın ve bu tribün seni asla unutmayacak, bu tribün bize emanet, gözün arkada kalmasın..
Rahat uyu Özgür! 
Karşıyaka Seninle!

23 Temmuz 2011 Cumartesi

O Gece Bu Sene

Bu slogan bizim çok kullandığımız bir slogan, bir çok tribün bizden görüp bu sloganı kullandı hatta.. Bn bu sloganı en son Ankarada Kasımpaşa ile oynanan play-off maçından sonra bir daha kullanmadım hiç. Ben Denizli faciasını görmedim fakat Ankara'da benim için büyük bir facia oldu. Çok inanmıştım o sene çıkacağımıza fakat nasip olmadı. Geçen sezon kurulan kadroya hiç güvenim yoktu. Ondan önceki sezon kadroyu güzel buluyordum ama, yaşadığımız yıkımdan dolayı olacak kimse çıkacağımıza inanmıyordu. İstanbul'u 10 bin kişi Karşıyakalı doldurduk fakat hepimizde bir inanç eksikliği vardı..

Bu sene böyle olmayacak. Camia kendini süperlige o kadar hazırladı ki. Hazırlanmanın yanı sıra ben çok uzun süredir bu kadar heyecanlı ve inanan bir Karşıyaka camiası görmemiştim. Yapılan transferler yönetimin bu şampiyonluğu ne kadar istediğini, taraftarın yaptığı çalışmalar, fikirler taraftarın ne kadar inandığının bir göstergesi bence. Tabi bir de 100. yılımız olduğu için bu şampiyonluğa inanmak istiyoruz..
Umut Baysal
Yapılan transferler doğrultusunda ikinci maçtan itibaren Şampiyon Karşıyakam ne istersen iste benden tezahüratları, ikinci maçtan itibaren şampiyon şampiyon diye bağırmaya hazırlanalım şimdiden. Gelen oyuncular hiç boş oyuncular değil. En son aldığımız adam Milan'dan tutun, Süperligden aldığımız ve alacağımız isimlere kadar hepsi farklı bir kalite oyuncuların. Bu sefer futbolu zevkle izleyebileceğimiz, kanser olmayacağımız bir sene bizi bekliyor..

Peki bu kısımda taraftar, semt sakinleri neler yapmalı ? 100. yılımız ve bir 100 yılı daha şu an hayatta olanlar göremeyecekler sanırım. Bu 100.yılı yaşayan şanslı insanlar olarak bunun değerini bilmeliyiz. Her eve, evi geçtim her sokağa kesinlikle bayraklar asılmalı. Tüm semt yeşil kırmızı olmalı, Karşıyaka aşkıyla kokmalı. Her gece parklarda Karşıyaka pankartı yaparak sabahlayan taraftarlar olmalı. Yurdun dört bir ynaında takımı bırakmayacak, cefa çeken bir taraftar olmalı. Bu saydığım şeyler zaten 99 senedir bizim gördüğümüz, bildiğimiz şeyler ama bu sene ayrı, bu sene bu saydığım şeylerde ayrı olmalı..

Santralya beraber..
Şampiyon Karşıyakam ne istersen iste benden..

14 Temmuz 2011 Perşembe

Dominic Adiyiah'a Adım Adım

Aslında transfer haberi yapmayı istemiyordum fakat bu transferi ilk olarak yayınlayan biz olacağız sanırım şu an. Uzun süredir büyük bir transfer bombası bekliyorduk tribün olarak. Büyük bir bomba var diyorlardı fakat bu kadar iyi bir transfer yapacağımızı ben pek düşünmüyordum doğrusu. Yönetim ve teknik ekip ciddi anlamda muhteşem bir iş çıkartıp Milan'ın 1.3 milyon bonservis verdiği Dominic Adiyiah'ı transfer etmişiz. Daha doğrusu tam anlamıyla iş bitmemiş fakat pazartesi günü büyük bir aksilik çıkmazsa kesin olarak bizde.

1989 doğumlu Ganalı yıldız Forvet hattında oynuyor. Bu kadar iyi bir forvetin gelmesi bizim işimize çok çok yarayacaktır. Reha hoca zaten ofansif oynamıyor, en azından bu forvet hattıyla arada bir bulduğumuz gol şanslarını kesinlikle gole çevirebiliriz. Tabi bu transferden Reha Hoca'nın bu sene ofansif oynatacağı gibi bir düşüncede olabilir, çünkü forvet hattını çok sağlam şekilde kurmaya devam ediyor. Bu transferin olmasıyla birlikte Agbetu'da daha etkin rol oynayacaktır sahada.

Büyük bir aksilik çıkmadığı sürece Dominic Adiyiah Karşıyaka'da !

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Geçmiş Olsun Serhat !

Bildiğimiz gibi Göztepe'nin kalecisi serhat yaklaşık 2 aydır hastanede yatıyordu hastalığından dolayı. Sürekli kana ihtiyaç duyuyordu. Bunun için hem Göztepe camiası, hem biz elimizden gelen herşeyi yaptık. Ve Serhat bugün taburcu oldu. Genç yaşta bu hastalıkla uğraşan Serhat'a ve Göztepe camiasına tekrar geçmiş olsun diyoruz.

8 Temmuz 2011 Cuma

Taraftarın İstediği Olsun !

Bizler 100.yıla en heyecanlı giren taraftarlardan birisiyiz. Bir çok İstanbul kulübü 100.yılını coşkuyla kutladı belki fakat biz Karşıyakalılar yine biraz farklıyız. Bizim için 100.yıl demek sadece spor branşlarında yarışmamızın 100.yılı demek değil. Bizim 100.yılımız demek Zühtü Işıl önderliğinde Türklüğümüzü ortaya koymamızın 100.yılı demektir. Biz 100.yılı sadece spor ile değil, semt ile, insanları ile, esnafı ile, çocukları ile, yaşlıları ile kutluyoruz.

Bu yüzden en çok önem verilen şeylerden birisi bu seneki logomuz. Biz Hüseyin Başkan'dan " Formalarda reklam olmayacak " dediği zaman bu işe çok önem vereceğini düşünmüştük aslında. Fakat pek öyle olmadı. Önem verilseydi bu logo profosyonel bir firmaya tasarlatılırdı ya da taraftarların arasından bir grup seçilip gelen tasarımlar değerlendirilirdi. Ancak bu böyle olmadı. Çok kısa bir sürede logolarınızı yapıp bize yollayın dediler ve 3-4 gün içerisinde yollanan 53 logodan bir tanesini seçtiler. Aslında logoyu ilk gördüğümde başarılı, sade bir logo gibi gelmişti ki logoyu tanıttığım yazıda da bunu yazdım. Ancak daha sonra tribünümüzün en iyi grafikerlerinden birisi olan Umut Baysal'ın logosunu gördüğüm zaman yönetimin çok büyük bir yanlış yaptığını anladım. Bizler tarihiyle, efsaneleşmiş Karşıyakalılarıyla, Türklüğüyle övünen bir kulübüz. Bu anlamda bizi 100.yılımızda temsil edecek logo çok daha farklı olmalıydı bence. Bunu da bizim içimizden birisi yapmış fakat seçilememiş..

Gördüğünüz logo en başta onurlu bir duruşu simgeliyor zaten. Madalyanın etrafındaki resimler ise sürekli olarak övündüğümüz, biz spor kulübüyüz biz sadece futbolda değil her alanda, her branşta yarışan büyük bir camiayız imajımızı temsil ediyor. Ortasındaki eski armamızla biraz oynanmış ve renklerle çok daha uyumlu hale gelmiş. Biz taraftar olarak bu logoyu istiyoruz ve Karşıyakanın en büyük insanlarının taraftar olduğunu hatırlatarak, bu logonun seçilmesinde de taraftarın dinlenmesini istiyoruz. En azından demokratik haklarımızı kullanarak bu kulübe gerçekten sahip çıkan, bu kulübü karşılıksız seven bizler bu logoyu seçtirtmek istiyoruz. Bununla ilgili organize bir girişim olacak zaten fakat ben kendi düşüncelerimi de buradan vurgulamak istedim. Sizde bu yazıya yapacağınız yorumlar ile tepkinizi dile getirebilirsiniz, taraftar olarak büyüklüğümüzü gösterelim..

7 Temmuz 2011 Perşembe

Euro Cup'ta Rakibimiz : Le Mans

Bu takımla ilgili bir analiz yapacaktım aslında fakat tribünümüzde yer alan, basketbol konusunda üzerine başka bir insan tanımadığımız Erinç Atilla bu takımla ilgili bir analiz yapmış bile. Kendisine bu yazıyı burada yayınlamama izin verdiği için teşekkür ediyorum ve yazıya geçiyorum..

Öncelikle, hedeflerin büyütüldüğü 100. yılımızda oyuncularımıza ve teknik heyetimizle yöneticilerimize başarı dilemek istiyorum. Gerçekten de oldukça zorlu bir rekabet ortamı içersinde kaldığımızı söyleyebilirim, hem büyüyen hedefler hem de lig rakiplerimizin ekstrem ölçülerde artan bütçeleri ile 100. yılda mutlu olmak için çok daha fazla çabalamalıyız, çok daha fazla istemeliyiz, çok daha fazla destek olmalı, çok daha fazla kaynak yaratmalıyız.

2 sezon önce Hakan Demir ile yola çıkarken, 3 senelik bir yapılanmanın temelleri atılmıştı. Bu yapılanmanın en önemli ayaklarından bir tanesi de Avrupa’da düzenli mücadele eden, adından söz ettiren ve belli bir başarı seviyesinin altına düşmeyen bir Karşıyaka yaratmak idi.
Bu planın bir parçası olarak bu sene Eurocup davetiyesi aldık.

Bugün yapılan kura çekimlerinden sonra, Eurocup ön elemelerindeki rakibimiz belli oldu; Fransa’dan Le Mans.

Le Mans ismi, Avrupa basketbolunu takip edenler açısından yabancı bir isim değil. 2000’li yıllarla beraber Fransa basketboluna damgasına vuran ekip, kendi ligerinin normal sezonlarını 2001’de ikinci, 2003’te üçüncü, 2004’te birinci, 2005’te ikinci, 2008’de birinci, 2009’da üçüncü ve 2010’da ikinci bitirdiler. 2006’da beşinci bitirdikleri normal sezonda Fransa şampiyonu oldular. 2004 ve 2009’da Fransa Kupası’nı kazandılar. Fransa basketbolu dendiği vakit son dönemde öne çıkan Le Mans’ın geçmiş kadrolarında Kenny Gregory, Sandro Nicevic, Nicholas Batum ve Yannick Bokolo gibi etkileyici kariyerlere sahip isimler vardı. Hüseyin Beşok’un da bir dönem Le Mans’da forma giydiğini belirtmek isterim.

Bu dönemde katıldıkları Avrupa kupalarındaki performanslarına baktığımızda ise, 2000’li yıllarda 2 sezon haricinde (2002-2003 ve 2004-2005) Avrupa kupalarına katıldıklarını görüyoruz. 2006’den itibaren Euroleage’de mücadele eden ekip, bu kupada hep ilk tur gruplarının son sıralarında yer aldı. Geçen sezon Euroleage ön elemelerinde Banvit ile eşleşen Le Mans, iki maçtan da galip gelerek ikinci ön elemeye kaldı, ikinci ön elemede rakibi kendi ülkesinden ASVEL idi, ilk maçı kendi evinde 10 farkla kazandı, ikinci maçı deplasmanda 8 farkla kaybetse de Euroleague’de oynamak için üçüncü eleme turuna kaldı. Bu turda karşılaştıkları Khimiky’e kendi evinde 14 farkla yenilen Le Mans, deplasmanda da 11 farklı mağlubiyet alıp yoluna Eurocup’tan devam etti. Eurocup’ta Banvit’in olduğu gruba düşen Le Mans ilk turda oynadığı 6 maçın 4 tanesini kazanıp Top16’ya kaldı. Top16’da ise 6 maçta sadece 2 galibiyet alabildi ve elendi. Bu maçların sonuçlarını yazmak gerekirse; deplasmanda Banvit’e 8 farklı mağlubiyet, iç sahada EWE Baskets’e 24 sayılık galibiyet, deplasmanda Unics’e 4 sayılık galibiyet, iç sahada Unics’e 33 sayılık mağlubiyet, iç sahada Banvit’e 8 sayılık galibiyet, deplasmanda EWE Baskets’e 2 sayılık galibiyet, deplasmanda Goettingen’e 4 sayılık mağlubiyet, iç sahada Aris’e 15 sayılık galibiyet, deplasmanda Budivelny’e 6 sayılık mağlubiyet, iç sahada Budivelnyk’e 5 sayılık mağlubiyet, içerde Goettingen’e 6 sayılık mağlubiyet ve deplasmanda Aris’e 5 sayılık galibiyet.

2010-2011 sezonunda Avrupa’daki performansı yukardaki gibiyken, Euroleague’e katılamaması sonrasında psikolojik olarak bozguna uğrayan Le Mans, ligi oldukça kötü bir performansla sezonu sekizinci sırada 14 galibiyet, 16 mağlubiyet ile tamamladı. Bu performansı ile girdiği playoff’larda ilk turda Erman Kunter’in takımı olan Cholet ile eşleşen Le Mans, seriden 2-0 mağlup ayrılarak sezonu kapadı. İç sahada oynadığı 15 maçta sadece 7 galibiyet alabilen Le Mans, bu kötü sezonu unutturmak adına 2011-2012 sezonuna oldukça iddaalı giriyor.
Henüz transfer sezonu içersinde olmamıza rağmen kadrosuna baktığımızda Alex Acker, Mihalis Kakiouzis, Paulo Batista gibi etkili isimler bulunan Le Mans, 3 numarada Amerikalı oyuncuları Benjamin Dewar ile de oldukça etkili dış tehdit oluşturuyor.

Maçlarını 6.000 kişilk Antares Arena’da oynayan turuncu morlu ekip, maç biletlerini 8 ile 25 Euro arasında belirliyor (2010-2011 sezonu için rakamlar bu şekildeydi). Genel Fransız seyircisine sahip olan takımın taraftarları, maç içersindeki gidişata göre devreye giriyorlar fakat, bizim bildiğimiz anlamda ateşli bir taraftar destekleri yok.

Takıma baktığımızda geçen seneden sonra bu sene çok daha iddalı olduklarını kendileri de açıklıyor. Buna bağlı olarak da özellikle Avrupa’da kötü süpriz almak isteyemen Le Mans’ı saf dışı bırakmak için iç sahada taraftar avantajımızı da kullanarak çift haneli bir galibiyet almamız gerektiğine inanıyorum. Kendi sahalarında yenilmeyecek bir ekip olmamasına rağmen, işi ikinci maça bırakmak riskli olacaktır.

Kadro yapıları tamamen hem bizim hem onlar adına tamamlanmadan daha fazla yorum yapmanın sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. İlk maç 27 Eylül’de, ikinci maç ise 4 Ekim’de oynanacak.
Kafsinkaf.org / Erinç Atilla

ÜST TARAFA DÖN